1. bazı hayvanlar tarafından hor görülen insan kitlesi. philip brink ve marieke van der velden tarafından hazırlanan şu kısa belgeseli izleyerek, biraz insanlıktan nasibinizi alın. tek bir vatan var: dünya, o da hepimizindir.

    edit: ilk hayvan görüldü.
  2. izmir'de yaşayan insanları bir günde ağrı'ya yerleştirirseniz, yerliler yeni toplumu reddeder. tersinde de aynı sonuç geçerlidir. çünkü iki tarafında görgüleri ve hayatı yaşama biçimleri çok farklıdır.

    asıl sorun, suriyelilerin ülkemize uyum sağlamalarına yardımcı olacak hiçbir şey yapılmadan, recebin dahiyane fikri ile ülkemize kurt sürüsü gibi salınmalarında.

    mültecilere bu kadar çok sahip çıkan bir toplum, on yıl sonra ülkenin demografik yapısı bozulduğunda, sahip çıkabileceği bir vatanı olmayacak.
    ozumm
  3. sıradan mülteci değildirler.
    suriye'deki rejim aleyhtarlarıdır.
    bu kabul edilebilir. ama sığınmacılar içindeki radikal dinciler bizi dost görmüyor. hatta cihad ilan ettiler.
    sen ne yaptın? sana cihad ilan edenlere silah verdin al beni vur diye.
    mülteci dediğin hiç bir ülkede dört bir yanda dolaştırılmaz.
    ev sahibi ülkenin demografik yapısını bozacak sayıda kabul edilmez.
    üç günde vatandaş yapılmaz.


    şimdi dallama humanist.
    siyasal dikta insan sevdiğinden değil, bu insanlar sünni müslüman olduğu için el üstünde tutuluyor.
    sen sanıyor musun ki bunlar ortodoks olsa aynı misafirperverliği görürdü?
    veya ümmet kafasıyla bedava oy anlamına gelmeseler?

    bak hümanist. sen de etnik ayrımcılık kurbanısın. bu nedenle empati yapmaya çalışıyorsun. ama bu suriyeli hassasiyetin köyünün panzerle düzlenmesine engel oldu mu? oğlum oraları araplara vermek için seni aylarca ablukaya alıp taradılar. ölünü çıkaramadın lan bodrumdan.
    şimdi kalkıp sana bunu yapanlarla aynı paralelde mi ortadoğu politikası savunur oldun? lan amca oğullarının (ypg/pyd) kim kafasını gövdesinden ayırdı?
    "ah ama onlar sivil çocuklar ve kadınlar"..
    ohh bebeğim. senin ülkende iç savaş çıktığında senin kadın ve çocuklarına kucak açacak bi ülke var mı etrafında?

    kaybedecek bir şeyi kalmayan insan tehlikelidir. ülkeyi ben kuracağım, götümden ter akarak çocuğuma gelecek hazırlayacağım. kazandığımdan fazlasını vergi olarak verip trafik cezası bile yememiş bir vatandaş olacağım ve sırf ülkesinde savaş olduğu için bir suriyeli (lan bak danimarkalı olsa da fark etmez takılma ırka) gelip tokiden yapılan eve bedava oturup floryada götünü gezdirecek! arabamın kaputuna çocuğunu koyup para isteyecek, karıma laf atacak, çocuğumu parkta bıcaklayacak. hassiktir lan oradan. zikerler senin insan sevgini.

    edit: arap ve mezopotamya faresi sevmemek bir tercihtir. pırasa da sevmem mesela. bu hayvanlık değildir.
  4. yanında torpil patlasa 2 hafta sokağa çıkamayacak olan insanlar iç savaştan çıkmış bu insanları çok acımasız yargılıyor.
    (alıntıdır)

    benim de düşüncem bu yönde. ulan onlarda kötü varsa bizde yok mu?
    onlarda dilenci varsa biz de yok mu?
    onlarda sapık varsa bizde yok mu?
    kötü her zaman kötü bunun ırkı mi olur.

    her zaman diyorum suç ne onların ne bizim. tek suç bu insanlara kapılarını açarken ilerisini planlamayan hükümetin. o kadar danışma kadar teknoloji ve o kadar para boşuna harcanmayıp bu insanların düzeni için çabalamaya çalışılsa belki bunlar yaşanmazdı. milyarlarca lira heba edildi ama hepsi göstermelik ve geçici idi ama olmadı patlak üstüne patlak vardı yine de "bazıları" burnundan kıl aldırmadı.

    ama ne gerek var ortadoğunun lideri olacağım diye artislik hareketlerle onca savaş mağduru insanı alıp sokaklarda yatırmak, aç bırakmak ve kurduğun 3-5 pislikten geçirmeyen kampla övünmek tam da malum kişinin düşünceleri.
    korkmayın dışı bizi yakıyor ama onların da içi yanıyor.

    lütfen vicdanlı olalım vicdanımızı elden birakmayalim. komşuya düşen ateş gün gelir bize de düşer büyük konuşmayalım. bunun suriye, türkiye, vs vs. gibi durumları yok. ortada insan var ve insanlar yardıma muhtaçsa elimizden geldiğince edelim.

    dünyayı güzellik kurtaracak kin, nefret değil.
  5. zaten bok gibi olan ülkenin içine sıçan topluluk. özellikle istanbul'da ve sahil bölgelerinde 7-8'li gruplar halinde kadınları taciz edip, sokaklarda peşlerine takılııp gittikleri yere kadar takip ediyorlar. kuytu bir köşede denk getirirlerse ne yapacaklarını allah bilir. bunca yıldır bireysel silahlanmaya karşı olan birisi olarak bugün ciddi ciddi bu ülkede silahın ne kadar gerekli bir şey olduğunu düşündüm. varın gerisini siz düşünün.
  6. öncelikle bu sıfatı taşıyan tüm insanlar için, sadece kendi etrafınızda gördüğünüz insanlardan yola çıkarak bir genelleme yapmamanız lazım.

    40'larda alman zulmünden kaçabilmiş olan yahudileri o günlerde bir ülke türkiye'nin şuan onları zor koşullarda da olsa barındırabildiği gibi barındırsaydı büyük ihtimalle o ülke bugün tarih kitaplarında alça gönüllülük, mütevazilik ve iyilikle anılacaktı.

    ne büyük teşekkür etmem gerek ki, ilerde türkiye için böyle bir şey söylenecekse çıkıp "biz bunu haketmiyoruz" dedirtecek birçok sebep ediniyorum her gün.

    kabul... dünyanın iyilik perisi biz değiliz belki ama en azından empati yoksunu da olmamak gerek.

    umarım bundan birkaç yıl sonra trans bireylere yapıldığı gibi suriyeli mültecilere karşıda nefret suçları ve cinayetleri başlamaz.
  7. bazen onların kalabalık olduğu yerlerde kendimi mülteci gibi hissediyorum. gerçekten çok kötü bir duygu. bir de arkadaşları ile gezerken hafif dekolteli bir kız gördüklerinden öküzün trene baktıkları gibi ağızlarından salyaları akarak bakmaları yok mu. o an ben utanıyorum erkekliğimden, insanlığımdan.
  8. aç sınırları isteyen istediği yere gitsin sen avrupa birliğinin sınır beyliği misin görevin bunları durdurmak mı onlar kalmak istemiyor biz kalmalarını istemiyoruz ee sorun ne o zaman. her sorunumuz halloldu bi suriyelilerimiz eksik kaldı.
    wtf
  9. evlatlarinin hayalleri ellerinden alinmis insanlardir.

    selcuk sirin'in yorumu, olaya biraz da romantik bakisla, durumu genel hatlariyla ozetlemis.

    ama videoyu izleyip de "eee adam zor kosullardan bakiniz nerelere gelmis; onlar da yapsin iste!" diyeceklere herhangi bir sozum yoktur.
  10. en sevmediğim şeylerden bir tanesi de bu tür konularda gerçeklikten uzak romantizmdir. ancak, bu konuda duygularımızı bir yere bırakmamız mümkün değil.
    ben bu insanları 15 temmuz gecesi çok iyi anladım.
    f-16'ların sonik patlamalarına (o gece gelen patlama seslerinin ne olduğunu bilmiyorduk) televizyonda canlı verilen insanların ikiye bölünmesi görüntüleri eşlik etti. her yerden ölüm haberleri geliyordu. evet o akşam yaşadıklarımız belki türkiye cumhuriyeti tarihinin en lanet olaylarıydı ama suriyede yaşananların belki binde birini bile yaşamadık.
    diyeceğim o ki, bir çoğu belki adapte olamıyor, olmak istemiyor, bu toprakların düzenini umursamıyor. hatta belki de 100 sene sonra gelecek evlatları bile böyle olacak. ama onların durumunu suriye'deki savaştan ayrı değerlendirmemiz mümkün görünmüyor.