• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.50)
Yazar tezer özlü
tezer özlü'den leyla erbil'e mektuplar - tezer özlü
duyguların, doyumların, düşüncelerin dolaysız, sade, birebir aktarımıdır mektuplar. hele de "en yakın" arkadaşa, bir "can dostu"na yazılmışsa, yazılan leylâ erbil, yazan da tezer özlü'yse...yazarının coşku dolu, yoğun bir sevgiyle, sevecenlikle yüklü, zaman zaman da "taşkın" duyarlılığını yansıtan bu mektuplar, okuru bir başka boyuta taşıyacak, tezer özlü'nün bütün eserleri'nin ufkunu genişletecek...
  1. sanırım tezer'in mektuplarını okumak kadar keyifli çok fazla şey yok bu dünyada..

    hele de biricik dostu leyla erbil'e yazdığı mektuplar..

    çoğunlukla türkiye özlemi ve avrupada gördüklerini anlatıyor tezer 81,82,84,85,86 tarihli mektuplarında. hans peter'in onu nasıl sevdiğini, kızının büyümesini, avrupalı şehirlere karşı 'ruhsuz' görüşünü, a.'yı, b.'yi c.'i nasıl yerden yere vurduğunu görüyoruz tezer'in..
    hele öyle bir son mektup var ki..

    sona doğru yaklaşıldıkça yine aynı hastalıklar, baş ağrıları, diş ağrıları..
    tezer özlü'nün kitapları okunduktan sonra muhakkak okunması gereken kitaptır. kaldı ki kitabın başında leyla erbil'in kaleme aldığı çok şahane tezer özlü yazıları da mevcut.
  2. samimiyetine doyum olmuyor tezer'in. üstelik can dostu leyla'ya yazılmış mektuplarını okurken içimde bin bir duygu yeşerdi. bu kadar kozmopolit, entellektüel, aydın düşünceli bir kadının hayatında yaşadığı çelişkileri, mutlulukları, kanserini, kızını anlatışı beni derinden etkiledi. özellikle hans peter'den "ölümüm bu adam benim!" diye bahsedişi yüreğime dokundu. kitabın sonlarına gelirken içimde oluşan hüzünü tarif bile edemem. kistlerinden, iltihaplarından, kesip biçmelerden ve bir sabah kalktığında vücudunda bulduğu şişmiş keselerden öyle çocuksu bir masumiyet, öyle güçlü bir başkaldırıyla bahsediyor ki.. son mektubu okurken farkında olmadan veda ediyordum canım tezer'e. ışıklar içinde yat korkusuz kadın.
  3. henüz 1 saat oldu kitabı elime alalı. hani bazı kitaplarda olur ya okurken kendinizi de kitabın içindeki bir karakter yaparsınız. bir şey sorulsa cevap verirsiniz, bir diyaloga dahil olursunuz. aklınızdan geçenleri kitabın içindeki siz, diğer karakterlere söyler mesela. öyle oldum işte. leyla erbil anlatırken ben konuşmak istiyorum leyla ile tezer'e dahil ya da tezer'le konuşmak istiyorum leyla'ya dahil. bakın soy isimleri kaldırdım bile. leyla, tezer ve ben. gerçekten çok hoş. n'olurdu o yıllarda yaşasaydım, tanısaydım keşke dedim bir an. sonra da böyle tanıması, tanışmayı hayal etmesi de ayrı güzel aslında.

    bir de tezer özlü hans peter için "ölümüm benim, kafatasım!" diyor ama hans peter'i özlediği şefkatle bağdaştırıyor. aşkı ise erden kural.