1. sokaklarda yaşayan köpekler. sahipleri yoktur ama sokakların sahipleri onlardır.
  2. sadri alışık "sokak köpeklerine selam vermek adam olmaya çeyrek var demektir." der.
  3. köpek zaten vardı. insanoğlu sokağı ve evi inşa etti. köpekleri, kedileri vs. sokak ve ev hayvanı olarak ayırdı. insan ilginç bir varlık.
    one
  4. köpek dediğin kırda bayırda başı boş olsa neyse de böyle sokaklarda hem kendileri zor durumda hem de insanlar.

    geçenlerde akşam geç saatte bir abla yolu sordu. ben de oraya gidiyorum deyip benle gelmesini söyledim. giderken adeta köpeklerin mesken tuttuğu bir yerden geçmek zorundaydık. ben köpeklerin önünde durdum da abla ve çocuğu öyle geçti. insan köpek görünce takip edecek diye uzaklaşmaya bile korkuyor.

    bir gün de yolda yürürken gene akşam vakti bir köpek bana bakarak uygun adım geliyor. ama öyle bir bakıyor ki gelip abi şuraya nasıl giderim dese hiç saşırmadan cevap veririm yani, insan gibi baka baka geliyor. sonra bu bi havladı üzerime gelip. ne diyosun lan dedim üstüne gidecekim korkutmak için dişlerini gösteriyor o da. ben de yolumu değiştirdim mecburen. o da o arada adam toplamaya gitti, inşaatın oraya gidip gelin lan burda biri var gibi bir şeyler havladı. inşaatın içinden de havlama sesleri geldi ama uzaktan geldiği için onların ne dediğini anlamadım.

    valla buradaki köpekler çok atarlı. resmen bölgemize giremezsin diye racon kesti bir tanesi. hele yemek yiyen köpeğin 1 metre yanından geç hemen hooop koçum sen hayırdır benim yemeğim bu diye artistlik yapıyorlar. afiyet olsun ya, bir şey demedik.

    not: tüm yazdıklarıma rağmen aslında hayvanları severim. öte yandan sokak hayvanıysa dokunmam. hatta sokak hayvanı olmasa bile köpeklere dokunmam. köpekler çok mikroplu olurmuş.

    nobody diyor ki: dış parazit sokak köpeklerinde mevcut evet ama değdiğiniz yeriniz kesik değilse ve elledikten sonra elinizi hemen yıkarsanız hiçbir sıkıntı olmaz.
    köpeklerden değme ile zoonoz (hayvandan insana geçen) görülmemiş. tabii kesik bir yer olmayacak sizde.

    kendisine teşekkürü bir borç bilirim.**
  5. sadri alışık'ı da bilirim ama, oldum olası sokak köpeklerine selam veririm. zaman zaman da kedilere. hitap şeklin 'lan' olur sokak köpeklerine. hal hatır sorarım. bu şekil bir de kuzenim var. sadri alışık'ın repliğini duyunca "meğer bir biz değilmişiz alemin duyarlısı" diye düşünmüştüm.
  6. farklı farklı yerleşim yerlerinde değişken tavırlar sergileyen insan gündelikliğine içkin canlıdır efendim bunlar.

    beşiktaşta yüzde 99 oranında iyi niyetli, aksi olsa bile zarar vermeye yeltenmeyen köpekler vardır. kadıköy hakeza. fakat bu fatihin köpekleri bir saldırgandır, nedendir bilinmez.

    köpeğin düzgün yaşama hakkını görmezden gelir, ondan korkar, ayağınla veya sopayla kovalarsan; veyahut onu demir sopalarla dövüp tecavüz edip toplu açlık hastalık ve kıyıma maruz bırakırsan, köpek saldırısına uğrayıp sinirli sinirli geldiğin vakit yüzüne bir yumruk da benden yersin sevgili milli yahut gayrımilli irade.
  7. sokak köpekleri ile aranız iyi değil ise yapacağınız 3 vücut dili ile ben size zarar vermeyeceğim siz de bana zarar vermeyin mesajı verebilirsiniz.

    -göz teması kurmayın (göz teması kurmak demek hayvanlar için tehdit mesajı içerir)
    -ağzınızı hafif aralayın (ağzınızın hafif aralık olması yada bildiğiniz ağız açık sırıtın ben sana zarar vermeyeceğim mesajı
    içerir)
    -kaçmayın, istifinizi bozmadan yürüyün ani hareketler yine hayvanlar için tehdit olabilir ve bunu fırsat bilen köpek üzerinize koşabilir.

    bu üç hareketle sokak köpeği fobisi olanlar fobilerini yenebilir. köpeklerin genlerinde bölgesini korumak ve çeteleşme mevcuttur. o sınırlara girdiğinizde sizi sınırından dışarı çıkarmak için havlayacaktır. bu ısıracak anlamı taşımaz sakince uzaklaşırsınız. köpeklerin de insanlar gibi karakteri vardır kimi uysal kimi öfkeli olabilir. bu sizi şaşırtmasın. daha fazla bilgi için (ve insan köpekle tanıştı) kitabını tavsiye ederim.
  8. sokak köpeği.

    bir isim koymamıştım ona çünkü sahiplenilmekten hoşlanmazdım ben, onu da sahiplenmeye hakkım yoktu. bir adı olmasındı zaten ben onu hep "oğlum" diye sevdim. oysa iyelik eki kullanmak, daha çok bağlanmakmış.

    önceleri sokağın köşesinde görürdüm. 2 yıl oldu mu tanışalı? bilmem. her gördüğüm köpeğin başını okşarım zaten ben. ama onunkini çok daha fazla okşamıştım. sağ ön bacağı sakat çünkü, topallayarak yürüyor. o sıralar ben de topallıyordum. ve böylece, kemik acısını paylaştık ilk.

    sonra alıştı bana. öyle alıştı ki beni her gördüğünde üstüme atladı, ellerimi yaladı. yanımdan geçen arabalara havladı. yol boyunca benimle yürüdü. bazen ben onu fark etmezdim, hızlı hızlı yürürken elime bir şey çarpardı arkadan. dibime kadar girmiş meğer. bir çığlık koparır, "ulan it oğlu it" der başını ellerimin arasına alırdım. üstümü başımı çamur yapardı bazen. "it oğlu it". böyle sevdim işte onu.

    kafam bozuktu bir gün kapıda karşıladı beni. tam üstüme atlamaya yeltenirken "hoşt" dedim. eğdi birden kulaklarını, gitti. üç gün. tam üç gün yastığımda ağladım. sonra gördüm onu, özür dilerim dedim, oysa onun sevgisi hiç azalmamış zaten...

    kafasını kaldırıp, ellerime alıyorum. gözleri o kadar güzel ki... gözlerine bakıyorum. oğlum... saf sevgin için teşekkür ederim.

    yemek verdiğimde önce bana sırnaşır, bakmaz yüzüne yemeğin. ben gitmeden yanından hayatta başlamaz. senin karnın tok herhalde derim ama saklanınca bir köşeye nasıl yediğini de görürüm. zayıf bir şey zaten. sokak köpeği.

    artık her gün evden çıkarken ve eve girerken görüyordum onu. hiç boş geçmeden, her seferinde kaşıdım kulak arkalarını, okşadım başını ve gözlerine baktım uzun uzun.
    sonra bir gün, yoktu. sonra ikinci gün. yine yok. bir hafta. iki hafta...

    araba mı çarptı? birisi mi kıydı sana? barınağa mı götürdüler yoksa? belki de sadece daha iyi bi yuva buldun kendine... aldın başını gittin. peki dönecek misin, oğlum?

    eve her gelişimde etrafa bakıyorum. sürekli yattığın çimenlik alandaki otlar kocaman olmuş. balkonun altı bomboş...

    bir köpek gördüm bu gece. sensin sandım koştum bir sokak boyu. hızlı hızlı bakındım etrafa. sonra gördüm. sokak köpeği. ama sen değildin oğlum...

    ben ilk defa özlüyorum bir şeyi. seni en son ne zaman sevdim hatırlamıyorum ama döndüğünde "it oğlu it neredeydin ulan?" diye kızacağım sana. hem de çok kötü kızacağım. neredesin ulan it oğlu it?

    edit: nihayet buldum bir fotoğrafını.
  9. ısırır.
  10. yediğimiz balıktan kalanları vermek için gittiğim,yerken izlemek yerine sevmeyi tercih ettiğim için tarafından ısırıldığım köpek.
    sonrası aşı falan.

    yerken rahatsız edilmek istemezlermiş sadece sevmeye çalışmıştım seni küçük köpek.