1. insan doğuştan gayet temiz ve güzel yaratılmıştır. peygamber efendimiz sallallâhu aleyhi vesellem, insan kalbinin doğuştan ayna gibi temiz yaratılmış olduğunu beyan buyuruyor. insanın kalbi şüphe, vesvese, fitne, fesat, kin, intikam ve hased gibi günahlar ile paslanırsa aynalar kararır, artık duymaz ve görmez olur.

    bu hastalıktan kurtulmanın çaresi de tevbe ve istiğfar etmek, pişman olup gözyaşı dökmektir. çünkü maddi kirleri sabun ve su giderdiği gibi kalbi karartan, insanı cehennemlik yapan, manevi hastalık ve kirleri de tevbe, istiğfar ve allah'tan korkarak gözlerden akıtılan pişmanlık yaşları giderir.

    insan günah kirlerinden temizlenmek için tevbe ve istiğfara devam etmelidir. bilhassa gece yarılarında ve seher vakitlerinde namaz kılarak ve salevât-ı şerîfe* ve duâlar okuyarak cenâb-ı hak'tan af ve mağfiret dilemelidir.

    insan, işlediği günahlardan elem ve pişmanlık duymalı, bir daha günah yapmamaya kararlı olmalıdır. bir günah işleyince hemen akabinde iyilik yapmalı, namaz kılıp istiğfar etmelidir. en büyük istiğfar, tesbih namazıdır. ayrıca hakkına tecavüz ettiği kimselerle helalleşmelidir.

    hasan-ı basrî (r.a)* şöyle dedi: tevbe dört şey ile olur: duâ etmek ve dil ile istiğfarda bulunmak, kalp ile pişman olmak, âzâlarla (günahı) terk etmek ve bir daha yapmamaya karar vermektir.

    "ilerde tevbe ederim" düşüncesi yanlıştır. cehenneme atılıp feryad ve figan edenlerin hâlini düşünerek tevbe etmekte acele edilmelidir. 'yarın tevbe ederim' diyen kişi, sökmek istediği bir ağacı sökemeyen, seneye ağacın daha da köklenip dallanacağını bildiği halde 'seneye sökerim' diyen kişinin hâline benzer. kendisi bugün kuvvetli iken küçük ağacı sökemeyen, yarın ağaç kuvvetlenip kendisi zayıf düşünce nasıl sökebilir?
  2. günahsız insan olmadığı gibi tevbesiz insan da olmamalı. yalnız bu tevbe mevzusunu, çok afedersiniz, yalama yapmamak gerekiyor. tevbede kararlı olunmalı. ciddi olunmalı. kul hakkı hariç her günahtan arındırır. yeter ki samimi olunsun.