1. sosyalizm ya da diğer bir anlamıyla toplumculuk, iktidar ve üretim araçlarının halk tarafından kontrol edildiği, sınıfsız ve sınırsız bir topluma ulaşmak için ara yönetim dönemidir.
  2. şu sıralar kendimi içinde hissettiğim, sınıfsız topluma geçiş evrelerinden bir dönem. açıklayayım:

    kapatılan üniversitelerden birinde hukuk eğitimi almaktaydım. okul kapanınca medyada hiçbirinizin de duymadığı derecede sıkıntılarla boğuştuk 2 ay kadar ve hala da uğraşan arkadaşlarım mevcut. 65 bin öğrenci bildiğin mağdur edildi ama chp bursa milletvekili ceyhun irgil dışında belki 3-5 chp milletvekili daha ilgilendi, sesimiz olmaya çalıştı, diğerleri -özellikle akp- bizleri "militan" ilan etti... üstelik o okulların açılışlarında boy boy fotolar vermelerine rağmen, akademik yıl açılışlarında kurdele kesmelerine rağmen...

    fetöcü damgası yedik, "sürünsün ibneler!" cümlesinin nesnesi haline geldik ve 2 aydan fazla bir süredir -belki 3- büyük bir belirsizlikle hem maddi hem de manevi sıkıntılar yaşadık.

    başlıkla alakalı olan, sosyalizmle bağıntılı olan konu: ganomun yüksek olması hasebiyle ben yeniden tercih yapmak yerine yatay geçişle bir başka üniversiteye geçiş yapabildim ve tabir-i caizse götü kısmen kurtardım. ama kurtaramayan binlerce kardeşim olduğunun hala da bilincindeyim. velhasıl, yeni okulumdaki intibakım yapıldı ve 3. sınıftan devam ediyorum ancak birinci ve ikinci sınıflardan derslerim var ve bunların çakışmaması için derslerin bir kısmına gündüz öğretimi ile, bir kısmına da akşam öğretimi ile girmek durumunda kalıyorum. yani birinci sınıfların hem sabah hem akşamı, ikinci sınıfların sabahı ve nihayet üçüncü sınıfların hem sabah hem akşam öğretimleriyle derslere giriyorum. her sınıfta 200 kişi olduğunu tahmin edersek 1000 farklı insanla derslere girmeye çalışıyorum alttan verilen tüm dersleri kaçırmamak için ve haliyle bir sınıfa adapte olmam çok çok zorlaşıyor... bir gördüğüm adamı bir daha göremiyorum falan...

    kendimi sınıfsız toplumun en küçük bireyi gibi hissediyorum derken esprili bir dille aslında bu durumu eleştiriyordum... bize o okullar kapatıldığında "siz öğrenciler olarak hiçbir mağduriyet yaşamayacaksınız" diyen insanlar şimdi döndüler sırtlarını ve siktir olup gittiler... kala kala biz ve sayılmayan, alttan alınan derslerimiz ve bozulan psikolojilerimiz kaldı... ganom düştü, bir dönemde fazladan 4 ders alıyorum ve kaçını, ne kadar sürede eriteceğim bilmiyorum bile...

    yine ben iyiyim... birçok arkadaşım veya durumunu duyduğum o 65 binden birileri daha da ağır zorluklarla ve mağduriyetlerle boğuşmak durumunda kaldılar, kalıyorlar... ama kendimi farklı bir şehirde, sürgün edilmiş ve yapayalnız hissediyorum... üstelik uyum sağlayacağım bir sınıfım ve düzenli sınıf arkadaşlarım bile yok...

    şimdi birileri çıkıp, daha ne istiyorsun okumana müsaade etmişler(?), millet kaç aydır içerde, işinden gücünden olanlar var, öldürülenler vs var, diye duyar kasacak ve benim yaşadıklarımı küçümseyecek veya anlamayacak... olabilir, fetöcü damgası da vuranlar olabilir, alıştık artık zaten sosyal medyadan şurdan burdan anamıza avradımıza sövülüp hain damgası vurulmasına... bir yerden bir yere giderken yolda kimlik kontrol merkezlerinde polis-jandarma çevirince ulan acaba biri beni haksız yere sırf laf olsun diye ihbar etti mi? ettiyse adam beni burdan alıp götürse 30 gün gözaltı süresi boyunca hangi nezarethanede veya toplama kampında kalırım, bitlenir miyim yoksa şişlenir miyim, acaba işkence mi görürüm sırf o okulda okuduğumdan dolayı fetöcü damgası yiyerek diye düşünmeye alıştık... savcılık-hakimlik hayallerimizi çöpe atalı çok oldu zaten de... ne yazık ki berbat dönemlerden geçiyorum... çok doluyum sözlük... dokunsanız ağlayabilirim...