• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.28)
the departed - martin scorsese
köstebek, massachusetts eyalet polisi’nin şehrin en büyük suç organizasyonunu çökertmek için geniş çaplı bir mücadele başlattığı güney boston’da geçiyor. amaç, güçlü mafya babası frank costello’nun (jack nicholson) egemenliğine içeriden bir müdahaleyle son vermektir. güney boston’da büyümüş olan genç çaylak billy costigan’a (leonardo dicaprio), costello’nun çetesine sızma görevi verilir. billy, costello’nun güvenini kazanmaya çalışırken, “güney yakası”nın sokaklarından gelen bir başka genç polis colin sullivan (matt damon) da eyalet polis teşkilatında basamakları hızla tırmanmaktadır. üstlerinin bilmediği şey, colin’in costello için çalıştığı ve suç patronunun polisin hep bir adım önünde olmasını sağladığıdır. her iki adam da, içine sızdıkları organizasyonun planları ve karşı planları hakkında bilgi toplarken, sürdürdükleri çifte yaşamları yüzünden oldukça zorlanmaktadırlar. ama hem gangsterler hem polisler aralarında bir köstebek olduğunu anlayınca, billy ve colin sürekli olarak düşman tarafından yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.
  1. martin scorsese'ye yıllar boyunca kovaladığı en iyi yönetmen dalındaki akademi ödülünü sonunda kazandıran, 2006 yapımı film. başrollerinde jack nicholson, leonardo dicaprio, matt damon gibi isimlerin de olduğu yapım aynı zamanda en iyi film dalında da akademi ödülüne layık görülmüştü.

    aslında scorsese'nin onca kült filmi dururken, başarılı ama klasik bir iyi polis - kötü polis filmiyle en iyi yönetmen ödülünü almış olması da enteresan. elbette her ödül tek başına değil, aday olduğu diğer filmlerle birlikte ele alınıp değerlendirilmeli, ona göre bir yargıya varılmalı. ancak bundan 30 sene sonra kendisinin en çok hatırlanan 3 filmi arasında anılacağı şüpheli bir yapımla scorsese'ye hakkı teslim edilmiş oluyor. artık sevinmiş midir, üzülmüş müdür bilemiyorum.

    ayrıca bu film 2002 hong kong yapımı mou gaan dou'nun amerikan uyarlaması oluyor, onu da not düşelim.
  2. muhteşem bir polisiye film. adeta bir ''pulp fiction'' tadı, adeta bir ''reservoir dogs'' kafası. aksiyon, dram, komedi her şey var bu filmde. tam bir başyapıt.
  3. jack nicholson ın izlettirdiği film.
    di caprio ve matt damon biraz emanet duruyor.
    kirli işler filminin yüksek oranda uyarlaması olmuştur.
    tek farkı sonunda "adalet" cereyan etmektedir.
    ramel
  4. çok sığ bir film. aksiyon arıyorum, senaryonun içi boş olsa da olur diyorsanız izleyin.
  5. jack nicholson'ı scorsese elinde görmek mutluluğunu yaşattığı için çok severim bu filmi, çok eğlenceli ve sürükleyici bir filmdir aynı zamanda ama gönül isterdi ki scorsese altın heykelciği bu film yerine bi taxi driverla bi raging bull ile alsaydı ama buna nasipmiş napalım.
  6. bu filmi ilk izlediğimde 9-10 yaşlarında falandım galiba. leonardo dicaprio'ya hayranlığımın baş sebebi bu filmdir.

    billy'e üzülmekten bihâl olunur, o hüznüne, tatlılığına hayran kalınır. ne tatlı adamdı yav. allasen bak bak, tatlılığa bak;

    şu sahne efsanedir ayrıca;



    bir de içinde en çok küfür -bilhassa "f*ck"- tabi f*ck en masumları sgdsj- geçen filmlerden;

    mesela şurada

    mesela burada

    mesela bir de şurada

    mesela bir de burada

    efem bir de şurada

    efem bi' saniye bi' saniye, bir de burada