1. insanların yapısını, işleyişini, bozukluklarını, ve bu bozuklukların nasıl tamir edilebileceğini konu edinen bilim dalı.

    aslında gelecekte bu dalın mühendisliklerden farkı olacağını düşünmüyorum. düşünsenize, insan mühendisliği. evet. peki bu nasıl olacak? bunu uzun zaman düşündüm. zamanla tıp insanı tamir etmekten ayrılıp doğrudan bir insanı oluşturabilecek kadar bilgiye sahip olacak. bunun olması için tüm insan mekanizmalarının aydınlatılması gerekiyor tabiki önce. bir insanı oluşturabilecek kadar hakim olmamızla birlikte de onu tamir etmemiz, hatta baştan üretmemiz çok daha kolaylaşacak. yakın zamanda mı? pek öyle görünmüyor. 

    tıbbın tarih içinde geçirdiği gelişim manidardır. nerelerden gelip nereye gittiğimizi şöyle bir özetlemek(!) istersek:

    insanın başına gelen sıradışı olayların araştırılması ve çözüm üretme isteği, insanlık ile aynı yaştadır. başta hastalıklar tanrının cezası olarak kabul edilmiş, kötü ruhların işi olduğu sanılmış, kurbanlar kesilmiş, akla hayale gelmeyecek metodlarla hastalıklar tedavi edilmeye çalışılmış. insan vücudunun kompleks olması ve bilginin bir yerden bir yere taşınmasının çok zor olması ise bu araştırmaları kat be kat zorlaştırmıştır. matbaanın icadına kadar tıp, dinlerin etkisi altında kalmaya mahkûm kalmış. halihazırda teorik bilgi bakımından eksik olması sebebiyle de öyle kalmış. bu olayı aynı "evren nasıl oluştu" sorusuna benzetebiliriz. yanıt üretebiliyor muyuz? hayır. o zaman tanrı doğru cevaptır.

    matbaanın icadına kadar olan bu dönemde tıp, simyadan farkı olmayan deneme-yanılma usulü bir uğraşı alanı olarak kaldı. gelişim daha çok gross anatomi, tıp felsefesi ve cerrahi işlemler üzerine yoğunlaşmıştı. evet, bir şeyler bulunuyor. bulunan şeyler hastaları iyileştirici etki gösteriyor. ama nasıl olduğu hala bilinmediğinden ve sistematik bir birikim olmadığından düzenli olarak ilerleyemiyordu. tanrı cevabı ise hala kesinliğini koruyabiliyordu.

    matbaanın icadıyla beraber tüm bilim dünyası hareketlenmeye başladı. daha çok hekim ve insan, tıp ile alakalı bilgileri daha kolay edinmeye başladı. daha çok insanın aynı konu hakkında fikir üretmesi ile popüler ve sorgulanan bir alan oldu. bulaşıcı hastalıkların olduğu ve bunun gözle görülmeyen şeyler yüzünden bulaşıkları fikri (ki bu fikrin ortaya atılması bile zamanında büyük tartışmalara yol açmış), ateşin hastalık değil hastalığın bir sonucu olduğu fikri (daha önce hipokrat tarafından da ortaya atılan) popülerlik kazandı. bunun yanında teknik alandaki gelişmeler tıp alanında kullanılmaya başlandı. mikroskop, bu anlamda tıbba en çok katkı sağlayan icat olarak tacını taktı. hücreler, bakteriler, mikroplar bulundu ve bunların cansız değil tıpkı bizim gibi canlı şeyler oldukları keşfedildi. insanlar artık tanrı cevabından tatmin olmuyorlardı. daha çok sorgulamaya ve sorguladıkça önceden verilen tüm cevapların aslında palavra olduğunu anlamaya başladılar. din adamlarına inançları azaldı ve böylece tıp en sonunda tam olarak laikleşebildi.

    rönesans döneminde bir çok konuya açıklık getirildi. aynı anda tüm bilim dünyasının şaha kalkması herkesi heyecanlandırdı. bilime duyulan güven gitgide arttı. bakterileri öldüren antibiyotikler, daha kapsamlı ve hassas cerrahi girişimler, hastalıkların tek tek tanımlanması ve kitapların yazılmasıyla sağlık standardımız arttı. bilim artık bir olgu idi. ve önüne kattığı her şeyi araştırıp cevaplar üretiyordu.

    son 50 yılda bilgisayarlar, hassas ölçüm aletleri ve mikroskopların daha da gelişmesiyle tıp bugünkü halini aldı. insan genomu haritası çıkarıldı, hastalıklar tanımlandı. yöntemler standart haline geldi ve kaliteli sağlık personeli ve araştırmacılar yetiştirmeye başlandı. hala tedavisi olmayan hastalıklar ve girişilemeyen cerrahi operasyonlar olsa da tıp, son 250 yılda ortalama insan ömrünü 40'tan 70e çekebildi. ki bu oran gelişmiş ülkelerde 80-85 sınırına dayandı.

    şimdi düşünelim. gelecekte nasıl olacak? şu anda ne durumdayız, başı ve sonu belli olan bu cetvelin neresindeyiz?

    şu anda hala devam eden kök hücre araştırmalarının sonuç verdiğini düşünün. tek bir hücreden 200 farklı dokunun nasıl oluştuğunu tam olarak aydınlatıp bunların seri üretimine geçmiş olalım. tüm dünyada sürekli bir ihtiyaç olan kan, fabrikalarda üretilir hale gelsin. kesilen kol ve bacakların yerine organik yeni kol ve bacaklar yapabilelim. kesilen damarlara birebir bizim damarımız gibi damar ilavesi yapabilelim.

    genomun nasıl çalıştığını tam olarak kavramış olalım, hastalara kendileriyle birebir uyumlu tedaviler geliştirir hale gelebilelim. doktor olarak birine bir ilaç yazınca bilgisayar hata versin mesela "bu insanda bu ilaca karşı tepki gösterebilecek genler var". ne hoş değil mi...

    virüslere karşı savunmada eksik kalabilen vücudumuzu suni olarak savunur hale getirebilelim. virüsler bugün bile vücudu savunmada eksik kalınan bir alan zira.

    evrenin en kompleks yapısı olan beynin sırrı çözülsün. beyin ve sinir sistemiyle alakalı olan hastalıkları bile anında iyileştirebilir hale gelelim. hatta, yapay sinir dokuları bile üretebilelim. insanın düşünce yapısını kavrayıp en iyi öğretim yöntemlerini geliştirelim. hatta, bunlardan faydalanarak düşünebilen makineler yaratalım.

    cerrahide hata payını sıfıra indirecek teknolojilerimiz olsun, anne karnındaki bebeğe bile 0 hata ile cerrahi müdahaleler yapabilelim.

    mekanik uzuvlar gelişsin, insanlar sadece düşünerek o kolları oynatabilsin (bugünkü teknolojiyle bunu yapabiliyoruz, gelişmemiz gerekli sadece) sentetik organlar üretilebilsin...

    keşke o kadar uzun yaşasak ve görsek bu günleri...
  2. tıp; kitaplar, hastalar ve hocalardan öğrenilir. hiçbirini ihmal etmemelisiniz, özellikle de hocalardan öğrenebildiğiniz her şeyi öğrenin.
  3. puanım boşa gitmesin bari diye yazılan bölüm. sonra boşa giden yıllar vs.
    çocukluğumdan beri hayalim diyip 1.sınıfta 4 kere üst üste kalıp bırakan da var tabi.
    not: hazır ygs lys dönemindeyiz (yada şu an adı her ne haltsa) düşünen varsa mesaj atabilir.
    vagus
  4. eğer okunma amacı paraysa buna vereceğiniz emekle dil öğrenirsiniz, sertifika alırsınız, kurslara katılırsınız, herhalde günde 8 saat çalışmayla çoğu okulda derece yaparsınız, saygı görürsünüz, doktora yaparsınız, muhtemelen şiddete maruz kalmazsınız, öldürülmezsiniz, ve sonuçta para kazanırsınız merak etmeyin ayrıca maaşınızda orta okul çocukları tarafından tartışılmaz ve sorgulanmaz.
  5. doktor adayı olan herkes en az 1 kere neden buradayım diye kendine sormuştur sanırım. okul varken ayda 2 3 gün dışında vicdanınız rahat vakit geçiremezsiniz. tatilde ise sene içinde çoook yorulduğunuzu düşünürsünüz. hiç bir zaman diğer üniversiteler gibi öğrencilik yaşanmaz. nitekim ders seçme diye bir şey bile yoktur. gitgellerle burayı kazanan kişilerin çoğunun "bir şekilde" bitirdiği okuldur.
  6. herhalde okuyan 40 45 arkadaşım vardır. izlenimlerime göre çok çalışma dışında pek meselesi olmayan bölüm. devam sıkıntısı da yok pratikler haricinde. tıpçılar diğer fakültedekilerden çok geziyor. maddi olanaklar eşit olsa bile.

    edit: uyardilar cogu tip fak. teorik ders zorunlulugu varmis.