• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.25)
t2 trainspotting - david boyle
1996 yılında vizyona girdikten sonra olay yaratan trainspotting'in devam filmi “t2: trainspotting”nin de yönetmenliğini danny boyle üstleniyor. filmin başrollerinde ise tanıdık simalar ewan mcgregor, robert carlyle, jonny lee miller, ewen bremner yer alıyor. (beyazperde)
  1. trainspotting'in devam filmi. oyuncu kadrosu ilk filmle aynı, ki bu haberi ilk duyduğumda içim içime sığmamıştı. filmin önümüzdeki bir-iki, bilemedin üç hafta içerisinde türkiye'de de vizyona girmesi bekleniyor. sansür uygulanırsa internet ortamına düşmesini beklemek zorunda kalırız. daha önce şu başlıkta, devam filminin devam romanından uyarlama olamayacağını söylemiştim ama wiki'de filmin ayrıntılarına bakarken "mark renton returns home to edinburgh from amsterdam" yazısını görmemle birlikte yanıldığımı anladım. porno'da londra olayının 10 yıl sonrası anlatılıyordu, devam filminde 25 yıl sonrası anlatılacak zannediyorum.
  2. 18 yaş sınırıyla vizyona girmiş film
    20 yıl sonrasını anlatıyor
    filmi izlemeden hafıza tazelemekte fayda var ya da ben çok unutkanım
    trainspotting in oyun versiyonunu okumuştum, ilk filmde de devam filminde de edward bond un saved iyle karıştırdığım sahneler oldu sürekli
    tabii o daha hardcore bir oyun -hardcore dan kastım daha gerçekçi haliyle daha pesimist, trainspotting de dark humour var en azından, dark humour da insanı üzüyor gerçi: bkz. spud-
    20 yıl sonra karakterlerle aynı yaşlarda olacağımız için şunları düşündürdü:
    'choose a life.' ama o hayat eş, ev, araba, çocuk, iş barındırmak zorunda değil
    mutluluk belki de gerçekten sadece kafa güzelliğidir
  3. filmi henüz izledim. tuhaf duygular hissettirdiği aşikar. eski günlere ithafen. yine derin yalnızlık.
  4. film için bir dany boyle aurası diyebilirim. film başkalarının elinde ruhunu kaybederdi, filth gibi bir kitabın başka bir yönetmenin elinde nasıl harap olduğunu görmüştüm. dany boyle ise 20 yıl aradan sonra filmin ruhunu korumuş ve boyhood ve sunrise 3'lemelerinin yönetmeni (gösterdiği sabırla takdirlik adam) richard linklater'den izler sunmayı başarabildi.

    film insana karmaşık duygular hissettiriyor. 20 yıldır görmediğin dostlarınla karşılaşmışsın hasret gideriyorsun. ilk filmi sevenlere hediye edilmiş yeni bir soundtrack albümü dinlemek ve umarsızca koşan delikanlıları görmek benim için yeterliydi. serinin devam kitabı ile uyumlu olmasa da bir parça da nabız yoklamaydı ve t3'ün öncüsü olduğunu düşündüm.

    gelişen teknolojiden sinema da nasibini alıyor. instagram, twitter emoji'lerini film içinde görmekten dolayı rahatsız olmadım değil, aradan yıllar geçince miki suratlı, tavşan kulaklı tiplemeler hakkında gülüp geçicez bu açıdan bakınca dönemin trendlerinin sinemada yerinin olmadığını düşünüyorum. bunun sonucu filmin klasikleşmesine engel olması. 5 yıl sonra trainspotting izlerseniz etkilenirsiniz ama t2 o kadar da etkili olmayabilir. diğer taraftan trainspotting'i yeni izleyerek t2 izlerseniz de film sizi sarmayabilir. başlarda dediğim gibi filmi cazip kılan döneminde izlemiş olmanın getirdiği bir hasret, özlem filmi olması.

    şu listede bulunsun:

    iggy pop - lust for life (the prodigy remix)
    high contrast - shotgun mouthwash
    wolf alice - silk
    young fathers - get up
    frankie goes to hollywood - relax (don't do it)
    underworld & ewen bremner - eventually but
    only god knows ft. leith congregational choir - young fathers
    the rubberbandits, dads best friend
    blondie - dreaming - bohemia afterdark
    queen - radio ga ga
    run-dmc, jason nevins - it's like that
    the clash - (white man) in hammersmith palais
    young fathers - 'rain or shine'
    fat white family - whitest boy on the beach
    underworld - slow slippy
  5. ilk filme göre daha kendini kabullenmiş karakterler, bu sefer günah keçisi uyuşturuculardan çok insanların kendisi.

    !---- spoiler ----!

    choose an iphone made in china by a woman who jumped out of a window and stick it in the pocket of your jacket fresh from a south-asian firetrap. choose facebook, twitter, snapchat, instagram and a thousand others ways to spew your bile across people you've never met. choose updating your profile, tell the world what you had for breakfast and hope that someone, somewhere cares. choose looking up old flames, desperate to believe that you don't look as bad as they do. choose live-blogging, from your first wank 'til your last breath; human interaction reduced to nothing more than data. choose ten things you never knew about celebrities who've had surgery. choose screaming about abortion. choose rape jokes, slut-shaming, revenge porn and an endless tide of depressing misogyny. choose 9/11 never happened, and if it did, it was the jews. choose a zero-hour contract and a two-hour journey to work. and choose the same for your kids, only worse, and maybe tell yourself that it's better that they never happened. and then sit back and smother the pain with an unknown dose of an unknown drug made in somebody's fucking kitchen. choose unfulfilled promise and wishing you'd done it all differently. choose never learning from your own mistakes. choose watching history repeat itself. choose the slow reconciliation towards what you can get, rather than what you always hoped for. settle for less and keep a brave face on it. choose disappointment and choose losing the ones you love, then as they fall from view, a piece of you dies with them until you can see that one day in the future, piece by piece, they will all be gone and there'll be nothing left of you to call alive or dead. choose your future, veronika.
    choose life!

    !---- spoiler ----!