1. jorge luis borges'in alef adlı hikayesinde bahsettiği durum. şöyle der borges;

    '' öykümün anlatılması, aktarılması olanaksız özüne geliyorum. ve bir yazar olarak çıkmazım da bu noktada baş­lıyor. dil tümüyle bir simgeler dizgesidir, bu dizgenin o dili konuşanlar tarafından kullanılması ortak bir geçmişe daya­nır. ama eğer öyleyse, ben zihnimin bütün çabalarına rağmen tümünü kavrayamadığım sınırsız alef'i sözcüklere nasıl çevirebilirim? aynı sorunla karşı karşıya kalan mistikler sim­gelerden medet ummuşlar: mesela ezekiel, aynı anda doğuya ve batıya, kuzeye ve güneye doğru hareket edebilen dört su­ratlı bir melekten söz etmiş. ''

    yani denmek istenen şudur, metnin içindeki örnekten, ezekiel'in örneğinden gidersek onun tahayyül ettiği meleği düşünelim, bu dört suratlı melek bütün yönlere aynı anda gidebiliyor. bu meleğin 4 yöne de kendini çoklayarak gidebileceği şekliyle bu yapabilirliğini tahayyül edebiliriz.

    lâkin meleğin kendini çoklamadan yani yek bir cismanilikle durduğu merkezden dört ayrı yöne gitmesini tahayyül edemiyoruz. bunu sadece bu melekle ilgili değil genel olarak düşünürsek de aynı şekilde tahayyül edemeyiz. merkezdeki bir şey kendisini aynı anda sadece tek bir tarafa yöneltebilir olarak düşünürüz. merkezdeki şey aynı anda hem güneye, hem kuzeye, doğuya ya da batıya yönelemiyor kendini parçalamadan, tahayyülde bile.