1. kökünün orta asya'ya kadar dayandığı söylenen, eskimez tat, çorba. türkler her şeyi kurutarak muhafaza etmeyi pek sevmişler, iyi de olmuş. ana maddesi un ve yoğurt dersem sanırım yanılmam. yörelere göre değişiklik göstermesi ise yemek kültürümüzün ne kadar deniş olduğunun bir göstergesi.

    her yöreye göre farklı yapım usulleri ve malzemeler içerse de bizim yaptığımızda kırmızı biber *, domates, soğan, nane, merimek, nohut. bunlar pişirilir ve püre haline getirilir. un, yoğurt karışımına ilave edilir ve kurutularak tekrar öğütülür, toz haline getirilir.

    sarımsağı sonradan sos olarak ilave etmek bence tadını bir kaç tık öteye taşıyor. bunun dışında sıkıldım ama farklı olsun derseniz; içine minik köfteler yapıp atabilirsiniz. ya da haşlanmış nohut, erişte.. tamamen size kalmış.

    bonus: fırınlanmış bayat ekmek üzerine döküleni de kimi yerlerde farklı bir yemek olarak karşımıza çıkar.
  2. tarhana diyince aklıma dedem gelir.
  3. toz değil de daha çok ufalanmış olanı gerçekten lezzetli olan çorba. mantıya döker gibi içine bir kaşık sarımsaklı yoğurtla da pek güzel olur.
  4. bir keresinde yapılışına katkı sağladığım buram buram ananem kokan tarhana ^^

    kırmızı biber , soğan , un , baharatlar daha hatırlamadıklarım kocaman bir hamur şeklinde mayalanmaya bırakılıyor .

    ilk tarhananın pişmesi de apayrı bir güzellik . her karıştırma da emek , koku birbirine sımsıkı sarılarak dans ediyor . en son da göbek atıp , fokurdama yapıyorlar .

    her kaşıkta beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar şarkısı eşlik ediyor

    afiyet olsun ^^
  5. bizim oralarda kalın tarhana olarak bilinen değişik bir versiyonu çok yaygındır özellikle kışın bol sarımsaklı çorbası insanın içini ısıtır en sevdiğim çorbalardan birisidir. buğday süzme yoğurt bildiğim kadarıyla ana malzemeleri. pişme sırasında da nohutla çok yakışırlar birbirlerine
    wtf
  6. bir rivayete göre tarhananın hikayesi

    devrin sultanı, ramazan ayında, bir gün tebdil-i kıyafetle şehri dolaşmaya çıkar. yanında baş veziri vardır. sultan; paşa, akşam ezanı kimin kapısının önünde okunursa o evde iftar edelim, der. iftar vakti yaklaşmıştır. ara sokaklara girerler. her evin kapısının önünde bir kişi beklemektedir. bir misafir bulup evlerine iftar için çağıracaklar. başkalarına iftar ettirmenin zevkine tadacaklar ve sevabını alacaklar.

    sultan ve veziri kendilerini tanıtmadan, herkese selam vererek giderler. iftar topu atılıp akşam ezanı okunmaya başladığında, fakir ama gönlü zengin bir müslümanın evinin önündedirler. zaten ev sahibi de iftara birilerini çağırabilmek için orada beklemektedir. sofra hazırlanmış. sıcacık taze ekmek, tuz ve mis gibi tüten bir çorba vardır. tuzla iftarlarını açarlar, ekmek ve çorba ile karınlarını doyururlar. çorba, sultanın çok hoşuna gitmiştir. ev sahibine; “bu çorba çok hoşuma gitti. ne çorbasıdır bu?” diye sorar. çok zeki ve ferasetli olan ev sahibi; “darhane çorbasıdır, sultanım” diye cevap verir.

    darhane, anadolu insanının dilinde “tarhana” olarak yerini alır. bazı yerlerde ise daha da kısaltılarak “tarana” olarak kullanılır.
  7. eski ev arkadaşım soğanlı yapardı severek yerdik. en iyi tarhanayı aydınlılar hazırlıyor bence.
    abi
  8. ilk hazır çorbadır.
  9. her ne kadar kış günlerinde içiminin daha güzel olduğu söylense de bana göre her zaman içilebilecek mutfağımızın efsanevi çorbasıdır. ki daha dün yine bayıla bayıla içtiğim çorbadır. her içtiğimde bende bir ilaç hissi uyandırıyor bu çorba resmen.
    zepur
  10. soguk günlerin içimizi ısıtan yiyecegi