1. rasyonalist felsefenin en önemli temsilcilerinden biri olan sokrates, m.ö. 469 yılında atinalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. m.ö.399 yılında atinalı gençlere, devletçe onaylanan tanrılara inanmamayı öğretmekle suçlandığı için trajik bir ölüme mahkum edilmiştir. onun suçu, toplumsal düzene ve herkesçe kabul edilen törelere karşı gelmekti. ancak onun gerçek suçu “düşünce üzerinde düşünmek” ti.

    sokrates hiç yazmamış, tartışarak öğretmiştir. kendine özgü “diyalog(diyalektik) yöntemi” ile bilginin her akılda bulunduğunu ve bilginin bireysel akılları doğru düşünmeye yönelterek ortaya çıkarabileceğini savunmuştur.
  2. çoğu kişinin "hiç bir yazısı yoktur" diye entry girmesi ile akıllarda oluşan " neden hiç bir yazısı,eseri yok?" sorusuna cevap getirmek istediğim yunanlı filozoftur.
    hiç bir yazısı yoktur çünkü onu gerçek bir filozof yapan durum budur. onun anlayışında gerçek bilgi episteme bilgisidir. bu da yazıyla değil birlikte bilgiye ulaşma çabasıyla olur. episteme bilgiye ulaşmaktaki inancı onu bir eser bırakmamaya itmiştir. o dönemde sofistlere karşı sokrates ve onun öğrencisi platon gibi kişiler tarafından açılmış savaş, aslında bilgiyi parayla satan(günümüzde olduğu gibi) ve çok şey bildiğini zanneden sofistlerin hiç bir şey bilmediklerini gösterme üzerineydi. onların anlayışında yazıya dökülen, satılan, satın alınan bilgi( günümüzde ki sistem gibi) gerçek bilgi değildir. bu tür bir bilgi "episteme" değil "malumat"tır. dolayısıyla eğer sokrates bir eser yazsaydı, bıraksaydı, savaş açtığı sofistler gibi kendisi de bir sofist durumuna düşecekti. bu yüzdendir ki herhangi bir eseri yoktur.

    fakat ne acıdır ki bugün, onun ağzından çıkan, platon tarafından yazıya dökülmüş sözler, kitaplar halinde parayla satılmaktadır. onun savaş açtığı sistem bir nevi onun sözlerini kullanarak rant sağlamaktadır
  3. sokrates

    milattan önce 469'da atina'da doğmuştur. babası taş ustası annesi ebedir. hayatını diyaloglar ve tartışmalarla insanları iyiye yöneltmek ve ruhlarına özen göstermelerini sağlamak amacına yöneltmiştir. adalet, erdem, bilgelik gibi konularda kendini bilge sayanların bile yeterince bilgili olmadığını göstermeye çalışmıştır. nihayet, bilge geçinen insanların bilgi sahibi olmadığını ve bunu bilmediklerini ifade etmiş, hiç değilse ben bilmediğimi biliyorum anlamına gelen tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir sözünü söylemiştir. sadece insanlarla değil dönemin liderleriyle de uğraşmış, eleştirmiştir. bu nedenle gençleri baştan çıkarmak suçuyla zehirlenerek idam edilmiştir. sokrates eğer hatalı olduğunu kabul edip savunma yapmanın ve özür dileme noktasına gelmenin erdemli olmadığını düşünmüş ve kimseye bir kötülüğü dokunmadığını ısrarla söylemiştir. dönemin yöneticileri ondan kurtulabilmek için idamı onaylamışlardır.

    sokrates felsefe tarihinde bir milat oluşturur. filozoflar özellik antik yunan feslefesinde presokratikler(sokrates öncesi) ve sokratikler(sokrates sonrası) olarak ikiye ayrılır. ilk felsefi sistem kurucusu platon onun öğrencisi, antik yunanın son büyük filozofu aristotales ise platon'un öğrencisidir.

    sokrates'in siyaset felsefesi:

    siyaset felsefesinin kurucusu kabul edilen sokratesin görüşleri demokrasiye olan eleştirileri ve ideal yönetim biçimi hakkındaki fikirlerinden oluşmaktadır. sokratese göre yunan kent devletinin görevi sadece yurttaşların hayatını güvence altına almak değil aynı zamanda onların mutlu huzurlu ve bilge bir hayat sürmelerini sağlamak olmalıdır. devletin görevi insanların ruhlarına özen göstermelerini sağlamak, ahlaken iyi bir yaşam sürmeleri imkanını vermektir. aynı zamanda yurttaşlarla devlet kanunları arasında bir sözleşme olduğunu ve bireylerin bağlı olduğu kurumları desteklemesi gerektiğini başına buyruk hareket etmemesi gerektiğini de düşünmektedir. her insan doğduğu sosyal toplumun normlarını kabul eder, kurallarına uyar buna karşılık orada güvence altındadır, eğitimini alır, huzurlu, erdemli bir yaşam sürme imkanını elde eder. sokrates'e göre sorun yurttaşlarda ya da devlet düzeninde değil asıl devletin yöneticilerindedir.işte tam bu nedenle devletin yönetme sanatından yoksun, bilgeliği olmayan kişilerin devlet yönetimine dahil edilmesine dolayısıyla demokratik sisteme karşı çıkmıştır. tüm yurttaşların her konuda eşit oy hakkı olmasına karşı çıkmış, sadece uzmanlık alanlarına göre yönetim olması gerektiğini düşünmüştür. örneğin bir mimari yapı için mesleği terzi olanla bir mimarın eşit oya sahip olmasını demokrasinin önemli bir sorunu olarak görmüştür. ülkenin geleceğine dair konularda bilgelikten ve uzmanlıktan yoksun kimselerin tercihlerinin önemsenmesini içine sindirememiştir. özetle sokrates'e göre politika bir sanat, bir meslektir ve gerekli bilgeliğe sahip uzman yöneticiler tarafından yapılmalıdır. sokrates'in ideal yönetim anlayışı anayasal monarşi veya aristokrasi şekline uymaktadır.

    sokrates'in etiği:

    öncelikle insanları ruhlarına özen göstermeye çağırır. insanın bir beden ve ruhtan meydana geldiğini düşünür. insanı var edenin asıl olanın ve ölümsüz olanın ruhu olamsına rağmen bedensel ihtiyaçlarına göre yaşanmasına karşı çıkar. haz, maddi zenginlik ya da şan şöhret peşinde koşmayı boş bulur. bununla birlikte sokrates insanın ruhunu akıl ve bilgelikle özdeşleştirir. yani ruhun özü akıldır der. çünkü insanın diğer canlılardan üstün olduğu en önemli nokta akıldır ve bu doğrultuda geliştirilecek erdemin akıldan yola çıkılarak oluşması gerektiğine inanır. "sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değer olmayan bir hayattır" der.

    platon'un philebos isimli kitabında sokrates philebos'la hayatın amacını ve mutluluğu tartışır. burada philebos haz duygusundan dem vurur, haz aldığım sürece mutlu olurum der. sokrates ise bilgeliği önplana çıkarır. özetle haz duygusunun duruma göre değişeceğini ve asıl hazzın bir acıdan sonra meydana gelebileceğini, dolayısıyla hiç acı yaşamadan haz duygusunun eksik kalacağını ifade etmiş, bilgelikte böyle bir durumun olmadığını söylemiştir. mutlu olmak için erdemli olmanın yeteceğini ifade eder ve "erdem bilgidir" diye ekleyerek mutluluğun bilgelikten geçtiğini savunur. erdem olan bilgi insanı iyi kılmalı iyi bir hayat sürmesini sağlamalıdır yani her bilgi erdemdir demez aynı zamanda. bilgi, neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmektir der.

    sokrates'in yöntemi:

    sokrates girdiği tartışmalarda tek bildiğim bir şey bilmediğimdir diyerek karşıdakilere bir bilgi vermeyeceğini baştan kabul eder. özellikle dönemin ahlak ve erdemlik anlayışına karşı gelmesi nedeniyle mevcut bilinenleri yıkmak amacıyla böyle bir ifade kullanır. ayrıca bilge olarak tanınan kişilerin aslında çok da bilgili olmadıklarını söyler, bu insanlar bilmediğini bile bilmiyor ben en azından bilmediğimi bildiğim için daha bilgeyim düşüncesindedir. tartışmalarda çürütme ve alaycılık ön plana çıkar. sokrates karşı tarafın görüşlerini önce çürütür sonra alaycı dille cehaletini yüzüne vurur. sonraki aşamada ise tutarlı bir inanç bilgi sistemi ortaya koymaya çalışır.
    abi
  4. kendisi, kurulu "devlet düzenini alaşağı etmek" ve "gençleri kötü yola/tanrı tanımazlığa yönlendirmek" gerekçeleriyle 500'ler meclisi tarafından 6 oy farkla idama mahkum edilmiştir. tabi kendisini seven ve kurtulmasını isteyen meclis üyelerinin ve dostlarının yardımıyla çok da sıkı hapis şartları altına alınmaz ve infazdan önce kaçırılması için fırsat bırakılır. dostları kendisine der ki "gel seni kaçıralım, seni haksız yere öldürecekler." kendisinin cevabı ise gayet manidardır ve şu dünyadaki milyarlarca insan arasından belki aynı tavrı sergileyebilecek 3-5 kişi çıkar diye düşündüğüm bir tavır sergilemiştir ölüme giderken:

    "önemli olan benim ölmem ya da ölmemem değil, önemli olan düzenin verdiği karara saygı duyabilmek. bugün, her ne kadar adaletsiz bir karar vermiş olsalar da bu karara uymak mecburiyetindeyiz. çünkü önemli olan düzenin devamlılığı. düzenin kararlarına saygı duymazsak, insanlar düzenin kararlarına uymazlarsa, bir düzensizlik ve anarşi hali baş gösterir ki, en istemediğimiz şey de tam olarak budur; en adaletsiz düzen hali [il] bile [/il] düzensizlikten evladır."

    tabi, keşke adil bir düzen olsa da kimsenin canı haksız yere yanmasa diye bir temennide bulunarak entryme son veriyorum...

    adaletle kalın...
  5. atina demokrasi'sini kurtarmak için ölümü göze almış ve çağları etkilemiş filozof.

    atina demokrasisinin elden gidiyor olmasında en büyük etki belki de sofistlere aitti. zira sofistler perspektifizm kavramından yola çıkıp doğruyu istenilen yönden bakarak ifade ettiler. onların amacı doğru olması gerekeni (doğru olarak seçileni) doğru çıkarmaktı. bir ifade ile "halkavcılığı" yapar oldular. sokrates ise özellikle gençleri hedef alıp onların "kafasını karıştırdı". (çakma) doğrularının değişmesini istemeyen veya sokrates'in bu (hakiki) doğruyu arama çabasını kendileri için kötü görenler, sokrates'i idama kadar götürdüler.
  6. "eğer bir kişi adalet bilgisine sahipse o kişi adaletlidir ve adaletsizliğe tahammül edemez. eğer bir kişi adaletsizliğe tahammül ediyorsa o kişi ne hakkında konuştuğunu bilmeden konuşur" cümlesiyle tüm çağları- çağların yetiştirdiği (uzun) adamları çok da güzel betimlemiştir.
  7. kendi toplumuna ve dahi sonrak bütün dünyaya etki etmiş bir düşünürdür. fakat hala felsefe kitaplarında, "ama çok çirkindi be abi" yakıştırmaları yapılmaktadır. evet çok tatmin oldum.
  8. sokrat tek tanrıya ve ikinci bir dünyaya inanıyordu. bir noktada putları inkâr ettiği için baldıran zehri içirerek idamına karar verdiler. öğrencileri onu gizlice kaçırmayı planladılar ama o bunu kabul etmedi, savunduğu ahlak ilkelerine aykırı buldu. hep düşünmüşümdür ve tabi başkaları tarafından da düşünülmüştür... acaba sokrat peygamber olabilir mi diye... bakınca bugün inananların kabul ettiği peygamberlerden farklı şeyler düşünmemiş ve söylememiş bir adam sokrat... ya da başka bir deyişle peygamberler filozof mudur da denebilir... belki sokrat milattan önce 500 yerine milattan sonra 500lü yıllarda arap yarım adasında doğsaydı şimdi bir dinin peygamberi olarak bilinecekti... ilginç... şu söylediğinin peygamberlerin söylediğinden ne farkı var allah aşkına ?

    "asıl sormamız gereken sorular: iyi nedir? doğru nedir? adalet nedir? olmalıdır. öğüdümü tutarsanız, düşüncelerinizde sokrates"ten çok, hakikat olsun. kişinin uğrayacağı gerçek felaket ruhun çürümesidir. bu yüzden, adaletsizliğe katlanmak insana, adaletsiz bir iş yapmaktan daha az zarar verir. adaletsizliğin kurbanına değil, adaletsizliği yapana acımamız gerekir"
  9. nasıl mevlananın şemsi varsa platonunda sokratesi vardır
  10. hakkında "platon'un hayal ürünü" olduğunu duyduğum (fakat pek ihtimal vermediğim) antik yunan filozofu. duyduğum kaynaklar buna kanıt olarak sokrates'in hiçbir yazılı eserinin olmamasını gösteriyorlar. bunun haricinde gündelik sorulara yaklaşımı, döneminin önünde bir insan oluşuyla sevdiğim kişi.