1. ülkemizde 6 yıllık bir eğitim süresine sahip olan, mezun olunduğunda "hekim" ünvanı alınan fakültedir.

    tıpkı hukuk fakültesinde okumak gibi tıp fakültesi de halihazırda içinde var olan doktoru ortaya çıkaran bölümdür. "puanım çok yüksek geldi, ben de tıp yazayım" yaklaşımı ile okunan tıp fakülteleri genelde meşekkatli yıllara sahne olur.

    tıp fakültesi okumak herhangi bir üniversitede herhangi bir bölümde okumaktan farklıdır. sadece "farklıdır" demek bile pek bir yavan kalmaktadır. "tüm kimyanız değişecektir" desek yeridir. konusu insan sağlığı olan bu bölümde eğitim bir ömür sürer. bu yüzden temel eğitim olan tıp fakültesinden sonra uzmanlık yapılır ve sonrasında da okuma devam etmektedir.

    ülkemizde "yok, ben böyle pratisyen pratisyen takılıyım" anlayışı hasıl olmuştur ki bizim gibi hastalık hastası millete fazladır bile. diğer taraftan tıp fakültesini sadece doktor yetiştiren bir bölüm gibi görmek de eksik sayılabilir. bu fakültelerde (özellikle araştırma hastahanelerinde) yapılan incelemeler sayesinde tıp konusunda gelişmeler sağlanmaktadır. gelin görün ki bizdeki fakülte mantığı burada da işlemektedir ve tıp fakültesi okumak bile geçim sıkıntısının önüne geçememektedir.

    tıp fakültesi mezunu olmak tıpkı hukuk fakültesi mezunlarında olduğu gibi darphaneden hisse sahibi olmak anlamına gelmez. özellikle ülkemizde o gördüğünüz özel muayehanelere ulaşana kadar tıp fakültesi mezunlarının bir ömürlerini vermeleri gerekmektedir. fakültede geçen zaman sürecinde bünyeden ayrılanlarla bünyeye katılanlar beklenenlerden çok farklıdır. tıp fakültesi okumak tüm hayatını buna göre tasarlamak anlamına gelebilir.

    (bkz: hukuk fakültesi)
  2. eğer 7/24 açık bir kütüphanesi veya çalışma salonu varsa belirli dönemlerde oteliniz haline de gelecektir.
  3. bu okula girenlerin 3 sebebi vardır.
    1. insanlara yardım etmek, hastalıkları çözülcek birer puzzle olarak görüp sevenler. bu tipler hallerinden sonuna kadar memnundurlar.

    2. bu tip parası iyi, gelecekte rahat rahat yaşarım diyenlerdir. kendini zorlar, sevmese bile çalışır, çabalar bitirirler sonra tus'u da kazanır ve bir hastanede uzman olurlar.

    3. bu tip ise neden tıp okuduğunu bilmez. para desen kafasında para derdi yoktur, insanlara yardım etmek desen öyle bir düşüncesi hiç yoktur. peki neden oradadır? çünkü çocukluktan beri ailesi 'benim oğlum/kızım doktor olacak' demiştir. o da aile baskısıyla gitmiştir. bu tipler okula kolay kolay adapte olamazlar. genelde yarıda bırakırlar.
  4. sınavdan önce sorulara dokunmayınız şeklinde uyarı alabileceğiniz tek eğitim/öğretim/araştırma kurumu.

    edit: veteriner fakültelerinde de durum farklı değilmiş.
  5. 3-4 sene öncesine kadar tıp fakülteleri bir zamanların hızlandırılmış trenlerine benziyordu çünkü altyapı, hoca sayısı, fakültelerin fiziksel imkanları aynı iken kontenjanlar 2 kat arttırılmıştı.

    o zamanların kıymetini bilememişiz... şimdi trenin başından makinistinide aldılar ki daha güzel çakılalım. bunun etkisi hızlandırılmış tren gibi bir kaç ayda da çıkmayacak, belki yıllar alacak. umarım küçük hasarla atlatırız ama eğitimsizliğin bir bedeli olacak burası kesin.
    türkiyede zamanında kadrolaştırılmış, karı koca akademisyen yapılmış çoğu fakültede şu an hoca yok, eğitim verecek hoca yok asistan ders anlatıyor. bir tek öğrenciler değil, asistanlarda eğitim alamıyor.