1. video oyunları aleminin dahi adamı (bkz: sid meier) ’in seri oyunudur.

    oyun “civilization” adıyla ilk olarak 1991 yılında microprose tarafından piyasaya sunuldu. aynı dönem aynı isimli “board” oyunu da yapılmıştı. 1996 yılında oyunun ikincisi olan “civilization ıı” piyasaya adımını attı. bu dönemde finansal sıkıntılardan dolayı microprose firması spectrum tarafından satın alındı ve sonrasında anlaşmazlıklar ve sonunda sid meier kendi kurduğu firma olan firaxis ile yoluna devam etti. 2001 yılında serinin üçüncü oyunu olan “civilization ııı” piyasaya çıktı. bu arada firmalar alındılar, satıldılar; fakat oyunun yapımcıları değişmedi. 2004 yılında serinin “civilization ıv” isimli oyunu çıktı ve 2010 yılında da son oyun olan “civilization v” piyasaya sürülmüştü.

    oyundaki amaç; belirlenmiş bir harita üzerinde başlangıç olarak verilen “settler” ile bir şehir kurmak ve şehri zamanla eyalete, ülkeye ve hatta imparatorluğa dönüştürmektir. oyun verilen emirler doğrultusunda “turn base” yani turlu şekilde ilerler. oyunu kazanmak birden farklı şekilde gerçekleşir; “conquer” tüm şehirleri ele geçir; “cultural domination” kültürel olarak üstünlük (nasıl olduğunu anlatıcam); “space victory” uzaya mekik gönderme gibi.

    oyun m.ö. 4000 yılında başlar ve bu dönemlerdeki tüm yeni gelişmeleri sırayla bulmanız ve hatta bazen sırasız olarak bulmanız gerekecektir. örneğin; su taşımacılığını bulmadan “aquaduct” yapamaz ve tarlaları sulayamazsınız. ya da; “railroad” keşfetmeden şehirler arasına raylar kuramaz ve lojistiği kolaylaştıramazsınız. kağıdı, çömlek işçiliğini bulacak ve uygarlığı inşa edeceksiniz.

    oyunda birbirinden farklı özelliklere sahip uygarlıklar vardır ki, bunların hepsi gerçek uygarlıklardır. örneğin; ispanyollar, portekizliler denizle ilgili gelişimlerde iyidirler. osmanlılar savaşçıdırlar. ingilizler politiktir, almanlar sanayi uzmanıdırlar, moğollar yavaş büyür ama uzun yaşarlar vb. özellikler önceden bu uygarlıklara tanımlanmıştır. bu yüzden başlamadan önce uygarlıkları tanımak ve özelliklerine göre oynamak gerekir.

    “settler” tarafından kurulan şehir haritamızda belli bir büyüklükte bir kare içinde görünür. örneğin; başlangıç şehri 2x2 büyüklüğündedir. bu kare içerisinde haritanın gelişigüzel sunduğu kaynaklar vardır. balık, mısır, taş, altın, gümüş, uranyum, petrol vb. kaynaklar belli malları üretimi için gereklidirler. bu anlamda hangi kaynağın hangi ürünün üretilmesinde kullanıldığını da bilmek gerekir. örneğin; mısır tarlası olan bir şehirde ekmek üretimi yani tarım olacaktır. bu şehirde herhangi bir metal kaynak olmadıkça askeri araçlar üretilemez ya da üretim çok uzun sürer. bu durum stratejilerin yapılmasına olanak sağlar. birbirine komşu şehirlerinizin neler ürettiğini ve nelere ihtiyaçları olduğunu bilmeniz gerekir. tabii ihtiyacınız olan kaynaklara rakiplerinizden satın alarak da ulaşabilirsiniz.

    oyundaki üretim mekanizması sebebiyle oyun sonu da farklılaşabiliyor. yabancı bir uygarlığa komşu olan şehirleriniz zamanla imkanları daha iyiyse o tarafa geçiyorlar. yani şehir yavaş yavaş popülasyon kaybına uğruyor. ve hatta komplesini bile kaybedebiliyorsunuz. tam tersi sizin için de geçerli. daha refah içinde olan şehir insan çekiyor ve komşu olduğu şehri de kendi sınırlarına katabiliyor. savaşmadan kazanmak da tam budur işte. bu anlamda şehri askerlerle donatmak ile kütüphaneyi kitap doldurmak arasında seçim yapılmalıdır. komşularınızın özellikleri de bu durumda önemlidir; çünkü osmanlı bir komşuyu kültürel olarak etkileyemeyebilirsiniz. her şekilde sizi kesecektir; fakat asker fazlası ile kavgaya engel olabilirsiniz. ispanyol bir şehre deniz üstünlüğü kurmak gereksizdir; fakat portekizlileri kültürel olarak etki altına almak mantıklı olabilir.

    sid meier’in son oyunu olan “civilization v” paketinin eklentisi olan “beyond the sword” oyununda yeni bir özellik göze çarpıyor. tüm oyunlarda şehirlerin ana menü ekranlarına girip şehir popülasyonunu, üretimi, eğlence ve asker gibi ayrıntıları görebiliyor ve hatta bunları değiştirebiliyoruz. yeni bir özellik olarak gelen ise “din” öğesi. zamanı geldiğinde-ki gelişim ağacını siz belirleyebiliyorsunuz-din ortaya çıkıyor. zamanla şehirlerinize yayılan dinler faklı özelliklere sahip. örneğin; birinde üretim süresi azalıyor. işçiler daha kısa zamanda iş bitiriyorlar. birinde ise kasadaki para katlanıyor. insanlar bağışta bulunuyorlar. birinde de insanlar çok rahatlar. savaşmıyorlar. ama kültürel olarak çok hızlı büyüyorlar. din zamanla rakiplere de sıçrıyor ya da sizin ürettiğiniz din adamları-misyonerler sayesinde rakiplerinize ulaşıyor. aynı dini kabul eden iki uygarlık arasındaki ticaret daha ucuz ve kolay olabiliyor. aynı dine mensup uygarlıklar askeri ittifakları daha kolay yapabiliyorlar.

    bu noktada “kültürel üstünlük” yani “cultural domination” ortaya çıkıyor. şehirlerde kurulan binaların her birinin farklı getirileri var. örneğin; “granary” tahıl deposu şehrin yiyecek ihtiyacını karşılamaya destek oluyor. dolayısıyla şehir menüsündeki yiyecek üretimi hanesine +1 oluyor. şehirde kurulan tiyatro “entertainment” eğlence hanesine eklenti sağlıyor. “library” kütüphane de tahmin edileceği gibi kültür hanesine eklenti yapıyor. kültürel ya da üretimsel ya da askeri yapıları diğerilerine göre daha fazla yaparsanız şehir o konuda uzmanlaşıyor. bir şehir sadece askeri binalardan oluşuyorsa o şehirde yetiştirilen askerler daha güçlü ve kısa sürede üretiliyorlar. oyun sonu kategorilerinden olan “cultural domination” kültürel üstünlük de tüm şehirlerdeki-tek şehirde değil-kültür üreten binaların baskın olması anlamına geliyor. bir süre sonra kültürel olarak baskın olan şehirler rakip şehirlerden insanları çekiyor. ve sonunda rakiplerde yaşayan insan kalmıyor. bu da “kansız zafer” anlamına geliyor. bu şekildeki kazanma oldukça zor. oyunu sırf kültürel üstünlük kurmak için oynamak da anlamsız; fakat yine de az da olsa kültürel binalar kurmak gerekiyor. yoksa bizim insanlarımız rakibe kaçıyor.

    m.s. 1945 yılına gelindiğinde-ki hala hayatta iseniz-birleşmiş milletler kuruluyor. bunun kurulması da uygarlıklardan birinin yapması gereken bir gelişme. o tarihte teknolojisi ve kültürel donanımı yeterli olan bu yapıyı oluşturuyor. tüm uygarlıklar otomatik olarak bu oluşuma katılıyorlar. herhangi bir saldırı durumunda saldıran uygarlık oluşumdan ayrılıyor ve üye olan diğer uygarlıklar beraberce cephe oluşturuyorlar. tabii bu cephe genellikle askeri olarak güçlü olan uygarlığın komutanlığında oluşuyor. dönem dönem bir uygarlık birleşmiş milletlere başkanlık yapıyor. her başkanlık seçiminde oy çokluğu ya da oy birliği gerekiyor. oy çokluğu durumunda bir yaptırım yok; fakat oy birliği ile yani herkesin oyunu alan uygarlık oyunu bitiriyor. bu da “diplomatic victory” diplomatik zafer kabul ediliyor.

    oyunda bir de “campaign” ve “single player” dışında bir de “mod” bölümü var. bu bölümde gerçek tarihi olayları tekrar canlandırıyorsunuz. örneğin; ıı. dünya savaşı avrupasında almanya, polonya, rusya vb. ülkelerden seçip avrupa’yı ele geçirmeye çalışıyoruz. “mod” bölümlerinde bir görev verilir ve şehirler belli bir aşamaya kadar büyümüştür. örneğin; dünya savaşı modunda almanya şehirleri sürekli panzer üretmektedir. tabii isterseniz üretim sırasını değiştirebilirsiniz. örneğin; ben bir modu oynarken almanların silah üretimini durdurdum ve tahıl üretimine geçtim. beş yıl içinde tüm avrupa almanların tahıl ambarlarına bağımlı hale geldiler. ve sonunda avrupayı ele geçirdim; yani herkesi tahıla bağladım ve kansız bir şekilde tarihi değiştirdim. her zaman bu anlattığım gibi olmayabilir. çünkü rakipler sizi savaşa zorlayabilirler bir iki şehrinizi işgal ederek.

    oyunun ilk versiyonlarındaki iki boyutlu harita ileriki yıllarda yerini üç boyuta bırakmıştır ki, çoğu civ (oyuncular arasındaki kısa adıdır) oyuncusu üç boyuttan hoşnut olmamışlardır. oyun yine de “turn-base” turlu oyunlar aleminin hala zirvelerinde yerini korumaktadır.

    civ resmi sitesi
    civ v sitesi
    facebook civ sayfası
  2. civ 5i aldım yükledim oynadım ve beni tamamen mutlu etti. strateji severleri kolaylıkla bağımlı yapabilecek seviyede bir oyun. hatta bununla ilgili bir video da çekmişler.

    (bkz: welcome to civanon)

    ayrıca oyun müzikleri, osmanlının oyuna ek paket olarak değil de main olarak eklenmesi, mehter marşı ve süleymanın oyuna giriş yazısı eşsiz.
    kup
  3. 5. oyunu, strateji oyunlarının şahı olan oyundur. buradan augustus caesar'a selamlar.
  4. sıra tabanlı strateji oyunları arasında tüm zamanların en iyi oyunlarından biridir. serinin en sevdiğim oyunu civilization iv’tür. özellikle warlords ve beyond the sword eklenti paketleriyle sağladığı ayrıntılı yönetim ve taktik imkânı oyunu çok daha eğlenceli hâle getiriyor. bu resmî eklenti paketlerinin haricinde oyunun hayranları tarafından hazırlanan birçok başka eklenti paketi de çeşitli hayran sitelerinden edinilebiliyor. birçok modu denedim ama içlerinden en çok alman hayranlarının hazırladığı base modunu beğendim. bu modda birçok yeni lider, medeniyet, teknoloji, askerî birim vs. eklenmiş ve böylece oyunun verdiği keyif kat kat artıyor.
  5. oynadığım en güzel strateji oyunudur .az aksiyon bol strateji europa universalis 4 ten daha zavklidir aslında tarzları yakın birbirine fakat eu4 te daha az aksiyon daha çok siyaset vardır ama civ 5 seni daha fazla sarar,ülkeyi geliştirmek için binbir türlü şekil şukul yaparsın ama barbarın biri gelir işcini kaçırır sonra diğer ülkelerden bir adım geride kalırsın ama başladığın yerde tabi oyun için önemlidir production mu kasacaksın yoksa food mu yoksa gold or science bunlara göre oyun zaten şekilleniyor oyun gerçekten güzel fakat bir handicapı var oda ya sağlam bir bilgisayarınız olacak yada bu turn ilerledikçe turnlerin yavaş akmaya başlaması insanı çileden çıkarıyor
  6. yaşlanmanın en kötü tarafı bu oyundur benim için. artık zamanım yok.
    yeniden zamanım olduğunda inşallah oynayabilirim.
    (bkz: one more turn)