• youreads puanı (5.80)
  1. ağaçkakan yeni nesil hip-hop camiasının başarılı rapper’larından biri.
    hafif müziğin sorularına aşağıdaki cevapları vermiştir:

    müziğe, üretmeye ilgin nasıl başladı?
    -lisenin başlarında tepe noktasına gelen yazma isteğiyle başladı. o sıralarda canla başla hip-hop dinliyordum ayırmaksızın. sonraları bu yazma isteğiyle müzikle olan alakam bir yerde kesişiverdi. ya da bana bir yerlerden cesaret geldi diyelim. o vakitten beri yazmaya yeltendiğim metinleri (şiir demeye dilim varamıyor) seslendirmeye devam ediyorum. ama bir hobiden evrilip hayatımın merkezine yakın bir yere oturuvermesi sanırım 2009 sonlarında m4nm’i kurmamızla oldu.

    ilk konserin neredeydi? neler söyledin, kimler izledi, ortam nasıldı?
    -iksv’deydi, demonation no. 3 festivalinde sahne almıştık. m4nm’den iki arkadaşımızla beraber dörtlediğimiz bir roadside.picnic performansıydı. o senenin yazında yayınladığımız “rigor mortis” albümünün büyük bir kısmını ve konser için tekrar düzenlediğimiz birkaç eski şarkıyı çalmıştık. ilk konserimiz olduğu için hem biraz sarhoş hem de ziyadesiyle heyecanlıydık, fakat müthiş keyifliydi, pek fazla problem yaşamadan tamamlayabildik diyebilirim. birkaç arkadaş ve ufak bir dinleyici güruhunun haricinde yaptığımız müziği ilk kez sahnede deneyimleyen insanlardan oluşuyordu, 50-60 kişilik. atmosfer ise sanki daha da kalabalıkmış gibiydi, en azından benim açımdan.

    düşünce dünyanı en iyi tarif eden isimler/filmler/kitaplar/albümler hangileri?
    -georges perec (“uyuyan adam”), henry miller (“yengeç dönencesi”), william burroughs (“çıplak şölen”), phillip k. dick (ve tüm kurgu bilimleri), lautreamont (“maldoror’un şarkıları”), ece ayhan, bolano (“ikiz yıldız”), carl sagan, kubin, max ernst, guy debord, cioran, tarkovski diye üç noktalayabilirim devamını.

    hiç dinlememiş birine müziğini nasıl anlatırsın?
    -daha önce anlatmaya yeltendiğim oldu ve yapamadığıma kanaat getirdim. o yüzden yalnızca rap vokal yaptığımı ya da hip-hop’ın farklı kollarıyla ilgilendiğimi söylüyorum. bazen de peşi sıra ekliyorum tabii; stabil olmayan, değişken ve bu değişkenliği başka müzik janrlarıyla etkileşiminden kazanan, bilinç akışı ve cut-up tekniklerinin yoğun olarak kullanıldığı bir dile sahip, genellikle kafa karıştırıcı metinlerin içgüdüyle seslendirildiği bir ‘şey’.

    şu ara kafayı taktığın sanatçı/albüm/şarkı/soundtrack hangisi? neden?
    -driftmachine’in umor rex’ten çıkan “nocturnes”i ve glen porter’ın “the open road and the smell of blood”u ve brian eno & david byrne ikilisinin “my life in the bush of ghosts” albümü , bracken’ın “exist resist”i bu sıralar delicesine dinlediğim albümler. ulaşım için uzun uzadıya yürümek gibi bir alışkanlığım var, ufak şehirlerde yaşamayla kazanılmış. ve yürürken şarkı değiştirmekten nefret ettiğim için, genelde albümleri baştan sona dinliyorum. kulaklık dinleyicisiyim yani; saydığım albümler de nezdimde dış sesten azat edilmiş bir ambiyans dolayısıyla farklı bir dünyaya, atmosfere sahipler.
    pavk