1. bir maurice blanchot sorusu. şöyle der tam olarak;

    '' çincede bulunan bir yazı karakterinin aynı zamanda 'insan' ve aynı zamanda 'iki' anlamına geldiği doğruysa eğer, insanda hem kendi hem başkası olanı, diyalogla iletişim olanağının o rahat ikiliğini bulmak kolay olur. ama kolay olmayan bunu bir ayrılık olarak düşünmektir. bu durumda 0'dan ikiliğe 'atlarken' 1 sanki bir yasaktır, ara yerdir. ölçüden, ortayı bulmaktan söz eden konfüçyüs'ün şöyle düşündüğünü varsayabiliriz: ' ölçü, orta insanın ucundadır. '
    eğer orta uçsa, merkez hiçbir zaman ortada değildir. hiç kimseyle ilişkisi olmayan ölçünün ölçüsü kimsenin tekelinde değildir. sözcüklere anlamlarını geri vermek mi gerekir? yoksa sözcükleri anlam'a vermemek mi gerekir?
    eğer, ortayı doğru ölçü olarak düşünürsek, o zaman bu durumdan yararlanıp uçları dışlıyoruz, 'son şeyleri' düşünme hakkını yok sayıyor, ortanın sınır olmasını sağlıyoruz demektir, bu durumda ölçüyü düşünmek sınıra gelip ucu ucuna düşünmek demektir. bir olanı düşünmemek, 'bir' aracılığıyla aldırışsızlığın eşiğine kadar gitmeye kendini bırakmak demektir. ''

    kanaatimce şöyle demek istemektedir blanchot, bir sözcüğe verdiğimiz anlam, bu anlamın olanaklarının bireşiminin deviniminde aslında farklı olan sihr'i aynılıkların hasebiyle gerçekleşiyorsa, verilen anlam salt bu temaşadan kaynaklanıyorsa bu nasıl bir 'anlam'dır?
    deterministik işleyen anlam verme olanağı, böylesi bir neredeyse 'kaotik' aynılık sıçrayışının arasını ne ile lehimlemektedir? zannımca determinizmini, determinizmin sıhhati için görmezden gelerek. o halde, bu gereksiz oyunun hegemonyasında sözcüklere anlamlarını geri vermek ona boyun eğmek, absürt bir tutsaklığı kabullenmektir.
    sözcükleri anlama vermediğimizde ise görmezden gelinen o aradaki 1'i gördüğümüz için deli ilan ediliriz.
    hangisi 'delilik'?