• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (5.50)
sıfır - tunç kılınç
hayatın senin için ayarladığı randevudan habersiz, "bana bir şey olmaz!" der ve hızla gidersin ya hani dünyanın dikine...

öyle gidiyorum işte!

neyin peşindeyim, bilmiyorum! "her nerede değilsem, orada mutlu olacakmışım gibi geliyor" diyen baudelaire gibi, sıkıştığım yerde bunaldım ve artık olmadığım yeri mi merak ediyorum?

peponi!

burada, "hatalarıyla bütünlüğü yakalayabilen bir insan" olduğum duygusu hâkim. hayatıma dair ne varsa bilindiğini, anlaşıldığımı ve en önemlisi yargılanmadığımı hissediyorum. bu, kendimle barışık olma halimin en zirve noktası.

burada einstein var; steve jobs, benjamin button, andy warhol var... yetmez! anne ve babasına "sevmek yeter sandınız!" diyen büyüme sancıları içindeki genç var. v for vendatta var, fight club var; süveyda, erhan, bilge var. ancak daha önemlisi sen varsın, ben varım, hepimiz varız. hâlâ yetmedi mi? o zaman sevgilin var, kardeşin var, annen baban var.

gören gözlere, duyan kulaklara, dokunan tenlere...

sıfır!

"bir ömre birden çok hayat sığar" diyen hepimize.
  1. bu kitabın böyle güzel olmasını hiç beklemiyordum açıkçası. bir arkadaşım aracılığıyla haberdar oldum kendisinden. bir çok saçma sapan 'çok satan' kitabın arasında, tertemiz kapağıyla bana bakıyordu. düşünmeden aldım. bir insan kitabının ismini neden sifir koyar ki diye düşünüyordum açıkçası. okuduktan sonra, anladım...

    aslında hayatı sorgulayan, kendini bulmaya çalışan ve buna uğraşırken müzikten, felsefeden, psikolojiden, sosyolojiden ve sanattan yardım alan bir karakterin hikayesi diyebilirim. kitapta 'peponi' denen cennet-vari bir yerde sıkışmış, yaşam ile ölüm arasında mekik dokuyan ve bunu yaparken bir çok önemli insanlar tanışıp hikayelerini dinleyen bir karakter var. acaba kendisi mi, diye sormadan edemedim.

    kitapla ilgili çok da güzel bir eleştiri yazısı yazılmış. içinde kendi playlistini bulunduran kitap diye de ironik bir yaklaşım unutulmamış. şuradan siz de okuyabilirsiniz.

    ne kadar inanırsınız bilmem ama ben, her yeni bir kitabı bitirdiğimde aydınlanmış ve kendime daha yaklaşmış hissederim. özellikle bu tip kitaplar, bana kendi ruh dünyamda bambaşka kapılar açar. işte bu kitap da her okuduğum bölümde beni düşünden düşünceye uçurdu. bazı bölümlerden sonra o kadar fazla kafa yordum ki, kitabı normal bir sürenin çok daha üzerinde bitirebildim. kitap size değişik durumlardan bahsederken, samimi anlatımıyla çoğu yerde yüzünüze büyük bir gülümseme konduracak, eminim.

    bir süre sonra yeniden okumayı düşünüyorum çünkü yazdığı konular, öyle iki dakikada algılayıp da cevaplarını bulabileceğiniz şeyler değil. insan zaten kendine hep yabancı! olay sadece varolmak değil, yaşamayı bulmak derler ya hani; işte bu kitapta yazanlar bana hayatımı derince sorgulattı. peponi'ye gidesim gelmedi değil hani!

    bu yazımı okursanız, kitabı okuduktan sonra ''faili meçhul kıyak'' mevzusunu hayatınıza yerleştirmeyi sakın unutmayın e mi? harika bir fikir! ne olduğunu merak ettiyseniz, yapacak bir şey yok okumaktan başka...
  2. yüksek beklentilerle okunmaması gereken bir eser. bana hediye edildi, biraz da içinde bulunduğum ruh haliyle hemen okumaya daldım. internette izleyebileceğiniz ilham verici konuşmaların, motivasyonel kurmaca ya da gerçek hikayelerin yapıştırıcı görevi gören bir kurgu ile bir araya getirilmesinden ibaret. hayatınızda büyük bir değişiklik yaratacağını sanmıyorum (ki yazarın da öyle bir iddiası yok); belki birkaç konuya biraz daha farklı bakmanızı sağlayabilir.
  3. yazarın düşsel gezisinde başından geçenler olarak özetlenebilir. konuşuluyordu, merak edip okudum ve sıkıldım. dizüstü edebiyat diye bir şey çıkarttılar, ondan bir kitap yazmış, gayet boş zamanda okunabilecek. yaptığı konuşma kitabından daha başarılı olan yazarın eseridir. tedx reset konuşmasını izleyin ama.