• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (4.33)
Yazar elif şafak
siyah süt - elif şafak
bu kitap okunur okunmaz unutulmak için yazıldı. suya yazı yazar gibi..."siyah süt" kadınlığın, kadınların hayatının kasvetli ve karanlık ama son tahlilde geçici bir dönemiyle ilgili. birdenbire gelen ve geldiği gibi hızla dalgalar halinde çekile çekile giden bir haletiruhiye burada incelenen.bu haliyle elinizde tuttuğunuz kitap bir nevi tanıklık. otobiyografik bir roman.(...) annelik dünyanın en yaşanılası, en muhteşem lütuflarından biri; güzel ki hem de nasıl. aldığı tüm övgüleri fazlasıyla hak ediyor.öylesine benzersiz, öylesine kıymetli... aynı zamanda çetrefil, karmaşık ve kimi zaman hayli ağır.'siyah süt, cesur, şaşırtıcı, tılsımlı bir roman: bunca kötülüğün ortasında, bize umut veriyor elif şafak, dayanabilmek, direnebilmek ve sonra hayata, bir mucize gibi, yeniden başlayabilmek için.' selim ileri (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. her okuyan kadının üstüne uzun uzun düşüneceği bir kitap.

    "diyemiyorum ki:
    içim acıyor köpeğe. ona ve tüm kurdeleli terrier'lere. içim acıyor herkese ve her şeye. faniliğimiz, zayıflığımız, zaaflarımız. insan olmanın, insan olamamanın ağırlığı ciğerlerime doluyor. nefes alamıyorum.
  2. elif şafak'ın yazarlık yolculuğu bence reklamın getirilerini ve piyasanın ince oyunlarını öğrenmesi ile başka bir mecraya savrulan bir arabada. ara ara son hız, ara ara virajlarda yavaşlıyor. pinhan, mahrem, bit palas hatta baba ve piç ile aşk, siyah süt ya da iskender'i aynı yerden ele almak zor. çünkü yazarın durduğu yer değiştikçe okuyucunun gördüğü de aynı oranda değişiyor...aynı cümleleri kursanız da, aynı hikayeleri anlatmaya çalışsanız da artık hiçbir şey aynı değil; çünkü ne diyordu barış bıçakçı: "hiçbir şey göründüğü, hatta yaşandığı gibi değil! her şey hatırlandığı gibi."

    ana dilinin aslında türkçe olmadığına dair verdiği mesajları ile, ermeni meselesi üzerinden zamanında yarattığı mağdur edebiyatı ile (nedense bu ülkede kaleminden çıkan her kelime için bir dava açılmış gazeteciler - yazarlar pek görünmez) sonrasında mevlana aşkı! ile, çalıntı kitap kapakları - görselleri ile hatırlıyoruz...özel hayatına, eşine, kim olduklarına, türkiye'ye londra'nın hangi nezih semtinden baktıklarına girmenin lüzumu yok, bize ne!

    gel gelelim siyah süt, biz özelinden kaçalım, e hadi hatırlamayalım bunları dedikçe kendini okuyucunun gözüne gözüne zorla sokan bir denemesi elif şafak'ın. aşkı anlatırken mevlana'yı nasıl kullandığı ya da bilip bilmediği gibi bu kitap için de annelik - kadınlık üzerine kendisinin ne düşündüğü zerre umrumda olmaz aslında. hatta eleştirilecek bir taraf da bırakmazdı, kendi öznel süzgecinden geçirdikleri ile yoruma kapalıdır derdim...tabii normal şartlar altında.

    bu kitabı okumaya niyetlenecekseniz kendisinin kitabında yer verdiği adalet ağaoğlu ile olan buluşmasına ilişkin adalet ağaoğlu'ndan gelen cevabı arayıp bulmanızı ve okumanızı öneririm.

    bir kısmı şöyle:
    adalet ağaoğlu*: “en sonunda anlaşmışım ben onunla, ‘ne iyi doğurdun’ demişim, ‘fikrinizi değiştirdiniz mi’ demiş, ‘değiştirdim’ demişim. yani uzlaşma, mevlanalık oynuyor orada da. öyle bir şey olmadı. giderken ‘siz bebek mi bekliyorsunuz?’ dedim, kendisi hiç söylemedi, ‘belki’ dedi gitti. ben o gittikten sonra hamile olduğunu anladım. benden sakladı. o kitabı zaten yazmakta olduğunu sonra anladım. önceden çok iyi niyetli bulmuştum. o kendi romanına göre evirmiş çevirmiş, kendine göre bir şeyler yazmış.”

    çocuk da yaparım kariyer de demek için insanların hayatlarına girmek, olmamışı olmuş gibi göstermek, olanı olmamış, söylenmemişi söylenmiş gibi yazmak kurguyu aşıyor sanırım...biz buralarda buna başka bir şey diyoruz, yazarlık değil.
    mesut
  3. zaman kaybıdır.
    çünkü elif şafak mottosu "sizinle alay ediyorum." 'dur.