1. bugün yaşanan ölü sayısı gittikçe artan hepimizi yasa boğan patlamadır. ölü sayısı şuanlık 27 ancak artması bekleniyormuş. ortadoğunun kaderini hepimiz yaşıyoruz.

    bu linkten anlık takip yapılabilir.

    edit : orada bulunan arkadaşımdan bildirimler alıyorum. isimler açıklanmıyor. ölü sayısı kesinlikle 28'den fazla deniliyor.
  2. insanın boğazına inen birer yumruktan fazlası, çıldırmamak elde değil. gencecik çocuklar, hayatlarını adadıkları yolda hayatı biraz daha güzelleştimek uğruna çıktıkları yolda, haince katledildiler. silahları değil fikirlerini kullanarak, kobane'ye yine orayı savunurken hayatını kaybeden suphi nejat ağırnaslı kütüphanesi açmak, hatıra ormanı, kreş inşaatı için bir araya gelmişlerdi. ama yıllarca dibinde olan patlamaların buraya gelecekti ve geldi, hem de filiz verecek tohumlara. şimdi bu katliamın ardından da, çok önceden kaybettiğimiz insanlığımızdan dolayı, o bedenlerin acısını çekip hesaplarını sormak yerine, solcuydu sağcıydı komünistti faşistti diyerek birbirimize gireceğiz, daha bedenlerinin sıcaklıkları soğumadan. içinden çıkılmaz bir bok çukuruna döndük, batıyoruz günden güne. ama yine de v'nin de dediği gibi, 'bir insanı öldürebilirsiniz, işkence yapabilirsiniz ama fikirlerini asla değiştiremezsiniz.'
  3. soluğunuz kesildi değil mi? diyecek bir şeyiniz yok elbette bu çantalarında barış ve umuttan başka şey olmayan çocukların ardından? ölüme ve şiddete karşı umudu ve yaşamı inşa etmeye gidene bomba atmak nasıl bir şey anlamak için hangi sözlüğe başvurup hangi kitaptan alıntı yapacağız? duralım bir an ve düşünelim her türlü önyargıyı bir yana bırakarak (tabi vicdan diye bir şeye sahipsek bırakabiliriz ancak). sahi bu çocuklar neden katledildi?
  4. artık canımızın acıyacak dermanı kalmadı, sızlayacak yeri de yok. iflah olmaz bir et parçası olduk, en az gidenler kadar öldük biz de; her seferinde onlardan azalan, onlarda biten bizden de gitti, biliyorum. katledilmediysek daha, vurulmadıysak, sesimiz boğulmadıysa makûs talihimizden. bu toprakta, bu kirli havayı solumakta, bu insanların vicdanında yer alma/ma/kta, bizi öldürmeye çalışan bu avuçların içinde birer kısa çizgi olmamakta iyi talih yok. yaşamak, geride kalmak, izlemekte matah bir şey yok. tüm bu olanlarda güzel olan tek bir şey yok. tüm kötü ruhlar, burada asılı kalana kadar, iyi olan her şeyi gömmeye niyetliler çünkü. keşke, canımızdan koparıp alınanlar kadar güzel gülümseyebilseydik, keşke gazetelerin altında yatan biz olabilseydik. keşke. keşke hiç bilmeseydik, keşke hiç duymasaydık. keşke hiç yazmasaydık. her harf ihanet gibi ama susmak daha büyük bir terk ediş. doğru kelimeler de yok, hiç olmadı kelimeler doğru; doğruyu kimse hiçbir kelimede bulmadı. ne söylediğimden, neyi söylediğimden habersiz yazıyorum. ne hissedeceğimi bile bilmiyorum, neyi ıslatacağımı, neyi sileceğimi. kimin omzunda ağlayıp, hangi dize baş vuracağım? hangi adları ezbere alacağım, unutmayacağım; hangi hafıza beni en eskiye götürecek? bir şey söylemek istiyorum, birine, bir gökyüzüne, bir toprağa, bir şeye; buraya yazıyorum, anlamsız, içi boş. acının tarifi yok dediklerinde, en güzel aşı biz kaynatacağız dedik, siz dediniz. ölümün aşı yok. bu ülkede acısı var, yaşı yok. her cümle kendinden bihaber, çocuklardan bihaber, yazıyorum. özür dileyerek yazıyorum. bir bildiğiniz vardır diyorum, yoksa kolay değil. bir gün hesabını vura vura soracaksınız, bizden de, katilden de, gömenden de, unutandan da, toprağına çiçek koyandan da, çiçeğe su verenden de.
    sorun ki anlamı olsun, ne olur sorun. o gün siz asılı kalın, güzel ellerinizde biz boğulalım.
  5. "biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
    sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
    anamız çay demliyor ya güzel günlere
    sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
    sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
    bu, böyle gidecek demek değil bu işler
    biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz
    ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
    işte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz."
  6. "ya ama onlar türk,kürt,alevi,çinli,cartlı curtlu, peğağalı terörörörö......." peki sen nesin güzel kardeşim? gerçekten olmak istediğin kişi misin yoksa seni bu hale getiren boktan sistemin yetiştirdiği bir birey misin? yaşadığın süre içerisinde hiç düşünüp birşeyleri sorgulama zahmetine girdin mi? veya gerçekten birşeyleri merak edip araştırma zahmeti? dostum sen tv,sosyal medya da önüne verilenlerin haricinde kendi sözde savunduğun ideoloijnin dışında merak ettiğin başka şeyleri araştırıp okuma,derinlemesine inceleme,bilgi sahibi olmak adına birşeyler yapıp o beynini çalıştırma zahmetinde bulundun mu? biliyorum bulunmadın,bulunmayacaksında.çünkü sen üşengeç,bencil,ego mastürbasyonu yaparak kendini tatmin etmekten başka birşeyi beceremeyen zavallı ve en önemlisi vicdansız bir varlıksın.
  7. bugüne kadar gezi şehitleri olsun, paramaz kızılbaş gibi kobanede düşenler için olsun hep üzüldüm anmalarda yer aldım. ancak ilk defa böyle bir olayda 3 tane arkadaşımın adını gördüm. arkadaşın adını listede görmek cidden yüreğimi ayrı yaktı. sorumlusu direkt veya dolaylı farketmeksizin devlettir.
  8. "münasip bir bağlantı hattı izleyerek şu noktaya varmaya takatim yok; kısa yoldan söyleyeyim: öyle bir yerde böyle bir katliam, devletin, en azından devlet içinden birilerinin bilgisi, göz yumması vs. olmaksızın gerçekleştirilemez. suruç'ta herhangi bir kimsenin, elinde o güçte bombayla, polisin, mit'in, daha bilmediğimiz bir sürü gizli devlet örgütünün dikkatini çekmeksizin dolaşması bile mümkün olamaz." diyor ümit kıvanç bugünkü yazısında.

    yani lafı döndürüp dolaştırmaya gerek yok: 32 insanın yaşamını kaybettiği bu katliamda devletten şüphelenmemek için ya saf ya da kötü niyetli olmak gerekir.
  9. hayata, yaşadığımız coğrafyaya dair ne zaman umut yeşerse birileri gelip tecavüz ediyor, bazen en yakınımızdaki insanlar da bunu alkışlıyor. türkiye'den çekip gittikten sonra ortadoğulu muamelesi görmeyeceğimi bilsem..