1. sokağımızdaki kedileri hep beslerim. yaklaşık bir aydır da bir sarı kedi devamlı bizim aparmanın önüne gelir, paspasta, ağacın dibinde yatar, ben ona pencereden devamlı sosis, peynir vb. yiyecekler atar beslerdim. sarı kedi öylesine bana alıştı ki hep bizim apartmanın önünde takılıyordu. devamlı bacaklarıma sürtünüyordu. onu öylesine seviyordum ki suratını avuçlarımın içine alıp yumuruyordum, hiç rahatsız olmuyordu. bayram tatilinde il dışına gideceğim için ona yarım kilo mama almıştım. iki kap suyunu tazeledim, bir kaba yarım kilo mamayı doldurup ona bıraktım yesin diye. gitmeden de yine yüzünü avuçlarımın arasına alıp sevdim ve gittim.
    dün geri döndüğümde mamanın çoğunun yendiğini gördüm. buna sevindim zira aç kalmamıştı. fakat etrafta yoktu. aradım taradım seslendim yoktu. normalde pist pist dediğimde dört nala koşup gelen kedi ortalıkta yoktu. etrafı dolanmaya başladım. yan sitedeki bahçede bir gölgede yattığını gördüm. yanına gittim. sağlığında bir sorun yoktu kilosu vs. normaldi ama sanki kedi üzgün, depresif bir haldeydi. yaklaştım ama benden kaçar gibi oldu. hemen eve döndüm ve birkaç parça sosis aldım tekrar yanına gittim. sosisleri parça parça uzattım yedirdim güç bela kucağıma alıp bizim bahçeye getirdim (iki bahçe arası mesafe 10 metre yok, normalde pist dediğim an gelirdi). bahçede sevdim okşadım yine bir şeyler verdim. sonra eve çıktım pencereden biraz bakıştık, pencereden de yemek attım başka yere gitmesin diye. gece pencereyi açtım baktım yoktu. seslendim gelmedi. ertesi sabah yani bugün, öğlene kadar görmedim yine. bir ara evin oradaki parkta gördüm. yanına gittim seslendim ve geldi. tekrar apartmanımızın önüne getirdim. yine sosis verdim okşadım. fakat kedi sanki bana kırgındı. eskiden yanımda miyavlayan, bacaklarıma sürtünen, peşimden koşturan kedi, şimdi normal takılıyordu. o kadar bağlandım ki bu kediye şu an bile on dakikada bir pencereyi açıp bakıyorum evin önünde mi diye. sanki bakmazsam başka yere gidecek, onu kaybedecekmişim gibi geliyor. annemden dolayı ne yazık ki sahiplenme imkânım da yok! annem he dese anında eve alacağım ama alamıyorum. işin kötüsü haftaya yine iki haftalığına il dışına gideceğim ve kedi yine aklımda kalacak. yine mamasını suyunu koyup gideceğim. ama döndüğümde ya bulamazsam? ya yine bana küserse? ben ne yapacağım dostlar bana akıl verin. çok fena bağlandım bu kediye.
  2. valla böyle bir şeyi ben de yaşadım. kedilere nankör denilmesi eskiden beni çok kızdırırdı, '' ne istiyorsunuz, kedi okuyup doktor olsun da size baksın mı ? kediden nasıl sadakat beklenir ? ''derdim lakin şimdilerde birazcık bu duyguyu anlıyorum. hain kedim gabriel için 5 kilo yem almıştım, onun yanında mahalledeki diğer kedilerin de karnı doyuyordu. karnı toktu, sırtı pekdi. odamın penceresine gelirdi, içeri alırdım birlikte uyurduk. meğersem bunun tek derdi sıcak evmiş. kışın bitmesiyle bana tekmeyi koydu. şimdilerde bakkalın orada takılıyor. ben yaklaşırsam kendini sevdiriyor ama o eski beni görünce koşturmalar geride kaldı. her şey yalanmış gabriel !
  3. kedilerin kim daha iyi mama verirse onu daha cok sevmesi konulu hikayeye meze olmus baglanma durumu
  4. saldırgan olanları, kaçanları çoğunluktadır bunun sebebi yine insanlardır onların tek yaptığı kendilerini korumaya çalışmaktır bu sebepten ötürü onlara nankör demek çok saçmadır. mesela geçen yolda gidiyorum agaç kenarına içmeleri için su koymuşlar kedi tam içecek çocuğun teki içmesin diye kovalıyor anneleride orda bu harekete gülüyor bende deli oldum tabi önce çocuğu uyardım sonrada dönüp anne takımına bi yığın laf söyledim sonra su içen kedinin yanında bekledim su içmesi bitince bana sürtünüp gitti bi nevi teşekkür gibi kıssadan hisse insanlar onlara ne kadar iyi davranırsa onlarda o kadar cana yakın olur.
    ''bir semtin sokak hayvanları sizden kaçmıyorsa orada yaşayın; çünkü komşularınız güzel insanlardır.''