• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
Yazar neil postman
televizyon öldüren eğlence - neil postman
televizyon bir cazibe merkezi olarak hayatımızın baş köşesine oturdu. yirmi dört saat yayın yapan kanallarla tam bir görüntü sarhoşluğu yaşıyoruz. alışkanlıklarımız, konuşma biçimimiz, ilişkilerimiz televizyona endekslendi sanki. "eğlenceli", "renkli" bir hayat yaşamaya başladık. resmi ideolojinin yasaklıları, toplum kıyısında yaşayanlar bütün "giz"leriyle evlerimizde artık. kameralar pervasızca mahremiyetimizin en ücra köşelerine giriyorlar. şiddetin bütün türleriyle tanıştık. "reality show"larla kan ve acının da bir satış değeri olduğunu, reklam alabileceklerini öğrendik. kapitalizmin en temel özelliği olan rekabetin insanları nasıl vahşileştirdiğini, iğrençleştirdiğini gördük. duygularımız, tepkilerimiz, duyarlılıklarımız törpülendi...
postman bizi, duygularımızı ehlileştiren renklerin ötesine, eğlendiğimiz şeyin ne olduğunu düşünmeye çağırıyor. düşünmeye! o kadar! yeter çünkü!( idefix' ten alınmıştır.)
  1. şu önsözle başlar:
    --------------------------------------
    "gözümüzü 1984’e dikmiştik. o yıl gelip de kehanet gerçekleşmeyince sağduyu sahibi amerikalılar kendilerine usul usul övgüler düzdüler. liberal demokrasinin kökleri sağlam çıkmıştı. terör her yere sıçrasa da orwellci kabuslar en azından bize uğramamıştı.

    oysa orwell’in uğursuz öngörüsünden başka bir öngörü daha bulunduğunu unutmuştuk: bu değişik kehanet, aldous huxley’in biraz daha eski, biraz daha az bilinen, ancak aynı derecede ürkütücü olan brave new world’uydu. okumuş insanlar arasında bile yaygın olan inancın tersine, huxley ile orwell’in kehanetleri aynı şeye ilişkin değildi. orwell’in uyarısı, dıştan dayatılan baskısının bize boyun eğdireceği yönündedir. huxley’in görüşüne göre ise insanları özerklikleri, olgunlukları ve tarihlerinden yoksun bırakmak için büyük birader’e gerek yoktur. huxley’e göre, süreç içinde üzerlerindeki baskıdan hoşlanmaya, düşünme yetilerini dumura uğratan teknolojileri yüceltmeye başlayacaklardır.

    orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. huxley’in korkusu ise kitapları yasaklamaya gerek duyulmayacağı, çünkü artık kitap okumayı isteyecek kimseni kalmayacağı şeklindeydi. orwell bizi enformasyonsuz bırakacak olanlardan, huxley ise pasifliğe ve egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. orwell hakikatin bizden gizlenmesinden, huxley hakikatin umursamazlık denizinde boğulmasından korkuyordu. orwell tutsak bir kültür haline gelmemizden, huxley duygu sömürüsüne dayanan içki alemleri ve tek başına iple asılı bir tenis topuyla oyalanmak gibi şeylerle ömür tüketen önemsiz bir kültüre dönüşmemizden korkuyordu. huxley’in brave new world revisited’de belirttiği gibi, tiranlığa karşı direnmek üzere daima tetikte bekleyen kamusal özgürlükçüler ile rasyonalistler, “insanın neredeyse sonsuz olan eğlenme açlığı”nı hesaba katmamıştı. huxley, orwell’in 1984’ünde insanların acı çekerek denetlendiğine dikkat çekerken; brave new world’da insanlar hazza boğularak denetlenmektedirler. kısacası orwell bize nefret ettiğimiz şeylerin mahvetmesinden korkarken, huxley bizi sevdiğimiz şeylerin mahvedeceğinden korkuyordu..."
    ---------------------------------------
    gamit
  2. dili biraz ağır olmasına rağmen tv izleyicisini iyi tahlil eden, televizyonun amacından sapmasını anlatan, okuyucuyu aydınlatan ve bilinçlenmesini sağlayan bir kitap.

    eğlence günümüz insanlarına dayatılan duygudur. bunu arkadaşlarla buluşmakla, spor müsabakaların gitmekle, sahne sanatlarına gitmekle ya da aklıma gelmeyen bir çok aktivite ve hareketin içinde arar olduk. daha doğrusu 21.yy insanının da davranışının altındaki temel gerçek olmaya başladı eğlence.

    insanoğlu aylaklığı sever. eğlence bizim ayağımıza en kolay ve en ucuz şekilde gelmeliydi ve de geldi.elimize verilen bir kumandayla istediğimizi izleme özgürlüğü verildi. haberler, tartışma programları, diziler, yarışmalar… biz hep en eğlenceli olanı seçtik. nitekim de akşam işten eve yorgun gelen birisi dünya gerçeklerini anlatan haber, ülkedeki siyasi kaosu anlatan tartışma programı, sorgulatan belgesel izlemek yerine kafasını rahatlatacak, düşündürmeyecek olanı seçti. doğal seçilim sonucu da eğlenceli olanlar ayakta kaldı diğerleri ismen kalsa da içerik olarak eğlenceye dönüşmeye başladı. kitabın isminden de anlaşılacağı gibi bu gün için ölesiye eğlenme noktasına gelmiş bir topluluğuz. sorun televizyonun bize eğlenceli temalar sunması değil, bütün temaların eğlence olarak sunulmasıdır. bunun sebebi yine bizdik.

    televizyon izlerken seyirci hep pasif konumdadır. ekrana verileni izler. programı anında değerlendirme, gidişatını etkile gibi bir rolü yoktur. ama son zamanlarda tablet ve akıllı telefonlara yüklenen kanalın uygulaması sayesinde izleyicide artık söz sahibidir, aktif katılımcıdır, jüridir, çekiç elindedir. beğenip beğenmediğini, kalsın mı gitsin mi yetkisi artık seyirciye verilmiştir. bu da televizyon bağımlılığı daha da arttırıyor.