1. şüşa dile min şikest!*

    zafer ekin karabay içindir

    işte! patlayan parantez, sırayı bozan ölüm
    söndürüp ışıklarını karşıdan karşıya geçirmeye yarayan hayat
    bilinsin ve süssüz siyah bilinsin istiyorum
    mutlak bir ekip çalışmasıdır
    üç el oyuk bir yağış biçimidir ölüm

    demişken diyelim ve öyledir;
    olmayan davaların işi değildir divana kalmak
    ya da aşkın ara sokağında balkondan sarkmak
    çünkü çocuk oyuncağıdır harç taşımak
    taş toplamak, kuyu kazmak
    demişken diyelim ve öyledir

    işte! ben dolaylarında hayatını kaybeden eşim
    önce aşk, sonra ara sokağında taş taşıyan şüphe yani
    bilinsin ve süssüz siyah bilinsin istiyorum
    yok kimseye –makilerin orda- anlatacağım bir şey

    demişken diyelim ve öyledir
    hala şüphe taşıyor her taş
    süslü cami avlularında yalın ellere tapıyorum
    öldüğünü bilmeyen iplerden
    hala süslü siyah mektuplar alıyorum
    günlerdir –makilerin ordan- yazıyorum
    sigara ve kahveyi saymazsak evde yalnızım
    günlerdir söylüyorum
    sigara ve kahveyi saysak da evde yalnızım

    aslında günlerdir çok ileri gittiğim de söyleniyor
    ısrarla yüzündeki kışa benzediğim ya da
    kış dediğim aynamızın önünde elek
    günlerdir hoh taşıyorum
    taş topluyorum deliklerine
    yani ısrarla kuyuları güldürüyorum kendime

    işte! ben dolaylarında hayatını kaybeden hayat
    önce aşk, sonra ara sokağında taş taşıyan şüphe yani
    bilinsin ve süssüz siyah bilinsin istiyorum
    yok kimseye –makilerin orda- anlatacağım bir şey

    'içimdeki şişe kırıldı’
    annemin ölümü karşılama cümlesidir
    araf