• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.50)
the rum diary - bruce robinson
1950'li yıllarda serbest gazetecilik yapan paul kemp(depp), new york'taki hayatını bırakarak, küçük bir gazetede çalışmak için porto rico'ya gider. gazetede çalışan amerikalıların iç yüzlerini kısa bir sürede keşfeder. kemp, çevresini saran öz yıkıma meyilli bu gruptan uzak durmaya ve kendisini korumaya çalışmaktadır.
  1. çok sevdiğim film. öncelikle ben ki sigara kullanmayan ara sıra (ayda 1 belki) sigara yakan bir adamım, ona rağmen canım deli gibi puro(puro severim o ayrı) ve sigara istedi. yani biraz kıyak kafayla(sigara+alkol) izlemesi çok daha keyifli olacaktır diye düşünüyorum. johnn depp' i çok beğendim, amber heard dünyanın en seksi kadını şu an benim için, lan kadının duruşu tahrik ediyor insanı bir de ben michael rispoli' yi çok sevdim. depp ile harika bir ikili olmuşlar.
    sahne dizaynlarını çok sevdim, sala' nın yaşadığı ev muazzamdı. zaten genel olarak porto riko çok büyüleyici bir yer olarak aktarılmış perdeye. yönetmenin ve filmin en sevdiğim yanı bu oldu. başrolde o küçük ülke var. bildiğim kadarıyla o mekan dizaynları falan sanat yönetmeninin işi. eğer doğru biliyorsam bunu, o halde sanat yönetmenini çok başarılı bulmuşum demektir.

    konuyu kısaca özetlersem; porto rico' ya kafa dinlemeye gelen bir gazetecinin burada şans eseri zengin bir yatırımcı ile tanışıp onun sevgilisine aşık olması ve o zengin yatırımcının da adamımızın gazeteci kimliğini kullanarak kendine çıkar sağlamayı amaçlaması diyebilirim. senaryonun ana teması buysa, yani gazeteci ile iş adamının ilişkisi ise evet bu zayıf kalmış ama bu filmin biyografik öğeler taşıdığını unutmayıp da kusursuz bir senaryo beklemek yerine sıradan bir olay bekleyerek kendinizi porto riko' nun güzelliklerine bırakırsanız zannımca çok keyif alırsınız.