• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (4.00)
şu hain kalplerimiz - rosalind coward
"şu hain kalplerimiz - kadınlar erkeklere neden teslim olurlar?" kitabının temel kaygısı batı’da kadınların son dönemlerde geleneksel değer ve rolleri giderek daha fazla benimsemelerinin, başka bir deyişle kendi ezilmişliklerinin sürdürülmesindeki suçortaklıklarının nedenlerini incelemek. birçok başarılı işkadınının birden her şeyden vazgeçip “anneliğe” dönmeye karar vermeleri kadınların aslında geleneksel rollerine dönmek istediklerinin, “annelik içgüdüsü”nün kanıtı olarak sunuluyor. cinsler arasında temel bir eşitliğin sağlandığı, bu yüzden de feminizmin artık fazlalık haline geldiği post-feminist bir döneme geçildiği iddia ediliyor.

coward birçok kadınla, erkekler, çocuklar ve çalışma hakkında yaptığı görüşmelere dayanarak bu iddiaları sorguluyor. ona göre kadınlar işlerinden ayrılıyorlar, çünkü işyerlerinde hakim olan bireyci ve rekabetçi etiği benimsemekte güçlük çekiyorlar; çünkü modern toplumların şizofrenisi sonucu sevgi ve diğerkâmlık gibi değerlerin ifade bulduğu tek ortamın aile olduğunu düşünüyorlar; çünkü çocukların yetiştirilmesi hâlâ esasen kadınların sorumluluğu sayılıyor. ama aile bir cennet olmak şöyle dursun bastırılmış rekabet duygularının sık sık patlak verdiği, çocuğun karakterinin, zihinsel gelişiminin bile annenin sürekli ilgisine bağlı görüldüğü, “iyi anne ideali”nin kadınlara sürekli suçluluk duyguları yaşattığı bir mayın tarlası. yazara göre kadınlar, çocuğun eğitsel ve psikolojik sorumluluğunun bu ölçüde kendi üzerlerine yıkılmasına karşı çıkıp toplumsal çözümler aramaktansa, bunu kabullenerek suça ortak oluyorlar. erkekleri idealize ederek, hâlâ onlara cazip görünmeyi her şeyden önemli görerek, bu uğurda bitmek tükenmez rejimlere girerek, kendi ihtiyaç ve arzularını açıkça ifade etmek yerine duygusal manipülasyonlara başvurarak bu suçortaklığını sürdürüyorlar. coward, bütün bunlar kadın-erkek ilişkilerinin gerçekten eşitlikçi ve özgürlükçü bir doğrultuda dönüştürülebilmesini engelliyor, diyor.

coward geleneksel bir feminist perspektiften yargılamıyor kadınları. aksine bu perspektifin yetersizliklerini göstererek kadınları içerden anlamaya çalışıyor. gerçekten değişmek isteyen ve kendileriyle hesaplaşmaktan korkmayan kadınlar için!...
  1. rosalind coward ingiltere'nin tanınmış feministlerinden. 1970'lerden beri feminist hareket içindeki aktif çalışmaları kadar teorik çalışmaları ile de dikkat çeken bir düşünür. ideoloji ve lacancı teori üzerinde çalışıyor. akademisyen, gazeteci ve yazar. bir müddet iki arkadaşıyla birlikte m/f adlı bir dergi çıkardı (ingilizce erkek ve dişi anlamına gelen "male" ve "female" sözcüklerinin baş harflerinden oluşan bir isim). ayrıca bir süre greenpeace uk'ın editörlüğünü de yapmış. türkçe'de daha önce john ellis ile birlikte yazdığı dil ve maddecilik ve kadınlık arzuları isimli kitapları yayımlanmış.

    feminizm ikinci dalgasının ve 89'daki berlin duvarının yıkılmasıyla dağılan sovyetler'in hemen ardından batı avrupa'da ve özellikle ingiltere'de çoğunluğu orta sınıftan evli, çocuklu, eğitimli ve kariyer sahibi kadınlarla yürüttüğü bir çalışmanın sonucu bu kitap. şu alıntı belki çalışmayı ve hedefini daha iyi anlatabilir:

    "beni ilgilendiren, aile dinamiğinin bu iç ilişkileri ile kadın ve erkek psişesinin derindeki yapıları. kadınların sorunları, karşılaştıkları engeller ve dışsal faktörler üzerine çok şey yazıldı. ama öznel boyutla ilgili, özellikle de pek çok yönden kendini feminist projeye yakın hisseden biri tarafından yazılmış neredeyse hiçbir şey yok. kadınların tercihlerini belirleyen hoşnutluk, korku ve endişeyle ilgili pek az metin metin var. kadın ve erkeklerin aileye getirdiği eski tarihe pek ilgi gösterilmedi. birbirlerine olan ihtiyaçları neden toplumsal sorun ve endişelerin yükünü kadınların taşıması biçiminde ifade buluyor? neden toplumun yarısı kendini gergin bir şekilde yeni kuşakları toplumun çözülmemiş problemlerinden koruyama çalışırken buldu?

    bu kitap kadınların kişisel anlatımlarına dayanıyor. yeterince temsili olacağı umuduyla aşağı yukarı 150 kadınla konuştum; bunların yarıdan biraz fazlası meslek sahibi kadınlardı. korkarım kadınların küçük bir bölümünden aldığım verileri genelleştirdiğim yolunda suçlamalar alacağım ve daha çok orta sınıftan kadınlarla görüşmüş olmakla eleştirileceğim. ama söylediğim şeylerin belli bir yankı uyandıracağını da düşünüyorum. kadınların aile içinde yaşadıkları kimi korkular, zevkler, endişeler ve patolojiler ırk, sınıf ve bölge farklarını aşıyor gibi görünüyor. bu duyguların dillendirilmesi çağdaş yaşamın kadınlar için nasıl bir şey olduğu konusunda daha dürüst bir yaklaşım geliştirmenin ilk adımı olabilir. ve ancak kadınlar daha dürüst olduklarında, erkeklerle işbirliği yaptıkları suçortaklığının temelinde yatan "dişilik" ve "kadınlık" mitlerinden kurtulabilirler."

    feminizmle tanışıklığımın başlarında olduğum yıllarda okumuştum kitabı ve çok etkilenmiştim. feminist perspektiften kadın ruhsallığı ve bu ruhsallığın davranış ve tercihlerimizi nasıl etkilediği üzerine gayet iyi bir çalışma olduğunu düşünüyorum. çeviri de son derece başarılı. zaten çevirmenlerden biri aksu bora türkiye feminist hareketinin tanınmış isimlerinden bir akademisyen.

    kitabın alt başlıkları da şöyle:

    i. "her şeye sahip olanlar", her şeyi bırakanlar
    ii. haset, rekabet ve işin "gerçekdışılığı"
    iii. anneliğin zevkleri ve tehlikeleri
    iv. derinlere gömdüğümüz duygular
    v. iyi anne olma ideali
    vi. annelerin kederi: kadınların anneleriyle ilgili duyguları kararlarını nasıl etkiliyor?
    vii. suçluluk duyan kadınlar
    viii. erkekleri idealize eden kadınlar
    ix. ince ve seksi: modern kadının orucu
    xi. kurban olarak kadınlar
    xii. kadınlar doğaları gereği edilgen midirler?
    sonuç: kadınların suçortaklığı

    ek: bu kitabın üstüne bir de no kid - çocuk yapmamak için 40 neden - corinne maier kitabını okumanızı öneririm.
  2. stoklarda olmayan kitap, yeni basımı da yokmuş, hain d&r
    mesut