1. çoğu zaman yaptığım eylem. mesela dışarıda bir kedi mi gördüm hemen "pisi pisi" diyorum. kedi ne yapıyor önce kulaklarını dikerek sesin nerenden geldiğini anlamaya çalışıyor sonra bana bakıyor.

    köpeklere de aynı şekilde yapmaktan kendimi alamıyorum. tabii aynı şekilde derken ona da "pisi pisi" demiyorum. *

    anlayacağınız sokağında hala daha bu türden canlılar varken satasin, sevin, besleyin. yakında dev binaların olacagi şehirlerde şimdiki mahallede oynayan çocuk özlemi olmaması için tavsiyem kulak verin efenim.

    sözlerimi victor hugo'nun bir cümlesiyle bitiriyorum.
    bir mahallede sokak hayvanları sizden kacmiyorsa oraya yerleşin. çünkü orada iyi komşular yaşıyordur.

    edit : uyarı için (bkz: nobody) kullanıcısina teşekkür ederim.
  2. genelde "naber la?" ve turevleriyle gerçekleştirdiğim eylem. bugün de hapşıran bir kediye "çok yaşa," dedim, dönüp bakmadı bile. adamın birinin bakışlarından aklındakileri okudum; "deli herhalde," dedi kesin içinden bana.
    aklıma bir caps geldi sonra. köpek diyor ki, "bu insan beni besliyor, o tanrı olmalı."
    kedi de diyor ki; "bu insan beni besliyor, ben tanrı olmalıyım."
    demem o ki, duraktayken düşünecek çok vaktim oldu. ne olurdu lan en azından bir baksaydın be kedi? neyse, çok yaşa.
  3. len kenara çekil
    oğlum bu saatte uyunur mu
    lan yemek veriyoz hayvan kaç para o köfte biliyon mu
    gel bakım gel, ana şerefsize bak

    gibi oluyor. ağzım bozuk olduğundan benle pek muhattap olmuyorlar. itler...
  4. sözlükteki güzel insanları tespit etme başlığı.* hay kedili, köpekli, kurtlu, kuşlu yaşayın emi*

    hayvanları çok seviyorum, bir çok şeyden daha çok. laf atmak, isim takmak, mıncırmak, beslemek onları mutlu ettiği kadar beni de mutlu ediyor.

    isim takmayı da çok seviyorum, o kediyi, köpeği sahipleniyorum sanki. hem adlarını öğrenip adıyla çağırınca bi de geliyorlar ya o daha da mutluluk verici. misal patates, sene başından beri kınalı ve uzuuun tüylü bir patatesim var patates diyince geliyor. balkondan fıstık, ceviz ya da pamuk'a sesleneyim hangisine seslenirsem o da mutlaka balkona bakıp konuşuyor. hatta kötü kedi şerafettin'le bile konuşarak anlaşabiliyoruz.

    bizde benim kedilerle kafayı kırmam sonucu başlayan ilişkimiz uzaylı bir tür olduğuna inandığım kedilerin onları sevmemiz için bize çaktırmadan yükledikleri virüsler sonucu tüm eve yayılmış durumda*, aslında hatta biz maşallah mahallecek kedilerle kafayı kırmış durumdayız paşalar gibi yaşıyolar valla bizim mahallede.*

    hayvan sevmeyen insan mı olur yeaa diyerek cümlemi tamamlıyor, sokak hayvanlarına laf atarken mama da atın diyor ve yorumumu sonlandırıyorum. esenlikler dilerim.*
  5. gördüğüm her kediye acep yanaşır mı umuduyla bir pisi pisi derim, kimisi karşılık verir gelir biraz oynaşırız. şakaklarını kaşırken hissettiği rahatlama sanırım kulak temizleme çubuğunu derinlere soktukça oluşan türden bir haz veriyor hareketlerinden bunu gözlemledim. bazı kediler yaşlarından dolayı sanırım daha oynaşmaya eğlenmeye meyilliyken bazıları da otur iki çift laf edelim der gibisinden bi tavır içerisinde oluyor, onlarla da hayatın değeri ve toplumdaki dışlanmışlığımızın benzerliği üzerine sohbetler ediyoruz.

    köpekler ise bambaşka, öncelikle cinsiyetçiliğin ötesinde düşünülmesi gerektiği kanısında olduğum sadri alışık'ın güzel sözü hep kulağımda olur bir köpek görünce: "sokak köpeklerine selam vermek adam olmaya çeyrek var demektir." onları da her gördüğümde bir selam çakarım, kimisi iletişim kurmak istediği bir ruh halinde olur, zaman mekan farketmeksizin onlarla da duruma göre ya oynaşır ya sohbet ederim..

    sokak hayvanları değil onlar, hayvanlar. sokakları biz yaptık. biz işgal ettik onların evlerini. birlikte yaşamak varken dünyayı insanmerkezci kurduk, hayvanlar oldukları yerde dururken birden sokak hayvanları oldular nazarımızda. biraz da bunun mahcubiyetinden sanırım onlara olan dostluk isteğim..
  6. bi insanın az çok iyi mi yoksa kötü biri mi olduğunun sinyalini veren eylem. yanından geçerken veya otururken sokak hayvanına laf atan , konuşan birinden umudunuzu kesmeyin
    bragi
  7. sokak köpeklerine selam vermek adam olmaya çeyrek var demektir. ben demiyorum feyzli bir abimiz vardı o söylerdi. nur içinde yatsın.
  8. "seveyim mi seni? istersen severim." derim. öyle sesimi inceltip naziklik olsun diye yapmam. kabul ederse yoğura yoğura ısıra sarıla severim. sokak hayvanlarını sevin sizler de.
  9. laf atmak deyince tacize döndüğünü sandığım iyi niyetli eylem.

    sadece laf atmayınız. seviniz.
    sadece sevmeyiniz, migroslardan, tansaşlardan, şoklardan uygun fiyata mama alınız. koyunuz.
    yoğurt kabınızı atmayınız. içine su koyunuz. sokağınıza koyunuz.

    güzel insanlar olunuz.