1. devlet dairelerinde ve özel işletmelerde sıklıkla duyduğumuz veya duyabileceğimiz gerçekliği şüpheli olan durum. bu sözün tarihi de çok uzun değil maksimum 20 yıl.

    bir de en küçük sorunda "sistem yok beyefendi biraz bekleteceğiz sizi" dediklerinde belki internet kablon çıkmıştır baktın mı? hayır, çünkü o başkasının işi onun işi değil.

    acaba ilk kim "sistem yok" dedi?
  2. kamu düzeni dünyanın her yerinde hantaldır, bizim ülkemizde ise iki kat daha hantaldır. çünkü birileri sırtını devlete yaslayıp, emekli olmanın hayalinı kuruyordur. sistem olmaz, çünkü hiç bilgisayarı açıp kapatmak, internet kablosunu çıkartıp takmak, sistemin içerisinde bulunan otomasyon üzerinden yenile tuşuna basmak akıllarına gelse bile işlerine gelmez. neden yapmaz? çünkü devlet dairelerinin içerisinde sadece işi gücü bu ve buna benzer teknik işlere destek vermesi, varsa tamir edebileceği bir durum onu tamir etmesi için kadrolar vardır. dananın kuyruğunu kopartan kişi o kurumun şubesinin müdürüdür. çünkü kadrolara atanan memurlara vasfını, kendisini hangi alanlarda yetiştirdiğinı sormaz. verir en yoğun olan bölgeye. önüne koyarlar yeni atanmış memurun dağlarca işi , evrağı... müdüre yakın görüşte olanlar ise arkada daha pasif, çok fazla rahat edeceği yerlere geçerler genellikle öğleden sonra 3.00- 3.30 gibi de mesailerini bitirip giderler...
  3. bir gün bir devlet dairesine işimiz düştü ve o işlere bakan elemanla beraber ben de gittim. normalde gitmeme gerek yok, arkadaş halleder ama neden bilmem ben de gittim. büroksasisi bol, teknik bir iş ve öncesinde halledilen bir takim işler var o işler sirasiyla yapildi. son aşamaya geldik. o işe bakan memure hanımı sora sora bulduk, yanına gittik. şık, bakımlı, 20'lerinin 2. yarısında genç bir kadın. bilgisayara, sisteme bir şey işleyecek ve iş bitecek. hiç sıra yok, saat 11:30 a geliyor, öğle arası saat 12'de.

    gayet güler yüzlü, cana yakın, kibar ve saygılı bir şekilde bilgisayarı kapattığını, 1'den sonra yapabileceğini söyledi. kadının durumu normal değil, yüzünde güller açiyor, o kadar güler yüzlü ve kibar ki bu kadın çok güzel bir hayat yaşıyor olmalı, hiç bir derdi, tasası, sıkıntısı olmamalı dersiniz. ya da sadece benim halledebileceğim çok spesifik bir derdi, işi olması falan gerek. hem bir insan istese de bu dengeyi tutturamaz. doğal bir yeteneği olmalı bu konuda.

    ama saat henüz 11:30 olmamış ve mesai saat 12'de bitiyor. ben kibar bir şekilde çikişmayı düşünürken arkadaş beni dürttü. lafa girdi ve tamam hanımefendi o saatte geliriz falan dedi. eyvallah, didişmemiz gereken bir yer ama saat 11:30 bile değil ve mesai saat 12'de bitiyor. bilgisayar dediğin aletinde düğmesine basıyorsun, açılıyor işte. ne kadar sürebilir ki? arkadaşa ben gidiyorum, sen halledersin ama saat 1 olmadan burada ol ve bak bakalım bilgisayar ne kadar sürede açılacak dedim ve atladım arabama döndüm.

    yolda düşünüyorum. bilgisayar çok eski olabilir, kastırıyor olabilir. bir program, sistem de açılacak falan sonra hepsi kapanacak ama yarım saatten de fazla zaman var.

    arkadaş dönünce sordum. 2 dakika da açıldı sistem dedi.
  4. bu laf kamunun "sarı bez"idir. nerde tıkansa, ne zaman sıkışsa "sstemyok", "sstemgtti". "i" harfi bile kullanılmaktan aşınmıştır, o derece. kim bu "sstem"? mesai saatleri içinde nasıl yok oluyor, nere gidiyor? "sstem" olmak için kpss'den kaç puan almak gerekiyor? zira çok kebap iş.

    bunun esnafa yansımış versiyonu da "barkod sstemiyle çalışıyoz abla"dır. adam ne zaman pazarlıktan, indirimden kaçarsa "fiyatlar sstemde belli abla, barkod sstemi olduğu için değişiklik yapamayız" der, inandırıcılığını pekiştirsin diye dönen sandalyesini bilgisayara sürükler, sağ eli mouse'ın sol tık'ına gider, orda "yenile" yapar, bişeler eder, ekrana karşısında mynet haber değil de noam chomsky'nin kendisi varmış gibi ciddiyetle bakar. çünkü "barkod sstemi"nden indirim istenmez, onla pazarlık olmaz, ürünler fiyatlarıyla doğar ve "sstem"e sadık bir şekilde ölürler.

    entry'mi, bir zamanlar gelsenkirchen valiliğinde sayman olarak memuriyet etmiş, eski 657'lilerden nietzsche'nin pek bilinmeyen bir sözüyle bitirmek isterim:

    "sstem is dead"

    *