1. aşiri derecede sıkılmam sonucu kökenini düşündüren eylem. sıkılmak ne ola ki sahiden? fizyolojik bir olay mı, yapacak işi olmamak mı, boş zaman geçirmek mi?

    tdk'dan kelime anlamına bakayım dedim, şu yazıyordu:

    !---- spoiler ----!

     select maddeid, ciltid, madde, maddekli, asilk, asilkelim, bakin, anlam from derszlk where asilkelim like 'sıkılmak'

    !---- spoiler ----!

    ilginç tabi. tdk'nın sql şeysi bozulmuş anlaşılan. ayrıca o değişken isimleri ne öyle, tohumuna para mı saydınız... tek başımıza devam edelim biz en iyisi.

    her ne zaman boşu boşuna bir şey ile uğraştığımı hissetsem içime sıkıntı geliyor. bazı insanlar uzaya roket yollayıp dik biçimde geri indiriyorlar, bazıları kansere çare üretiyor... ben ne yapıyorum peki, öylece oturuyorum. o ne yapıyor? kahvede okey oynuyor. afilli bilimsel şeylerden yapmak istesem de yapabiliyor muyum? çok zor. bunlardan haberim olmasa belki sıkıntım geçerdi. öğrendiğimizi geri sardıramıyoruz lakin. 1500 yılında yaşayıp otobüs şoförü olmayı istemek gibi. asla olmayacak öyle bir şey ama insan istiyor işte. belki de o adam dünyanın en iyi otobüs şoförü olacaktı ama otobüs icat olunmadığı olamadı. sonsuz sıkıntı...

    sanırım bu kelimeyi bu anlamda kullanıyoruz: "o an yapmak istediğimiz şeyleri yapamamak". öyle ya; yapmak istediğimiz şeyi yapsak hiç sıkılmazdık.

    e madem öyle, neden sıkıldığımız anda kalkıp yapmayı sevdiğimiz bir şeyi yapmiyoruz? böylece sıkıntımız geçer hem. kitap okunabilir, film izlenebilir... ama onu da yapası gelmiyor insanın, hoşuna gitse de o an gitmiyor. olmuyor bir şekilde. sıkıntı içinde bi 30 dakika evrenin en absürt anları yaşanıyor.

    bence bir insan için yaratıcı ve üretken zamanlar bu zamanlar oluyor. düşünsenize, aşırı sıkılan bir insan olmadıktan sonra (bkz: dönüşüm - franz kafka) gibi bir eseri ortaya çıkarmak mümkün müdür? acaba onlar da mı çok sıkılıyorlardı... üstelik ben hiç mutlu mesut yaşayan büyük edebiyatçı görmedim. bu da mı tesadüf? hepsinde bir sıkıntı, bir karartı var.

    rönesans bile bu olaydan dolayı doğmuş olabilir yahu. düşünsenize yaşam standardınız artmış, kilise artık üstünüze binmiyor. paranız var. amerikadan kasa kasa altın geliyor. karnınız doydu. ee şimdi? eskiden her gün yaşama mücadelesi veriyorduk, şimdi yemek derdimiz yok, ne yapalım? bir sürü boş zamanları var. canları sıkılıyor tabi. o an "şu kitabı açıp okusam ya ben ya" veya "şu tepeler güzel görünüyor, çizebilir miyik acaba..." veya "acaba tanrı gerçekten var mı? evrensel ahlak var mı?" diyen insanlar sayesinde mi doğdu rönesans acaba?

    yoksa bu sanayi devriminden sonra da mı böyle oldu? karnı doyan zengin insanlar artık çalışmadan fabrikaları sayesinde bütün gün boş boş gezebilirlerdi. e sıkıldılar. felsefeye, sanata, bilime sardılar. onların sanata ve bilime ayırdıkları para sayesinde sanatçı da zenginleşti bir şeyler oldu demek...

    şimdi, 21. yüzyıldayız. ne yapıyoruz? karnımız tok, zamanımız da var.

    ne yapıyoruz?
  2. pazar günü erkenden uyanan olarak hissettiğim.
  3. sıkılmak bir isyan şekli(mi)dir.
  4. zamanın amansızlığıyla amaçsızlaşan her an.
  5. zihinsel (doğru kelime psikolojik de olabilir ama sanmıyorum) olarak başlayıp, saatlerin geçmesiyle insanın etrafında maddeleşen olgu, durum, "şey".
    dag
  6. hangi eylem sırasında hissederseniz hissedin vakit kaybettiğinizin resmidir.
  7. yarım saat önceden bu yana sadece bir dakika geçti..