taşlıcalı yahya

Kimdir?

taşlıcalı yahya bey veya dukaginzâde yahyâ bey, 16. yüzyılda osmanlı imparatorluğu'nda yaşamış osmanlı askeri ve divan edebiyatı şairidir.

yaşadığı dönemde fuzuli'den sonra en büyük mesnevi şairi olarak tanınmıştır. kanuni’nin emri ile boğdurulan şehzade mustafa için yazdığı “şehzade mersiyesi”, en ünlü eseridir.

doğum tarihi kesin olarak bilinmez. 1488-1489 yıllarından birinde doğduğu iddia edilir. doğum yerinin arnavutluk olduğu ve soyunun oranın önemli soylu ailelerinden biri olan "dukagin" sülalesine dayandığı sanılmaktadır.[1][2].

küçük yaşta devşirme olarak yeniçeri ocağına asker olarak alındı ve osmanlı imparatorluğu bünyesinde asker olarak yetiştirildi. yeniçeri ocağına bağlı acemioğlanlar ocağı'nda iken askerilik yeteneği yanında edebiyata yatkınlığı ve yazdığı şiirler farkedildi ve kendisine kemal paşazade’den, kadri efendi’den, fenarizade muhyiddin çelebi'den dersler aldırtıldı. onun bu yatkınlığı ve aldığı dersler önemli devlet adamları ile tanışmasını ve yardım görmesini yükselmesini sağladı.

yavuz sultan selim döneminde mısır ve çaldıran seferleri ile kanuni sultan süleyman dönemindeki pek çok savaşa da asker olarak katıldı. gerek gördüğü yardım ve ilgi, gerekse askerlik alanındaki cesareti edindiği dostlar kadar kıskançlıklara ve düşman kazanmasına neden oldu. örneğin şair hayâlî ile takıştığı o dönemde bilinmektedir.

şehzade mustafa mersiyesi

1553’te şehzade mustafa'nın öldürülmesi üzerine kanuni'ye ve onun yakınlarındaki kişilere karşı yazdığı mersiye, şehzadenin ölümünde rol oynadığı bilinen himaye gördüğü eski dostu sadrazam damat rüstem paşa ile takışmasına yol açtı. kaleme aldığı bu eser nedeniyle damat rüstem paşa'nın emriyle yakalandığı ancak kanuni'nin şiire olan düşkünlüğü ve oğlunun öldürülmesi nedeniyle yaşadığı vicdan azabı yüzünden sultan tarafından affedilerek ceza verilmediği iddia edilir[kaynak belirtilmeli]. öte yandan "şehzade mustafa mersiyesi"'nin asker, yeniçeri ve halk arasında infiale neden olmasının kanuni tarafından sadrazam damat rüstem paşa'nın azledilme nedenlerinden biri olduğu ayrıca bu mersiyenin ardından şair sami gibi pek çok divan şairinin şehzade mustafa'nın ölümü ile ilgili kanuni ve yanındakileri eleştiri mahiyetinden mersiyeler yazdığı bilinmektedir.

sürgüne gidişi

rüstem paşa’nın yerine sadrazam olarak atanan kara ahmet paşa'nın bir süre sonra kanuni'nin emriyle öldürülmesinden sonra yeniden işbaşına gelen rüstem paşa, şairin bütün malvarlığına el koymuş, onu maaşlı olarak sürgüne göndermiştir. aşık çelebi'ye göre sürgüne gönderildiği yer bosna'da zvornik sancağı iken kimi yazarlar sürgün yerinin temeşvar vilayeti olduğunu iddia etmektedirler.

şairin sürgün edildiği bölgede sürekli olarak kalıp kalmadığı sonradan bu kararın kalkıp kalmadığı da bilinmemektedir. bununla birlikte edebiyat faaliyetlerine devam ettiği ve zigetvar seferi öncesi kanuni'ye bir kaside sunduğu belirtilmektedir.

ölüm tarihi üzerinde de bir anlaşmazlık olsa da çoğunluk tarihçi ve kaynak onun 1582 yılında vefat ettiğini belirtmektedir. şairin mezarının yeri de tartışmalıdır, bir kısım kaynaklar, mezarının zvornik'te, kimileri de istanbul'da olduğunu söylerse de, bursalı mehmet tahir bey ve muhammed hadzijahic de, bosna evliya kataloğu'nda şairin loznica'da öldüğünü söylemektedirler.

şairin bilinen ve ünlü 5 büyük mesnevisi bulunmaktadır. bu mesnevilerin isimleri;"gencine-i raz","kitab-ı usul", "gülşen-i envar", "yusuf u zeliha", "şah u geda"'dır.

"yusuf u zeliha", bilinen en ünlü mesnevisidir. bunun dışında şah u geda mesnevisinde ayasofya gibi tarihi eserlerin tasvirlerinin bulunması mesnevinin önemini artırmaktadır.

mesnevileri haricinde önemli eserleri arasında şairin çeşitli şiirlerinden oluşan bir divanı bulunur. (vikipedi)
  1. derûnî âşinâ ol taşradan bigâne sansınlar
    bu bir zîbâ revişdir âkil ol dîvane sansınlar

    (her şeyi yakinen bil ama dışarıdan bilmiyor gibi görün. bu güzel bir üsluptur ki akıllı ol ama deli sansınlar.)

    dâr-ı dünyâ deli gönlüm gibi vîrân olsa
    ne cihan olsa ne cân olsa ne hicran olsa

    (dünya yurdu deli gönlüm gibi harabe olsa, yıkılsa gitse, ne dünya olsa ne can olsa ne ayrılık olsa...)

    kâşkî sevdügümi sevse kamu ehl-i cihan
    sözümüz cümle hemân kıssa-i cânân olsa

    (keşke sevgilimi bütün dünya sevse, ona aşık olsa. bütün konuşup anlattığımız sadece sevgilinin sohbeti olsa)

    gibi dizelerin şairidir.