1. sınava yaklaştıkça artan sınav korkusunun beraberinde getirdiği negatif enerji...
    edith: benimle birlikte ygs'ye girecek tüm kardeşlerime başarılar diliyorum.
  2. belli bir çizgide devam eden hayatın, sınav sonucuna göre değişeceği düşüncesiyle homoistasis denen iç dengesini kaybetmesidir.
    organizma dengede kalmak ister. vücut ısısı, hormonal yapısı, metabolizması, solunum ve dolaşım yapısı, iç dengeyi korumak için çalışır.
    stres sürekli olduğunda anksiyeteye yol açar. kaygılı ve endişeli bir kişilik yapısı sürekli olduğunda ise anksiyete kronikleşir. kronik anksiyete kişinin kendi çabası ile baş edebileceği bir durum değildir, tedavi edilmelidir. (bkz: http://youreads.net/yorum/76860)
  3. bende belli bir aşamadan sonra sınava çalışmamak ama başka bir şey de yapmamak olarak beliriyor. okun yayda gerilmesi gibi ya hak ! diye fırlatılmayı beklemektir.
    abi
  4. asgari miktarda olduğunda motive edici olduğunu düşünüyorum. kimisi bu yüzden fenalık geçiriyor ama o heyecan kaygı karışımı duygu da olmazsa olmaz.
    sezgi
  5. neo-liberal politikalarla birlikte piyasa mantığı içinde tanımlanmaya başlanan ve yöntem ve içeriğinin belirlenmesinde piyasanın ihtiyaçlarının göz önüne alınması gerekliliğine vurgu yapılan eğitim, bireylerin kendilerini geliştirmesi ve gerçekleştirmesine, insani zenginleşmeye katkıda bulunmak amacından epeyce uzaklaşmıştır. söz konusu politikalarla birlikte eğitim temelde istihdam sorunuyla ilişkilendirilerek ele alınmaya başlanmıştır.

    kabul etmek gerekir ki, şu anda tüm dünya ekonomisi bir kriz içinde. artık öyle kariyerler falan yok, sadece işler var, son derece esnek, güvencesiz, her an değişebilir. her zaman risk vardı; ama şu anda gündelik hayattaki bireyciliği güçlendiren bir başka durum ise, insanların toplumsallığı düşünmelerine fırsat vermeyecek kadar risklerin artmış olması. son derece istikrarsız, seni hiçbir şekilde dikkate almayan bir ekonomide, bu tür şeylere girişmek gençlerde endişe yaratmaktadır.

    üstelik bu istikrarsız ekonomide bir meslek sahibi olabilmek için öğrenciler standartlaştırılmış belli sınavlardan geçmek zorundadırlar. özel programlar, akademik burslar, yüksek lisans programları (ya da hukuk okulu, tıp okulu vs.) ve gelecekte edinilecek işler gibi şeylere kabul, en azından kısmen, iyi notlara bağlı olduğu için öğrenciler nadiren sınav olmaya ve notlanmaya karşı rahat ve kayıtsız bir tutum alabilirler. tersine, şaşırtıcı olmayan bir biçimde, sınav ve sınav öncesi zaman çoğunlukla stres dolu ve farklı düzeylerde kaygının yaşandığı dönemlerdir.
    üstelik öğrenciler (ve hocalar) bir not hiyerarşisine, sıralamaya alışkın oldukları için değerlendirmenin yapısı rekabeti körükler. mesele sadece öğrencilerin metinleri iyi anlamaları ve iyi notlar almaları değildir, arkadaşlarından daha iyi notlar almaları gerektiği telkin edilir. uçlaştırılırsa böylesi bir rekabet, hiyerarşi içinde kendi pozisyonunun sarsılması korkusundan başkalarına yardım etmeyi kişisel olarak reddetme gibi yabancılaştırıcı davranışlar doğurabilir.

    *bu entry cleaver, apple ve sağıroğlu'nun makalelerinden derlenmiştir.
  6. gastrit, dert, üzüntü sahibi olmama neden olan, uyutmayan problemim.
  7. gelecek kaygısına eşit olan durumdur.

    tabii -bence- bunun sınav esnasında yararı veya zararı yoktur. bu kaygıdan dolayı kendini kötüye veya iyiye koşullandırma durumu ise bundan farklı bir konu olmasına rağmen aynı olduğu düşünülür.
  8. başarma ya da başarısızlık kaygısı kişiyi motive edip, çalışmasını, çabalamasını sağlıyorsa, daha motive, konsantre, kararlı hale getiriyorsa bu kaygı elbette olumlu bir kaygı.

    fakat kaygı kişinin daha verimsiz, daha az çalışmasına neden oluyorsa hatta hiç çalışmamasına, koy vermesine sebep oluyorsa bu kaygı yönetilemeyen olumsuz bir kaygı.