• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.67)
stepançikovo köyü ve sakinleri - fyodor mihailoviç dostoyevski
“şaşılacak bir şey değil bu: foma fomiç'in kara cahilliği, onun edebiyat alanındaki başarısını engelleyemezdi kuşkusuz.” dostoyevski'nin “sibirya dönemi”nde yazdığı iki romandan biri olan stepançikovo köyü ve sakinleri'nde, bambaşka bir yazarla karşılaşırız. dostoyevski, hem alışık olduğu büyük şehir hayatından uzak olmasının hem de sansür korkusunun etkisiyle bu dönem kitaplarında daha çok köy hayatı hakkında ve yarı mizahi bir üslupla yazmıştır. gogol'e bir selam niteliği taşıyan ve 1859'da yayımlanan stepançikovo köyü ve sakinleri'nde, sergey isimli genç bir üniversite öğrencisi, dayısının evinde hâkimiyeti eline almış bir şarlatanın, foma fomiç'in komik ve akıl almaz hikâyesini anlatır bize. pek çok açıdan budala ve karamazov kardeşler'in habercisi olan bu harika romanı ergin altay'ın rusça aslından yaptığı çeviri ve dostoyevski uzmanı joseph frank'in kapsamlı sonsözüyle sunuyoruz (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. edebiyatla içli dışlı olma yolunda olup da dostoyevski'nin eserlerinin neredeyse hiçbirini okumamış olmaktan duyduğum utançla, bu yıl dostoyevski eserlerini kronolojik okuma kararı aldım. yıllar önce insancıklar'ı, üç yıl kadar önce de beyaz geceler , kumarbaz ve yeraltından notlar'ı okumuştum. bu yıl öteki, ev sahibesi, netoçka nezvanova'yı okudum. bu yıl okuduklarım arasında stepançikovo köyü ve sakinleri en kendine has, akıcı ve hatta kara mizah öğeleriyle en eğlenceli olanı. bu kadar özgünlüğüne ve muhteşemliğine rağmen bu kadar az biliniyor olmasından yola çıkarak gelmiş geçmiş en underrated kitaplar arasında olduğunu düşünüyorum.

    öncelikle kitabı en güzel özetleyen cümle, bizzat 'çayda' bölümünde geçen:

    "amma da garip insanlar! sanki hepsini özellikle toplamışlar buraya." cümlesi bence. gerçekten stepançikovo köyü'ndeki karakterlerin hepsini adeta birer tımarhane kaçkını. ama bu kadarla da sınırlı değil elbet.

    efendim ben bu kitabı okurken, oturduğum yerden kendi kendine zarar verecek duruma geldim. arkadaş ben hayatımda general karısı kadar mal bir kadın görmedim! yarbay kızıyım diye cırlayıpduran perepelitsina'nın ağzını yırtmak, "her şeyde keolan foma fomiç'i ise ıslak odunla eşek sudan gelinceye kadar dövmek istedim. hatta kökten çözüm olarak foma fomiç ve tüm yardakçılarını bi uzay aracına bindirip uzaya fırlatma isteği duydum. zavallı dayıya da hiç kızmadım desem yalan olur insan bu kadar da - ahmaklık derecesinde- saf olmaz ki ama... ben hayatımda bana böylesine hisleri böylesine gerçekçi yaşatan başka bir kitap okumadım. eğer bir kitap bana bunları yaşatıyorsa işte o klasiktir, başucu kitabıdır, şaheserdir.

    kitap baştan aşağı kara mizah öğeleriyle dolu olsa da en akılda kalıcı örneklerden biri beyaz öküz ve komarinskiy oyunu meselesi. rüyada beyaz öküz görmeyi yasaklayan bir foma fomiç ve aksi gibi her gece rüyasında beyaz öküz gören ve üstüne üstlük başına geleceklere rağmen görmediği yalanını bir türlü söyleyemeyen zavallı falaley! canını sevdiğim falaley...

    altını çizdiğim satırlar:

    !---- spoiler ----!
    "siz bilimlerle uğraşanlar hep böyle zirzop oluyorsunuz. sizin işiniz tek ayak üstünde sıçrayıp kendinizi göstermekten başka bir şey değil."

    "size açıkça söyleyeyim: beni yufka yürekliliğim mahvetti."

    "felaket geçiren insanlara karşı iki kat nezaket gösterilmelidir."

    "öfkenizin üstüne güneş batmasın!"

    "gerçek onu dünya saadetlerinden ne derece uzaklaştırıyorsa, o da kendini o ölçüde hayalciliğe kaptırıyordu."

    "dünyayı fethetmek istersen kendini fethet."

    "felaket erdemin anasıdır."

    !---- spoiler ----!

    sonuç: allah hepimizi foma fomiç ve onun gibilerin gazabından korusun, amin.
  2. nihal yalaza taluy çevirisiyle türkiye iş bankası kültür yayınları'ndan çıkmış dostoyevski romanı. eserde foma fomiç kişisi gösteriş budalası, alçak, dalkavuk olmasına rağmen yer yer insanın kendini onaylamaktan alıkoyamayacağı fikirler dile getirir. dikkatimi çeken diğer bir nokta da eğitimsiz olmasına rağmen köyün sahibi olan albay yegor ilyiç rostanev'in (dayı karakteri) bilime ve edebiyata gösterdiği saygı ve meraktır. dostoyevski bu romanında da puşkin, gogol, goethe gibi yazarları anmayı ihmal etmemiştir.