1. bir gün kız arkadaşımla metrobuse bindik, tek kişilik bir adet boş koltuk vardı, oraya aynı anda biraz şişmanca bir kadın da hamle yaptı. fakat kıl payı kaçırınca vazgeçmeyip kız arkadaşımın üstüne oturdu. bir an kalakaldım, tabi o sırada bizimki kaybolmuş görünmüyor, baktım durum ciddi, "hanfendi kalkın isterseniz" dedim. birden sinirlendi "off yaa" deyip kalktı arkalara doğru gitti.

    bazı insanlar yenilgiyi kolay kabullenemiyor.

    bi keresinde de yine yer kapma olayında millet bir anda içeri abanınca kızın biri fena düştü, üstünden atlayan falan oldu, herkes yerlesince kız geri inip kaldırıma oturup ağladı. bi teyze de gelip "olsun kızım öbüründe de sen oturursun" dedi.

    bir keresinde de (bu son) şu otobüsün ön tarafındaki 1.5 kişilik koltukta iki tane sisman dayı oturmuş zoraki, birinin yarısı dışarda, otobüs viraji alınca bu yere yuvarlandı. cok gülmüştüm, panda videosu gibiydi.

    böyle işte, sonunu baglayamadım ama bunlar da birer anı.
    abi
  2. tramvay bir durakta durdu. en arka kapı açılmadı. sesi çok çıkan biraz yaşlı kadınlardan birisi de "arka kapıyı açar mısınız?" diye bağırdı. tramvayın arka yarısındaki herkes "otobüs mü bu, amuğa goyim" nidalarıyla gülmeye başladı.

    sorun şurada ki o herkesin "gerizekalı bu" triplerinde güldüğü kadın, makinist ile iletişim kurmaya yarayan düğmeye basarak bunu söylemişti.

    aslında o kadar da ilginç değilmiş.
  3. çek cumhuriyettinden arkadaşlarım gelmişti, 3 çek yanlarında birde ben varım birde bir arkadaşım, bunlarla bindik halk otobüsüne, sohbet etmeye başladık, etrafımızdakiler "bunlar gavur heralde" filan diyor içimden gülüyorum tabi, o ara otobüs durdu bende kapının önündeyim, kapı açıldı bir teyze inecek, bende indim yol verdim, kadın yüzüme gülümsedi "tenk yu" dedi. ben o an bi şok oldum, geri otobüse binince bastım kahkahayı.
  4. dolmuş güzergahı oturduğum mahalleden geçerken isteğe göre bir ara sokağa girer. eğer orada inecek yok ise daha kısa yoldan devam eder. oturduğum yerde o ara sokakta olduğu için dolmuş şoförü ile aramda şöyle bir diyalog geçer. akşam iş dönüşü saat 20:00 civarları o yola yaklaşırken;

    d: ara sokakta inecek var mı ?

    b: ben varım.

    d: sen kimsin ?

    ve bir anlık gaflet ile tarihe geçecek cevap veririm.

    b: altar'ın oğlu tarkan.

    dolmuşta ki 3-5 müşteri bana dönüp şaşkın şaşkın bakarlar ve herkes kahkahayı patlatır.
  5. bu sabah metrobüste bıyıklı göbekli bir dayının elinde eski bir kitap gördüm. meraklandım ne okuyor acaba diye çaktırmadan yanaştım baktım; sokrates'in müdafaası - eflatun okuyormuş. ilk defa bu kitabı bu isimle bastıklarını gördüm. tam olarak şuydu buraya da ekleyelim bari. (*:dayılar is coming!)
    abi
  6. deli gibi yağmurun yağdığı bir akşam kendimi dolmuşa zor atmıştım, zaten çok kalabalıktı ön kapının dibinde duruyorum. sonraki durakta binen genç kız tam kapının kapandığı sırada dengesini kaybedip merdivene doğru düştü. acı acı bağırdı. herkes ona döndü, yardım etmek için atıldı birkaç kişi de. oturan teyzenin biri de arkasını döndü aşağı doğru eğilip "bismillah de bismillah de" diyip tekrar önüne döndü ellerini önünde birleştirdi.
    neden bilmiyorum o an çok komik geldi gülmeye başladım millet de bakıyor mal mı bu dermiş gibi.
  7. bir keresinde, lisedeyiz o zamanlar, arkadaşımla otobüsteyiz arabaya arkadaşımın sevgilisinin ablası bindi. neyse bizimki heyecanlandı tabi çünkü ablası da tanıyor bizimkini bir de ilişki daha yeni başlamış falan. bunlar yol boyunca konuştular ettiler güzelce. sonra abla otobüsten indi. bizimki kadının arkasından kafasını kapıdan dışarı uzatıp -sevgilisine selam gönderecek- yüzünde salak bir ifadeyle "nurtene selam söyleeaaa" derken kapılar kapandı. bunun kafa dışarda tüm vücut içerde rezil bir görüntüyle kaldı. o ara kadın da buz kesildi tabi. sonra saatlerce güldüğümüzü hatırlıyorum.

    not: gülmemizden de anlaşılacağı gibi arkadaşım hala yaşıyor.
    zepur