• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.80)
the karate kid - john g. avildsen
daniel larusso (ralph macchio), 16-17 yaşlarında bir gençtir. yeni taşındıkları muhitte pek bir arkadaşı yoktur. bu günlerde gittiği lisede sınıf arkadaşı olan ali hills'ten (elisabeth shue) hoşlanmaktadır ve onu tavlamak için türlü aksiyonlara girer. yalnız ali, yine lisenin popüler ve zengin çocuklarından olan johnny lawrence'nın (william zabka) radarındadır. johnny, aynı zamanda siyah kuşak sahibi bir karatecidir ve cobra karate kursunun da en iyi öğrencisidir.

bir gün dany yine ali'ye kur yaparken (kumsalda futbol oynayarak onu etkilemeye çalışmaktadır) yine johnny ve arkadaşları ile karşı karşıya gelir. dany kaçarak kurtulmaya çalışır ama çete dany'i kuytu bir köşede kapana kıstırır. tam çok kötü bir dayak yiyecek iken, o bölgede bahçıvanlık yapan mr miyagi (noriyuki "pat" morita) tarafından üstün karate teknikleri ile kurtarılır. dany bu durumdan çok etkilenir ve mr miyagi'ye ona karate öğretmesi için iknaya başlar. miyagi, birkaç ay sonraki turnuvada dövüşmesi şartı ile hocalığı kabul eder, olaylar gelişir.
  1. 1984 yapımı, yönetmenliğini rocky (1) ile en iyi yönetmen oskarını kazanan john g. avildsen'in yaptığı, başrollerini ralph macchio (daniel larusso), noriyuki pat morita (mr. miyagi), elisabeth shue'nun (ali hills) oynadığı '75-85 doğumlu kuşağın efsane filmi.

    hangimiz kumsalda oynarken dany'in yaptığı ölüm vuruşunu taklit etmedik ki? hangimiz hoşlandığımız kız bizi izlerken topu saydırmaya veya daha iyi basketbol oynamaya çalışmadık? hangimiz anamız-babamız "şurayı boya" dediğinde aşağı-yukarı hareketi ile çalışmayı denemedik? hangimiz dizimiz ağrıdığından bay miyagi'nin iki elini birbirine sürttürerek yaptığı iyişeltirme hareketini yapmaya çalışmadık (yalnız elim çok ısınırdı 2-3 saniye içinde, adamın nasıl yaptığını hala anlamadım)?

    daniel laruso'nun (nam-ı diğer danielsan) tescilli bir eziklikten, mahallenin en güzel kızını kapmış eyalet şampiyonu olma sürecine giden yolun ilmik ilmiş işlendiği efsane bir filmdir. o yaşlarda çocukların daha sabi sübyan iken arabalara binip, sivil kıyafet ile okula gidip, fakirlik altında bile on numara kıayfetler giymesine gıpta ile bakmış, "keşke amerikalı olsaymışız" demiştim. çocukluk işte...

    bu, bir de bloodsport (kan sporu) adlı filmler, memleket kareteci nüfusunun patlamasında bilfiil rol oynamış iki filmdir. ikisinin de esas kızları (elizabeth shue ve leah ayres), o yaşlardaki ergenlerin hayallerini süslemiştir.