• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.10)
sineklerin tanrısı - william golding
"sineklerin tanrısı", günümüzde bir atom savaşı sırasında, ıssız bir adaya düşen bir avuç okul çocuğunun, geldikleri dünyanın bütün uygar törelerinden uzaklaşarak, insan yaradılışının temelindeki korkunç bir gerçeği ortaya koymalarını dile getirir. konusu, r. m. ballantyne'ın mercan adası gibi eşsiz bir mercan adasının cenneti andıran ortamında başlayan bu roman, çağdaş toplumlardaki çöküntünün, insan yaradılışındaki köklerini gözönüne sermek amacıyla mercan adası'ndaki duygusal iyimserlikten apayrı bir yönde gelişir. uygar insanın yüreğinde gizlenen karanlığı deşerken "sineklerin tanrısı"; daha çok conrad'ın kısa romanı "karanlığın yüreği"ni andırır. golding'in romanındaki çocuklar da başlangıçta tıpkı kurtz gibi, uygar toplumun baskılarından uzak bir örnek düzen kurmak isterlerken, gitgide hayvanlaşır, korkunç bir kişiliğe bürünürler. bu yönüyle sineklerin tanrısı'nın mercan adası ile öbür ıssız ada serüvenlerinden ayrıldığı en önemli nokta, ıssız ada yaşamının çetin güçlüklerini ya da mutluluğunu anlatmaktan daha çok, bir insanlık durumunu, kişiler arasındaki çatışma aracılığıyla ortaya koymaya çalışmasıdır.
  1. nobel odullu yazar william golding'in 1954 yilinda yazdigi distopik roman. mercan adasi ile ironik bir sekilde dalga gecer. hatta kitabin iki karakterine verdigi ralph ve jack adlarini mercan adasi kitabindan almistir.
    cocuklar icin bir eglence olarak baslayan bu issiz ada seruveni kitabin ilerleyen asamalarinda bir guc savasina donusur. anlatilmak istenen seylerin masum diye adlandirdigimiz cocuklar uzerinden anlatmasi kitabin vuruculugunu arttirir.
    jack'in liderliginde avlanma ve solenlerin sevincine kapilan cocuklarin degisimi korkutucudur. bazi seyler hic degismiyor. mesela bazi ucuncu dunya ulkesi liderleri halklarini makarna, komur yardimi ile yonetiyor .neyse, bu da baska bir yazinin konus.
    birlesmis ve sagduyundan uzak kitlenin, sagduyuyu ve mantigi korumaya calisan azinliga, davranislarini cok guzel anlatiyor.
    son bir hatirlatma yapayim. okuyali epey oldu. kimin cevirisiydi hatirlamiyorum. sanirim mina urgan'in olmasi lazim. on sozu okumayin. kitabin tamamini neredeyse on sozde anlatmis. keyfiniz kacmasin.
  2. mine urgan bu kitaptan 'bir romandan ziyade uzun bir alegori' diye bahseder. bir tarafta maskeler altına gizlenmis iktidar ve faşizm, diğer tarafta akıl, vicdan ve sağduyu. ve birinin diğeri üzerine nasıl tahakküm kurmaya çalıştığını, kendinden olmayanı yok etme güdüsüyle nasıl canavarlaştığını, bu süreci çocuklar üzerinden anlatan, bir nevi güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır sözünün tezahürü olan bir kitap. mine urgan'ın sonsözünden bi alıntıyla bitirelim'… çocukların tertemiz birer melek oldukları konusunda, yanlış olduğu kadar da yaygın olan bir inanç vardır. oysa kendi çocukluğuna ve yakından tanıdığı çocuklara duygusallıktan arınmış gerçekçi bir gözle bakabilenler, çocukların küçük birer melek değil, tıpkı yetişkinler gibi birer insan olduklarını bilirler. …'
  3. mücadeleci demokrasinin önemine vurgu yapan, siyasi iktidarın dizginlenmesi gerektiğinin altını çizen; sosyal bilimler ve hukuk öğrencilerinin kesinlikle okuması gereken kitap.
  4. şüphesiz ki okuyup anlayanlar için çok büyük ibretler barındırır. okuduğum en iyi kitaplardan biridir. bir de domuzcuk'un askerleriyiz!
  5. (dikkat yazı spoiler içerir. )
    ikinci dünya savaşında bir deniz eri olarak pek çok yerde çarpışan; savaşın kan, vahşet ve acı dolu yüzünü yakından gören william golding'in son derece alegorik romanıdır.ilk eseridir ve yayınlamakta büyük zorluklar çekmiştir. çünkü hiçbir yayın evi başta bu kadar iç karatıcı , karamsar bir romanı yayımlamak istememiştir.ama yayınlanmış ve golding'e nobeli getirmiştir. ortaokuldan bildiğimiz robert ballantyne nin o ünlü mercan adası adlı romanına taslak olarak benzese de detaylarda adı geçen romanla zıt bir şekilde ilerlediğini görürüz. '' insan doğuştan iyi midir , yoksa kötü müdür '' sorunsalını kesinlikle düşünen golding in ikinci dünya savaşında gördüğü vahşeti de eklersek kitabı anlamada biraz daha ilerleyebiliriz. golding bir önceki soruya en azından romanında '' kötüdür '' cevabını vermiş gibi gözüküyor.roman bu evapla şekilleniyor. bir savaştan uçakla kurtarılıp , bu uçağın da kaza geçirip, içindeki çocukların ıssız adaya düşmesi ile başlar kitap.kurtulan çocuklar başta mercan adası nda olduğu gibi demokratik ve işbirliğine dayalı bir düzen kurmaya çalışırlar. ama zaman ilerledikçe ve bazı önemli olaylar geliştikçe bu düzen sadece birkaç çocuğun uyduğu bir fikirden ibaret hale gelir.uçağın adaya düşmesi öyle basit bir olayın değil , en temelde ''sonun başlangıcı'' olur. fazla spoiler vermeye gerek yok.okunması gerekiyor.son olarak kitapta beni dehşete düşüren iki şeyden bahsetmek isterim:
    -kitabın başlarında '' ıssız , medeniyetten uzak'' bir ada profili çizen golding in kahramanlarını kitabın sonunda buldurması .yani medeniyetten o kadar da uzakta olmayışları.
    -kabul edilebilir ki ıssız bir adada herkes vahşileşebilir. peki bu herkes arasında ''tüm saflık ve iyilik fikirlerimizi idealize ettiğimiz çocuklar'' da bulunabilir mi ? . kahramanları çocuklardan seçmekle bir daha karamsarlığa atar bizi golding .
    dlg
  6. insan özünde "masum" mudur davranışlarımızın ne kadarı içten ne kadarı medeniyete uyum sağlama maskesidir sorularını irdeleyen harika bir kitap ama ada mahsur kalan çocuklar ile jules verne eserleri ile paralel çocuk kitabı sanılmaması gereken güzel bir eser.
  7. bir ben mi beğenmedim yoksa bir ben mi sonuna kadar sabredemedim bilemiyorum.

    yaklaşık 50-60 sayfa okuyabildim zorla o da. çok sıkıcı geldi. konuşmalar gereksiz geldi çoğu yerde. sonuna kadar dayansam severdim belki. sevemedim. yarım bıraktım.
  8. ben ki nice kapkalın kitapların üstesinden gelmiş ben ki karamazov kardeşleri, suç ve cezayı göz açıp kapatıncaya kadar okumuş ben. bunu bitiremedim. kınamayın beni. özünde iyi kitaptır, tanıdıkça severim belki ama bitiremedim. nedeni de siyaseti sevmemem olabilir.
    biliq
  9. faşizmi, despotluğu, bazı korkuların gereksiz yere sınırladığı bizi insanı daha güzel anlatabilen bir kitap var mı ki?
    bu gün büyük dediğimiz ülkeler sanırım ileri demokrasiye bu kitaplar sayesinde ulaşmış.
    bir yazar bir kitapla köşe taşı ünvanını alabilir mi? işte bütün bunların cevabı bu kitap.
  10. bir adada kalan bir sürü çocuğun bir süre sonra çocuk masumiyetinden nasıl uzaklaştığını, içgüdülerinde var olan(bir arkadaşlar bunu tartışmıştık, o kötülük öğrenilir diyordu, bense vardır diyordum) kötülüğün, toplumsal baskılardan ve ahlak anlayışından uzaklaşılınca nasıl acımasızca ortaya çıktığını anlatan bir kitap. mercan adası kitabına bir gönderme olarak yazıldığı da iddia edilmiştir. bir kere zaten kitap bir mecara romanının çok ama çok ötesi, siyasi ve felsefik bir eser. kaldı ki siz kitabı okurken fark etmeseniz de(ben etmemiştim en azından) kitap bittikten sonra sonsözü okuduğunuzda kitaptaki karakterlerin aslında neleri simgeliyor olabileceğini görüp eserin ne kadar yoğun bir içeriğe sahip olduğunu fark edeceksiniz.

    internette ufak bir araştırma ile görebileceğiniz üzere bu kitap ile mercan adası çok karşılaştırılmıştır. hatta mercan adası' nın john locke' un(özetle, otoriteyi reddeder) devlet teorisini benimsediğini, sineklerin tanrısı' nın ise hobes' un(devletin varlığını savunur, düzen için güçlü bir devlet şarttır) görüşlerini desteklediği iddia edilir. belki bunları düşünerek yazmamışlardır ama ortaya çıkan hikayelere bakıldığında bu tespitler yerindedir.

    önemli bence; yeni baskılarda sonsöz olarak yer almış ama benim okuduğum baskıda önsöz olarak verilmişti bazı açıklamalar. olur da önsöze denk gelirseniz es geçin, kitabı bitirdikten sonra okuyun onları.

    kitap tek kelime ile harika.