1. bir iletişim aracı, bir insan taciri, bir zaman hırsızı, bir ahlaksızlık yuvası, bir haberleşme aracı.

    (bkz: iyi kötü bir arada)
  2. bir zamanlar bağımlısı olduğum şey. hey gidi dünler... dinliyorsun boyuna. sanırsın solvay kongresi'ne katılmışım. ne o? kadının teki pasta yapıyor.
  3. insanları uyuşturma aracı. düşünmesinler, düşünseler bile yönlendirdiğimiz şekilde düşünsünler diye ortaya atılmış bir icat. kapitalizmin kölesi. (bkz: kitle iletişim aracı)
  4. her geçen gün aptal kutusu olduğunu yeniden ve daha güçlü bir biçimde ıspatlayan elektronik alet.

    tüm bu programları kurgulayan, satın alan, yayınlayan, sunan ve yönetenleri de insanların kültürünü, düşünce yapısını bozmak ve yozlaştırmaktan yani insana verilebilecek en büyük zararı vermekten dolayı müebbet hapse kavuşturulmaklarını diliyorum.

    seçmece rahatsızları bulup en absürt davranışları sergiletmek, bunlara maaş bağlamak, ajanslardan oyuncu bulup aşağılık ve rezil bir kurguyu gerçekmiş gibi oynatmak, kasten insan öldürmeyle eşdeğer değil de nedir?

    muhafazakarlık ya da tutuculuktan bahsetmiyorum, öyle bir düşüncesi olan önyargılarını bırakıp tekrar okusun lütfen.
  5. radyonun resimlisi.

    ayrıca (bkz: vizontele)
  6. vakti zamanında televizyonun icadıyla ilgili sanırım ya okan bayülgen'den ya da başka birinden bir kaç bir şey duymuş ve bu konu hakkında biraz araştırma yapmıştım.

    öncelikle tanım olarak çokça kullanılan aptal kutusu tabiri üzerinden gitmekle işe başlayalım.
    televizyonda gösterilenlerin insan zekasına adeta hakaret eden şeyler olduğu ya da insan üzerinde zekayı törpüleyici bir etkisi olduğu düşünüldüğünden olsa gerek böyle bir tanım yapılmış fakat her şeyden önce televizyonda gösterilen şeylerin insan üzerinde buyurucu, düşünmesini engelleyen (onun yerine düşünen) yani insanı edilgen kılan bir etkisi olduğundan dolayı böyle bir tanımının olması bana daha mantıklı geliyor.

    bu aşamaya gelmesi adım adım olmuş. ilk olarak vakti zamanında amerika'da kapı kapı dolaşan pazarlamacıları düşünün, hani şu elektrik süpürgesi satanlardan. yaptıkları işe ve aldıkları ücretle televizyondaki reklamların yaptığı işi ve maliyetini kıyaslarsak aradaki fark daha belli olur.
    pazarlamacılar kapı kapı dolaşır ve sadece bir ya da bir kaç ürünün tanıtımını yaparlar. oysa televizyonlarda reklam yoluyla çok daha fazla ürünün tanıtımını yaparlar. vakit ve verim olarak avantajlıdır. ayrıca televizyonda satılabilir bir şey olduğundan reklamcılara kazanç sağlamasının yanında, pazarlamacılara gerek kalmamasına ve haliyle onlara verilecek ücretin cepte kalmasını sağlar.

    biraz dağınık anlattım sanrım. onun için televizyonun ürün reklamı konusunda pazarlamacıların önüne geçmiş olma nedenlerini kısa kısa maddelerle tekrardan yazma gereği duyuyorum.

    -daha kısa zamanda daha fazla ürün tanıtımı.
    -daha az maliyet.
    -ekstradan yeni bir ürünün satışı, yani televizyon.

    haliyle sadece reklam yayını yapan bir televizyon sıkıcı olurdu. bunun içinde aralara insanların ilgisini televizyonun üzerinde tutabilmek için haber, dizi gibi yayınlarda yapıldı. normalde dizi ve haber gibi içeriklerin izlenmesi sonucunda şirketlerin bunu fırsat bilerek kendi ürünlerinin tanıtımını yapabilecekleri kısa reklamları aralara serpiştirdiğini düşünürüz, fakat işin aslı bunun tam tersi.

    zaman içinde yayınlanan dizi ve benzeri içeriklerin de devletler tarafından bir reklam, daha doğrusu bir propaganda aracı olarak kullanılabileceğini keşfetmesi pekte zor bir şey değil.

    sonuç olarak televizyon artık insanlara ürün, ideoloji, yaşam tarzı ve benzeri bir çok şey pazarlar oldu. pazarladıkları şeyler birbirini ama dolaylı ama doğrudan destekleyen şeyler tabi. bu kadar çok şeyin pazarlanır olması televizyonların insanlar üzerinde hipnotize edici pek çok taktikle dolu bir kutu haline getirdi. uzun lafın kısası aptal kutusu ya işte. daha fazla yazmak istemiyorum artık. gerisini siz getirin dostlar.

    not: görselliğin olması insanı paralize ediyor yahu. ne bileyim, kanlı canlı biri yok elbete karşında ama konuşan biri var karşısında insanın ve o söylenenler sana karşı söylenmediğinden bir cevap vermiyorsun, haliyle pasifleşiyorsun.