1. son zamanlarda okuduğum yazılarda, araştırmalarda kendisiyle sıkça karşılaşıyoruz. ara öğün kavramını o kadar çok gözümüze soktular ki vaktiyle, ara öğün atıştırmalıkları diye bir kavram da yeme içme sahnesinde yerini aldı. bunlardan paketli olana hiç gözüm kayamadı. paket demek benim için= işlenmiş gıda demek, bu kesin. ama çiğ badem, ceviz, kuru kayısı; bazen ayran ve galetaya kim hayır diyebilirdi! lakin bu da üzerimde rahatlatıcı bir his bırakmıyor. az ama sık sık yemek.. ya o sık aralıkların arasını daha sık tutarsak.." safları sıklaştıralım beyler" diyor içimden bir ses zamanla ve kontrolden çıkıyor gibi. tam da bunun üzerine işte (bkz: intermittent fasting) yapısını savunan bir alışkanlık; tek öğün beslenme. bunu bir anda yapmak mümkün değil; en azından insülin seviyesi yüksek biri olarak diyorum bunu. lakin o seviyeyi aza indirgemek de işte şekerden uzak durmak gibi sıkça yemekten de uzak durmak.

    belki tek öğün yemeyi beceremem daha bir süre ama şu ara öğün kavramını rafa kaldırmak bana cazip geliyor. sürekli yemek yerken vücut nasıl dinlenebilir diye düşünüyorum haklı olarak. sürekli düşünen bir beyin misali..
  2. (bkz: tek öğün beslenme)
    tek öğün beslenmeye geçiş yapabilmek için bünyeyi hem psikolojik hem fiziksel hazırlamak gerekiyor. kişi tek öğün beslenmeye karar verdiyse; ilk etapta kahvaltıyı atlaması gerekir. kahvaltı atlanması en kolay öğündür. bu şekilde 3-5 ay belki 1 yıl boyunca iki öğünlü beslendikten sonra öğlen menüsünü atlayarak sadece akşamları beslenerek tek öğünlü sisteme geçiş yapar. tek öğün beslenme için akşam öğünü en kabul gören öğündür. bir çok görüş kahvaltının en önemli öğün olduğuna vurgu yapar herkesin görüşü kendine doğrudur. tek bir doğru olmayabilir ve tartışmaya açık konulardır.

    kadınlar için tek öğün beslenme oldukça zorlayıcı olabilir, zira kadınlar çay kahveyi genelde sek içmezler, mutlaka yanına bir kurabiye, kek ilavesi gelir. erkekler biraz daha şanslıdır. tek öğün beslenmede ufuk açıcı olması bakımından şu örnekler verilebilir;

    ingilizce breakfast malumunuz kahvaltı demektir ama kelimenin kökeni break-fast yani fast oruç demek break de kırmak demek olduğu için orucu kırmak demektir. breakfast yani orucu kırmanın sabah yapılma zorunluluğu yoktur. siz ilk öğününüzü yani orucunuzu kırmak için öğleden sonra bir saati bekleyebilirsiniz.

    diğer taraftan iftar deyince hepimizin aklına ramazan ayı akşam saatleri gelir. zira orucu kırarız ve güneşin batışı ile insanlar ilk öğününü yerler. oysaki iftar'ın arapça kelime karşılığı kahvaltı'dır. yani siz akşam saatlerinde kahvaltı yapıyor oluyorsunuz.
  3. açıkçası pek aklıma yatan bir durum değil. özellikle "açken sen sen değilsin" reklamlarını bizzat yaşayan bir ailenin içindeyim. şu durumda devamlı aç olsak aile içi kan davası felan çıkabilir. ayrıca sofrada bütün günün acısını çıkarayım derken hastaneye bile düşebiliriz.

    bana devamlı yemek daha mantıklı geliyor . b'nin hayatındaki gorilla(*) gibi elimizi uzattığımızda yemek bulabilmek ve bunun farkında bile olmamak bence de doğal olanı. yanlış anlaşılma olmasın bahsettiğim eller
    devamlı cips ile kolaya gitmiyor. abur cubur yemeye doğal demek çok saçma olur.

    *kitabın adı veya b'nin türü yanlış olabilir.

    edit: şunu eklemek isterim her türlü şekerden uzak durup, az kalorisine rağmen hacmi ile sizi tok tutan yiyecekler yermeye alışırsanız daha kolay aç kalabiliyorsunuz.