• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
Yazar maude julien
the only girl in the world - maude julien
maude julien'in ailesi, kendisini "mükemmel insan"a dönüştürmenin -onu izole ederek büyütmek, baskı içerisinde bir çocukluk yaşatmak, zayıflığını ortadan kaldırmak adına tasarlanmış sonsuz tatbikatlara tabi tutmak- kutsal görevleri olduğuna inanan fanatiklerdi. maude daha altı yaşındayken, iradesini güçlendirmek için birkaç dakika boyunca elektrikli bir çiti tutmaktan, ölümün krallığına alışması için evin bodrumunda fareler arasında hiç kıpırdamadan bütün bir gece geçirmeye kadar ailesinin ona uyguladığı tüm hayatta kalma becerilerini öğrenmek zorundaydı. isı, sıcak su, yeterli yiyecek ve arkadaşlık gibi samimi duygularla karşılaşmadığı bir hayat sürdü.
ancak maude'un ailesi onun iç dünyasını yönetmekte başarılı olamadı. yaşadıkları izole arazideki hayvanları ve gizli gizli okuduğu romanlardaki karakterleri kendine arkadaş edinerek ailesinin zayıflık olarak gördüğü "sevgi"yi kendi kendine öğretti. ve on sekiz yılın ardından, ailesinin paranoyak dünyasına girmeyi başaran bir yabancı sayesinde kabuslarla dolu hayatından kurtulmayı başardı.
  1. maude julien'in kabuslarla dolu hayat hikayesini anlattığı bu otobiyografik eserde kafama takılan en önemli soru "insan yetiştirmek" üzerineydi. her ne kadar toplum doğrularıyla aykırı düşse de ailesinin doğruları, kendi çocuklarını mükemmel yetiştirme çabaları, "doğru nedir?" sorusuna temel oluşturur nitelikteydi.
    kendi yarattığımız insana doğruyu ve yanlışı yine kendi bildiğimiz doğru ve yanlışlarla öğretirken, özellikle y jenerasyonununda görülen "topluma aykırı doğru" kavramı yeni bir çocuk yetiştirme biçimi olarak karşımıza çıkmakta.
    her ne kadar maude'un ailesinin korkunç işkencelerle kendisine disiplin sağlamaya çalışması uç bir örnek de olsa, toplum doğrusundan sıyrılmanın, tabiri caizse "kafasına göre çocuk yetiştirme"nin sakıncaları ve çekiciliği arasında kaldığım ve yeni bir hayata şekil vermekten vazgeçme kararına vardığım sarsıcı bir kitaptı.

    not: sanırım henüz türkçe baskısı bulunmamakta lakin çevrilir çevrilmez okumanızı önerebileceğim kitaplardan. bir yanda vahşet bir yanda masumiyet derken okuduğunuzda kendi kendinizi sorgularken bulmanız çok olası.