• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
sunshine - danny boyle
yıl 2057, insanlık güneşin her geçen gün giderek yok olmasını izlemektedir… bu insanlığın da yok olması demektir. dünya’nın son umudu ıcarus ıı adlı bir uzay gemisindeki sekiz kişilik erkek ve kadınlardan oluşan kaptan kaneda liderliğindeki ekiptedir. görevleri güneşi tekrar hareket geçirmesi ve beslemesi beklenen bir nükleer başlığı taşımaktır.
bu yolculuk sırasında dünya ile radio bağlantıları kesilir. ekip bundan 7 yıl once aynı amaçla göreve çıkarılan ıcarus ı’den değişik sinyaller almaya başlarlar. yaşadıkları garip bir kaza onları görevlerini bir yana bırakıp hayatları için savaşmak zorunda bırakacaktır. peki ya hepimizin geleceği...
  1. 2001: a space odyssey'den sonra, defalarca izlediğim en sevdiğim bilim kurgu filmlerden. gereksiz aksiyondan çoğu uzak; uzayın, boşluğun, bilinmeze yolculuğun kimi huzurunu kimi gerilimini sakin ve koşmadan anlatıyor. boşlukta süzülen teknoloji ve psikolojilere uzayın vahşi sakinliğini çok iyi yansıtmış.

    Güneş tüm enerjisini tüketmek üzeredir. artık dünyayı ısıtmamakta ve insanlık yeniden buzul çağı'nın eşiğindedir. Bir grup bilim insanı, İcarus LL adlı uzay aracıyla güneşin merkezine doğru yola çıkar. Bu son şanslarıdır, dünya'daki son nükleer kaynakları bu proje için harcamışlardır. icarus L görevi bilinmeyen bir nedenle başarısız olmuştur.

    icarus ll görevinin amacı, icarus l görevinin gizemi, bir grup bilim inanının, uzun uzay yolculuğu ve misyonları gereği üzerilerinde oluşan baskının psikolojik etkilerini aktarmaktadır. Filmin en etkilendiğim yanı, içerisinde bulundukları mekanları (uzay araçlarını) iliğine kadar bize hissettirmesidir. uzaya ve uzay araçlarına olan ilgimi tatmin edicidir. en iyi bilim kurgu filmleri sıralamamda, 2001: a space odyssey ile birlikte üst sırayı paylaşmaktadır.
  2. sitede bir iki yazar var, ne izlemişler arada bakarım, film seçerken favori film listelerinden faydalandığım çok olmuştur...da bu film neydi arkadaş?!!

    bilim kurgu konusunda uzman olmayı bırakın, bir iki yıl öncesine dek izlemeyi bile beceremezdim. sonra bir şekilde her bilim kurguda illa uzaylı çıkmıyor, bak ne güzel şeyler var diyenler sağolsun, izlemeye başladım. gelsin gravity, gitsin moon, the martian...

    ama şimdi bu filmle tekrar başa sardım ben. bilim kurgu yazan film gördüğümde şöyle derin bir nefes alıyorum.

    şöyle ki, uzay gemisi nasıl olur ya da olmalıdır sorusuna cevap arıyorsanız bence yanlış film. bir ara ciddi ciddi yakın planları elimde cep telefonu mutfaktaki tavayı da çeksem aynı etkiyi yakalarım diye düşündüm.

    fikir iyi, uzayda yalnızlık, hayatta ve ayakta kalmanın zorluğu...ezcümle psikolojik derinliği yakalayan bir film. ama o da yarısına kadar. ikinci yarısından sonuna dek, finali dahil benim için ne yazık ki hayal kırıklığı.

    yönetmene güvendim, @lakoti'ye inandım, hüsrana uğradım. ama siz yine de yukarıdaki ilk yoruma da bir bakın, belki film beni yakalayamamıştır.
    mesut