• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.78)
swann'ların tarafı - marcel proust
"... tıpkı japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem m. swann'ın bahçesindeki bütün çiçekler, vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün combray ve civarı şekillenip hacim kazandı, bahçeleriyle bütün kent çay fincanımdan dışarı fırladı,"

combray'de günbatımı, alışkanlık, iyi geceler öpücüğü, françoise, ıhlamura batırılan madlen, léonie hala, kilise, adolphe amca, pembeli kadın, bahçede kitap okuma, akdikenler, mehtapta gezinti, sonbahar yanlızlığı, arzunun doğuşu, balbec, zambak kokan oda, verdurin'ler ve müritleri, swann'la odette'in karşılaşması, vinteuil'ün sonatı, swann'ın aşkı, kasımpatları. kıskançlık, yalan, bekleyiş, müziğin dili, champs-elysées'de karlı günler, gilberte, hayal kırıklığı, umut...

ihlamura batırılan bir madlenle yeniden yakalanan, belleğin yaratıcı gücüyle yeniden canlandırılan bir geçmiş...
  1. kendimi küçücük hissettiren kitaplardan.

    edebiyattan, müzikten, sinemadan ve genel olarak sanattan anlamanin bir egitim isi olduguna inanirim. içgüdüsel olmayacak kadar zengin bir dünya benim için çünkü sanat. tabii ki bir balzac romanindan zevk almak için fransiz edebiyati hakkinda doktora yapmis olmamiza gerek yok. ama realizm akimi hakkinda bir iki bilgimiz varsa, 19. yy yazarlarini okumuslugumuz varsa, büyük olasilikla daha çok tad verecektir.

    bu kitabi okurken kendimi yetersiz hissettim. hikaye açisindan ilerleyen neredeyse hiç bir sey yok bu kitapta. hayat, iliskiler, doga, yolculuklar, edebiyat hakkinda bir deneme gibi. her cümlesi o kadar zengin ki, kitabin maksimum yararini görmem için daha 40 firin ekmek yemem gerekiyormus gibi geliyor. ya da tekrar tekrar, yavas yavas, idrak ede ede okumam gerekiyormus gibi.

    zevk almadim mi okurken? aldim. kitabin basinda biraz korksam dahi (anlatici uyanisi 15 sayfa boyunca anlatiyor...) beni gerçekten içine çeken bir kitap oldu.

    tekrar bulusacagiz marcel'cim :)
  2. destansı seri kayıp zamanın izinde'*nin ilk kitabı.

    en ufak bir ayrıntıyı dahi sayfalarca anlatması ve paragraf uzunluğundaki cümleleri sebebiyle ısınana kadar zorlayabiliyor. fakat alıştıktan sonra, edebiyat aşığı birisi için bulunmaz bir nimet oluyor. anlatmakla olmaz, okunması lazım.

    "hayatı önemsemediklerini mi? peki hayatı önemsemeyeceksek, neyi önemseyeceğiz? hayat yüce tanrı'nın asla iki kere bağışlamadığı tek nimettir."