• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
siyasetname - nizamü'l-mülk
selçuklu sultanları alparslan ve melikşah'ın veziri olarak otuz yıl boyunca devlet yönetiminde söz sahibi oldu, görüşleriyle sultanların kararlarını etkiledi. siyasi bir suikasta kurban gitmesinden kısa bir süre önce hükümdarlık sanatı konusunda düşüncelerini kaleme aldı. melikşah'ın devlet yönetimi hakkında kapsamlı bir rapor istemesi üzerine yazılan siyasetname, nizamü'l-mülk'ün devlet adamı olarak deneyimlerini aktardığı bir el kitabı olmasının yanı sıra, edebi değeriyle de yüzyıllardır dikkati çeken bir eserdir. kaynak:idefix
  1. nizamü'l-mülk'ün siyasetnamesi, türklerin anadolu'ya girişi ile birlikte bu 'cahil'lerin el kitabı olacak olan eserdir. resmi ideoloji tartışmalarının demodeleştiği -zira buna muhalif olarak gelen en radikal iktidarın bile bu ideolojinin bayrak taşıyıcısı olduğu- bir dönemde, aslında nasıl oldu da bu en radikal resmi ideoloji karşıtları bile bu ideolojinin kümesine tünediler sorusunun cevabını içinde barındırıyor bu kitap. içinde mezhepçilik mi arıyorsunuz, var; devlet kadroları nasıl istenmeyen tüylerden kurtulur diye mi soruyorsunuz, o da var. tarihçilerin sevmediği ama türkçe okuyucunun en çok sevdiği şey olan kıssadan anakronik hisse çıkarma faaliyeti için gayet uygun bir eser. ama ne olursa olsun melikşah'ın talebi üzerine vezirlerince kendisine sunulan eserler arasından sadece bu acem beyefendisinin siyasetnamesinin günümüze kadar gelmesi, bence türklerin anadolu hakimiyetlerini baki kılmak için bu kitabı kılavuz edinmelerindendir.

    kitabın iş bankasından çıkan baskısının çevirmeni olan mehmet taha ayar metne oldukça hakim. özellikle önsözü siyaset-edebiyat ilişkisi hakkında düşünsel açılımlar sağlamasının yanı sıra gerek nizamü'l-mülk gerek siyasetname gerekse dönemin havasını özet bir biçimde sunmasını da başarıyor. türkçe'ye hakim olduğu bariz olan çevirmenin farsça'yı da bir o kadar iyi bildiğine kani oldum açıkçası.

    kitap fasıllardan oluşması dolayısıyla ayrı ayrı pek çok şey söylenebilir ama benim en fazla dikkatimi çeken şey, doğu'nun siyaset kültüründe çoban metaforunun egemenliğini yazınsal olarak yansıtması oldu. siyasal sahanın tekelleşmesini tasvip eden bir kültürde sürü, şiddet araçları karşısında edindiği sessizlikle siyasal alana dahil olabilir; yani tabiiyet ve itaat yoluyla. ordunun dolayısıyla siyaset yapıcı bir işlevi mevcuttur ve nizamü'l-mülk'e göre 'cahil' olan türklerin en büyük avantajı siyaset aracı olarak silahı çok iyi kullanabilmeleridir. burada bağlamın dışına çıkarak söyleyeceğim son söz: türkiye'de kilise benzeri bir kurum aranacaksa ilk bakılması gereken yer ordu'dur.