1. yaklaşık 2 ay kadar oldu, sadece film seyredeceğimde açıyorum. geri kalanı tamamen bıraktım, çok bir şey kaybetmediğimi düşünüyorum. en azından bu 2 aylık süreçte kayıp hissetmedim.
    abi
  2. o kadar belgesel ve yabancı dizi kanalına ekstra para ödemişken asla yapamayacağım. sorun parasında değil elbette, özene bözene gittim belgesel kanalı aldım. animal planet kalp ben.
  3. 2 yıldır yaptığım eylem. keyfi bırakmadım aslında. zaten izleyecek bir şey yok. istesem de açıp izleyemem yani. türk dizilerinden ne zevk alınır ki? oyunculuklar berbat, konular aynı, senaryolar 0-12 yaş, gereksiz yere upuzun ve 3 saatini alıyor. eksik kalsın.
  4. lisede yatılı olduğumdan bırakmak zorunda kaldığım eylem. hiç de ihtiyacını hissetmedim bir daha. fransaya dil için gittiğim zamanlarda bir öğretmenim vardı christophe adlı. evinde televizyon olmadığını, özellikle almadığını söylediğinde şaşırmıştım. bütün istediği her şeye laptopundan ulaştığını söyleyince aklıma yattı. ben de evim olursa çocuk yapana kadar televizyon almıycam.
  5. televizyon ne ayol!
    mutlu
  6. grand slams, euroleage, fransa bisiklet turu ilk aklıma gelen birkaç neden televizyon için. internetten de takip edilebilir bir çoğu tabi ama mesela caner eler'in yorumladığı bir tur varsa tv'den izlemek büyük keyif.

    garip olan esas amacın tv seyretmek olması. tv'yi açıp, bakalım ne var neler seyredebilirim diye çabalamak. bir gezeyim bakalım internette neler var diye saatler harcamak da farksız. bir ritüel, hayatın olmazsa olmaz bir parçasıymış gibi.

    genel olarak televizyonun aptal kutusu tabirini hak ettiği aşikar. burada kapitalizmin olduğu kadar siyasal algı yönetiminde en önemli enstrümanlardan biri olmasının da payı var.

    televizyon konusunda aşağı yukarı herkesin hemfikir olduğunu varsaymakla birlikte aynı durumun internet ve basılı yayınlarda da geçerli olduğunu söylemek gerekiyor. sadece -özellikle internet için konuşuyorum- sermaye ve siyaset yeterince! işin içine girebilmiş değil, kısmen de olsa daha özgür bir görüntüsü var. ama bu durumun çok uzun süreceğinden şüpheliyim.

    yani işin özü bahsi geçen her platform bizi yönetmek, idare etmek, uyutmak, kandırmak, harcamalarımızı yönlendirmek gibi bir sürü amaçla kullanılan ya da kullanılacak birer silah. önce faydası, güzellikleri verilir, insanlar alıştırılır*, sonra malum amaçlar için bize karşı kullanılır. insan aklı da burada devreye giriyor. tamamen kaçamayız belki ama yine o faydalı ve güzel olan kısmını mümkün olan en rasyonel şekilde çekip almayı deneyebiliriz.
    one
  7. işin özü, sosyal medyanın var olmasından dolayı ortaya çıkan durum. lakin türkiye'nin geneli için geçerli olduğu söylenemez. bu durumdan dolayı da farklı ilgi alanları olan kişilere ulaşmak zorlaşıyor.
  8. 4 yıldır içinde bulunduğum eylem. ama bunu hangi sebepten yaptığınız önemli. sonuçta bugün evinizde digiturk ya da dsmart var ise, spor, belgesel, müzik kanalları vs izlediğimizi de itiraf etmeliyiz. yeter ki primetime illüzyondan uzak durulması kafi, ya da acun'dan.
  9. leyla ile mecnun yayından kaldırıldıktan sonra uyguladığım eylem
    bragi
  10. çok uzun yıllar hiç tv izlemedim
    öyle ki odamdaki tüplü örümcek bağlamıştı
    sonra ne oldu bilmiyorum evdeki sessizliği bastırmak için tv açar oldum
    izlediğim yok ha
    tv açık olur ben kulaklığımı takar müzik dinlerim falan
    geceleri bazen gece lambası yerine de kullanıyorum
    uykudan uyanıp korkarsam kalkıp gece lambasını takmak yerine çekmeyen bir kanalı açıyorum
    sanırım bir süre daha böyle gidecek bu
    sonra yeniden bırakacağım