• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.62)
the grand budapest hotel - wes anderson
20. yüzyılın başlarında iki savaş arasındaki dönemde geçen hikayede, avrupa'nın hayali zubrowka şehrinde bulunan büyük budapeşte oteli'nin ihtişamlı dönemine tanık oluyoruz. gustave h, otelin işleyişini büyük bir profesyonellikle idare eden, müşterilerini dahi en ince ayrıntılarına kadar tanıyan bir konsiyerj görevlisidir. bir gün otele bellboy ve komi görevlisi olarak zero mustafa adında genç bir adam gelir ve kısa zamanda aralarında yakın bir arkadaşlık başlar. ikili birbirlerinin sırdaşı olurken yaşadıkları şehir de büyük bir savaşa doğru sürüklenmektedir. bu esnada gustave'ın yaşlı sevgilisi madame d. esrarengiz bir şekilde hayata veda eder, ikili madame d.'ye veda etmek için yola çıkar. bir asilzade olan madame d.'nin şatosuna vardıklarında miras bölüşümünün yapıldığı toplantıya denk gelirler. madame d., gustave'a miras olarak paha biçilmez bir rönesans tablosu bırakmıştır ve bunun açıklanmasıyla aile içerisinde büyük bir karmaşa çıkar. bu andan itibaren belalarla dolu bir maceraya atılan gustave ve zero, gerçeklerin peşinde koşarken dışarıda da bir çağ değişmektedir…
wes anderson'ın moonrise kingdom filminden sonraki yeni çalışması olan filmin bol yıldızlı kadrosunda ralph fiennes, saoirse ronan, bill murray, jude law, edward norton, léa seydoux ve owen wilson gibi isimler yer alıyor.
  1. filmin güzelliğinin yanında böyle bir otelin varlığını merak eden sinemasever gezginler vardır elbet. büyük budapeşte oteli maalesef yok. aslında hem var hem yok, şöyle ki;

    wes anderson, prodüksiyon tasarımcısı adam stockhausen(12 years a slave - moonrise kingdom) ile bir araya gelir ve almanya’nın gorlitz şehrindeki atıl vaziyette bekleyen ve köhne bir bina olan “gorlitzer warenhaus”u iç çekimlerde kullanmak için karar verirler. filmdeki otelin iç mimarisi bu binanın içi ile birebir aynıdır. merdivenler, pencereler, kolonlar, avize… her şey yerli yerindedir. geri kalan tasarım tabii ki film ekibi tarafından düzenlemiş. wes anderson binayı o kadar beğenmiş ki, yakın zamanda yıkılacağını duyduğunda, yıkımı engellemek için binayı satın almayı bile düşünmüş. neyse ki film vizyona girmeden önce gazetede yayınlanan bir makalede binayı gören gizli bir yatırımcı burayı satın alarak yıkılmaktan kurtarmış.

    http://imgur.com/qm4g6PN

    otel içi çekimleri yukarıdaki binada yapılırken otelin dışını gösteren geniş açı çekimlerde kullanılan şey ise, filmde de farkedebileceğiniz üzere, 3m yüksekliğinde ve 6m genişliğinde olan bir maket.

    http://imgur.com/ieuaYsN

    otelin muazzam dış görünüşü için viyana, çek cumhuriyeti ve almanya karış karış dolaşılmış. dış görünüşe en fazla katkısı olan oteller ise çek cumhuriyeti’nin nadide şehri karlovy vary’de bulunan bristol otel ve grandhotel pupp olmuş.

    http://imgur.com/Tyx9Mf8
    http://imgur.com/YoWpHtZ
    bristol hotel : http://www.bristolgroup.cz/en/
    grandhotel pupp: http://www.pupp.cz/en/

    olur da bir gün avrupa turu atma şansım olursa ilk gideceğim şehir şu karlovy vary. ne kadar mükemmel bir şehirsin sen karlovy vary.

    http://imgur.com/Ai643qs
  2. wes anderson'in izledigim ilk filmi. cekim acilari, hikayenin islenisi, kostum ve dekorlari, hikayeyi ve tabiki oyunculuklari cok basarili buldum. hollywood icin ozgun sayilabilecek bu filmin, alternatif filmseverler tarafindan begenilecegini dusunuyorum.
  3. wes anderson ve ince işlerinden biri daha... renk, ışık, simetri kullanımını geçtim; üç farklı dönemi anlatabilmek için üç farklı oranda çekilmiş bir filmdir. temposu düşmeyen, izlemesi keyifli bir wes anderson renklemesi*
  4. öyle bir çalışma yapmak istersiniz ki, her bir noktası doygunluk hissiyatını tam olarak verebilsin size. wes anderson için kesinlikle böyle hissettirdiğini düşündüğüm filmdir.

    izledikten sonra konusunu tam olarak hatırlamayacağım kadar vakit geçmiş olsa da, izlerken yaşattırdığı kalite tokluğunu hala unutturmamıştır. wes anderson'ın kendi filmlerine bir tablo gibi yaklaştığını düşünmemden dolayı, bana bir sanat eseri izliyorum hissiyatı yaşattırmıştır.

    biraz abarttım belki ama film gerçekten sevilesi bir eser. tarzı, hissiyatı çok eğlenceli.
    isk
  5. yılın en iyi filmlerinden olsa da wes anderson'ın anlattığı en iyi hikayelerden biri olamayan bir film.
  6. çoğu sahnenin maket yardımıyla çekildiği söylendi bir yerlerde. eğer öyleyse yönetmenin karşısında tekrardan saygıyla eğiliyorum.
  7. kremalı pembe bir pasta tadındaki film. ne zaman afişini görsem, görevlilerin kıyafetleri aklıma gelse tek düşündüğüm şey kremalı bir pasta! wes anderson, çok iyi bir iş çıkarmış. imdb'de de top 250 listesinde 184. sıradan kendine güzel bir yer kapmış.
  8. devasa kadrosu,herkesin kaldırmayacağı mizahi ögelerle dolu senaryosu,çekici ve renkli kurgusuyla 2014 çıkışlı filmlerin en değişik ve başarılı olanıdır.durum hikayesidir;ki genellikle böyle hikayelerden kendilerinden başka bir şey beklememek gerekir.senaryonun ya da oyunculuğun anlatması gereken bir şey vardır;gelir,anlatır,gider.ödüllük performanslara ya da her repliği buram buram aforizma kokan bir senaryo seyrine gereği yoktur.bu sebeple beklentileri karşılamayacağı tahmin edilebilir bir sonuç.yine de film kurgusunun aktardıklarıyla benim gibi tatmin olabilen izleyici için bir başyapıt bile denilebilir.hikayenin döndüğü belli başlı konular var;ve bu olaylar grand budapest hotel'de kesişiyor.hikayenin merkezinde grand budapest'in biricik koruyucusu,olgun bayan misafirlerin gözdesi,şiir tutkunu gustave h. karakterini görüyoruz;olayları ise o dönemde gustave'ın sağ kolu olan zero'dan dinliyoruz.toplumsal ve kişisel statü açısından,sıradan gözlerin aralarında dağlar kadar fark bulabileceği gustave ve zero'nun bu ayrımlara meydan okuyan dostluğu izlenmeye değer.
  9. uzun zaman önce sinemada izlemiştim. film sırasında salondakilerin yarısı ya uyudu ya da sıkıntıdan ne yapacağını bilemedi ve ara verildiğinde söz konusu güruh dönmemek üzere salondan ayrıldı. buradan herkese hitap eden bir film olmadığı sonucunu çıkarabiliriz sanırım.

    bana gelince, çok hoşuma gittiğini, görsel anlamda çok başarılı bulduğumu ( yanılmıyorsam en iyi görüntü yönetmenliği dalında oscar aldı ) ve çok da eğlendiğimi söyleyebilirim. en kısa zamanda da tekrar izlemeyi planlıyorum. başlığı açarak filmi hatırlattığınız için de teşekkür ederim.

    edit: 4 dalda oscar almış lakin görüntü yönetmenliği dalında değil hiçbiri.
  10. auteur film denilince aklıma gelen ilk film/yönetmen


    şu vidyodada yönetmenin simetriyi ne kadar iyi kullandığını görebilirsiniz.