1. normalda gülünçlüğe kaçacak derecede bu kadar spesifik başlıklar açmak adetim değildir ancak ihtiyacın hasıl olduğunu düşündüğümden böyle bir topa girdim.
    felsefe ve bilim çatışması başlığı altında yapılan tartışmalardan birinde, bilimin ancak yol göstereci olan felsefenin ışığında teori ve kuramlarla ilerleyebileceği tezini içeren abi'nin entrysindeki bir ifade dikkatimi celbetti;
    "cinsel seçilimle (tavuskuşu örneği) doğal seçilimin en son neye göre ayrıştığı açıklanmış mıydı hatırlamıyorum bile. yine aynı şey, bilimin bittiği yerde felsefe başlar, bu zaten kaçınılmaz olandır. gönül ister ki felsefe gelişsin ve geçmişte olduğu gibi tekrar bilim felsefeye dayanıp kanıtlamaya girişsin insanlık bir adım daha atlasın. maazallah fare gibi tekerleği çevirip durup hiçbir yere gidememek var işin ucunda."
    ben açıkçası bilimle felsefenin sınırlarının kalın çizgilerle çizildiğinden beri artık insanoğlunun bir tekerleğin içinde koşturup durmayacağını öngörüyorum. ancak insanoğlunun bilimden ıraksadığı orta çağ felsefesinin hakim olduğu dönemde 300 yıl boyunca fare gibi tekerleği çevirip durduğu bir dönemi yaşamıştı.
    evrim teorisi işlerliği, insan ömrüyle mukayese edemeyeceğimiz uzun süresi bakımından klasik deneylenebilen bilim anlayışımızın dışında daha çok bir aksiyom olgusuna yakınsar. yine de bu durum tümevarım ve mikro ölçekte modellemelere yaparak ispat edemeyeceğimiz anlamı taşımasın.
    tavuskuşu örneğinde olduğu gibi doğanın tamamındaki canlılık enstantanesi çılgınca bir patlamanın nihayetidir.

    bilindiği üzere evrim teorisi ve doğal seçilim ilkesine göre bir canlının biyokimyasal, genetik ve anatomik özellikleri hayatta kalmaya en uygun ve pratik bir işlevsellikle gelişir.

    peki, tavuskuşuna ne demeli?
    erkek tavuskuşunun anatomisi ve uzuvları ne kamuflaj bakımından ne sürat bakımından, ne de kullanılabilirlik bakımından hiç de bu ilkeye göre işlevsel görünmüyor değil mi?
    bir dönem darwin'in de aklını karıştıran bu durum, evrimin ön şartlarına tersmiş gibi algılandığı için sıkça gündeme getirilir. oysa tavuskuşlarının morfolojisindeki spesifiktivite sadece bu hayvana özgü değil. bir çok canlı türünün erkeği aslında bu durumda.
    öncelikle tavuskuşundaki cinsel seçilimin doğal seçilimden neye göre ayrıştığının açıklanmış olduğunu belirteyim.
    inanmayan gidip istatistik biliminin babası, matematikçi, biyolojicisi ve genetik bilimci profesor sir ronald aymler fisher'in 1900 lü yılların başında yazmış olduğu the genetical theory of natural selection kitabına bakabilir.
    yine de başlangıç olarak bir fikir verebilmesi adına bir kaç önemli başlığın altını çizelim.

    tavus kuşları tür olarak sülüngiller familyasının bir üyesidirler. sülüngiller familyası üyelerinin erkekleri tavuskuşundan hindisine kadar hep işlevsiz gösterişli tüylere sahip olmuşlardır. bunun nedeni de üremeyle ilgidir. doğadaki bütün canlıların evrimsel anlamda tek bir ortak amacı vardır. bu amaç da hayatta kalabilmek ve ölümsüzlük arayışıdır. ölümsüzlük kavramını bilerek başlık içine alarak işaret ettim çünkü hiç bir tür için değişmez olan bu ilkeyi ölümsüzlük başlığı altına girilen entrylerden anlayabilirsiniz. canlılarda ölümsüzlük ereğinin tek yolu "üreme"dir. sürekli üreyerek türün devamlılığını sağlayabilme.
    bazı canlılar nesillerini devam ettirmek açısından doğal seleksiyonun genetik ve morfolojik manada niteliksel farklılıklarını ön plana çıkarırlar. işlevsel uzuvlar ve uygun fenotip. bazı canlılarda hayatta kalabilmek adına donanımları morfolojik olarak daha zayıftırlar. bu nedenle diğer canlılara yem olabilmekten kaçınma ve türün devamını sağlayabilme adına niceliksel bir silahlanma yöntemi geliştirmişlerdir. bu tür canlılar bakabileceklerinden çok daha fazla yavru yaparlar belkide tek batımda binlerce yavruya. bu yavrulardan büyük bir bölümü hayatta kalmayı başaramaz. çevresel nedenler ya da avcılar tarafından hayatlarının ilk dönemlerinde yok edilirler. ancak o kadar çokturlar ki şanslı bir azınlık hayatta kalabilir ve türün devamlılığını sağlar.
    işte bu noktada baskın olan doğal seçlim türü, bir alt kümesi olan cinsel seçilim savaşıdır.
    sülüngiller familyasının bir türü olan bir tavuskuşu kolonisi düşünelim. bir tür içerisinde genelde erkek ve dişi üye sayıları eşittirler. buna rağmen tavuskuşları bir erkek kuş ve en az 4-5 dişi kuş tarafından oluşturulmuş bir harem düzeninde yaşarlar.

    bu durumda seçiçi olan, erkek kuşlar değil dişi kuşlardır.
    tavuskuşlarının erkeklerinin bu denli şatafatlı yelpazelere sahip olmadıkları ilk dönemlerde dişi kuşlar üreme için erkek kuşları seçerken sağlıklı bir nesil elde edebilmek için elbetteki dış görünüşe önem verdiler. çünkü dış görünüş en basit sağlık tespit yöntemidir. bir erkek tavuskuşunun tüyleri ne kadar parlak ve canlı ise o kadar sağlıklı olması muhtemel olacaktır. işte bu nedenler dişi kuşlarda "süslü olanı seç" geni etkinleşir, buna karşılık olarak erkeklerde en farklı ve renkli tüylere sahip olan kuşun genleri baskın olarak ortaya çıkar, burada tek bir genden bahsetmek mümkün değil, destekleyici diğer genler de birlikte çalışırlar böylece özel bir "poligen" kümesi oluşur. bu iki kuş çiftleştiğinde bu genler bir sonraki nesle taşınırlar. ancak dişi kuşların bünyesinde yalnızca "süslü olanı seç geni" taşınmaz aynı zamanda yeni bir nesil oldukları için erkek kuştan "süslü gen"leri de almışlardır. ve dişi kuşun dna'sında bu erkek geni pasif olarak taşınır. aynı zamanda erkek kuşun dna'sında da "süslü olanı seç" dişi geni pasif olarak taşınır. böylece bu baskın genler nesiller boyu pekişirler. erkek kuşlar arasında süslü gen dişi kuşlar arasında da süslüyü seç geni rekabeti bu karşılıklı silahlanma yarışı ile sürer gider. üreme ve cinsel seçilimle birlikte bu durum erkek kuşlarda nesiller boyu bir çılgınlığa dönüşür, taşkınca bir patlamalı evrim sürüp gider ve günümüzde o görkemli erkek tavuskuşu yelpazelerini oluştururlar.

    bu patlamalı evrim teorisini şöyle açıklayalım;

    klasik bir watt motoru düşünün. klasik bir watt motorunun çalışma prensibi, ters geri besleme ilkesine dayanır. senkron olmayan bir motor normal koşullarda ne kadar yakıt kullanılırsa o kadar hızlı döner bu sebeple motor teoride sonsuz bır hıza ulaşır, tabi pratikte patlayıp en küçük vidasına kadar parçalanmasaydı.
    işte bunun önüne geçmek için watt motorunda ters geri besleme ilkesi devreye girer, motorun yakın girişinde bir vana vardır. motor istenilen hızın üzerine çıkıyorken bu vana devreye girer ve yakıtı kısarak motorun hızını düşürür, istenilen hızın altına düşmesine karşı da vana tekrar devreye girerek basılan yakıtı artırır ve motor belli bır hız sınırında tutulur.
    oysa tavuskuşlarının evriminde bir ters geri besleme ilkesi yoktur. bir vana olmadığı için düz geri besleme mantığıyla sonsuza kadar taşkınca bir eşeysel cinsel seçilim alır başını gider.
    peki madem tavuskuşlarının evrimsel süreci düz geri beslemeyle çalışıyor, o halde erkek tavuskuşlarının yelpaze genişlikleri, renk skalaları ve kuyruk uzunlukları neden 10 km çapına kadar çıkıp da kuşu patlat mıyor?
    nedeni çok basit, çünkü tavuskuşları mekanik değiller.
    dişiler her ne kadar en şatafatlı ve görkemli erkeği eş olarak seçseler de aynı zaman yaşamın idamesi için kısa tüy tercihi geni de dna'larında saklı kalır çok etkin diyemeyeceğimiz bu gen kayde değer sayılayamayacak ölçüde cinsel seçilimin frenleyici olarak çalışır. burada devreye "tercih sapması" girecektir. şimdi tercih sapmasının izahını entry yeterince uzun olduğu için burada ayrıca yapamayacağım.
    ancak erkek tavuskuşlarında sonsuza kadar patlamalı görkemli yelpaze geninin işlememesinin önemli bir sebebi vardır ki o da maksimumum üzerine çıkacak cinsel seçilim baskısının doğal seçilim ilkesinden daha zayıf olduğudur. çünkü hayatta kalabilmek için cinsel seçilim geni olan şatafatlı yelpaze geni maksimumun üzerine çıktığı zaman hayvan bir kaç yaşamsal kuralı ihlal etmiş olur. verimli enerji tüketimi (enerjini etkin kullanımı), hız handikapı, yaşamsal ihtiyaçların israfı gibi nedenlerle erkek tavus kuşu yaşamına devam edemez duruma gelir, nesli tükenecektir. bu nedenle cinsel seçilim baskısı maksimum seviyede tutulur, üzerine çıkanlar üreme bakımından şanslı sayılsalar da bunu başaracak kadar yaşayamacakları için gen törpülenmiş olur.
    amin!

    dipnot: daha detaylı bilgi isteyenler kör saatçi - richard dawkins kitabını okuyabilir.
  2. evrim tabiki var bunu gormezden gelmek sasirtici..
    belit