• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.79)
toprak ana - cengiz aytmatov
erkekleri askere alınan köylerde geride kalanların çektiği sıkıntılar etkileyici bir üslupla anlatılır. eldeki yetersiz yiyeceğin muhtaç olandan başlanarak dağıtılması, dört gözle beklenen hasat zamanları, umutların hasat zamanına ertelenmesi, savaş yüzünden ürünün hemen hepsinin merkezden istenmesi, boşa çıkan umutlar, yine açlık, sefalet, bir yandan cepheden gelen ölüm haberleri, umutsuz bekleyişler, savaşın uzun sürmesi üzerine aşağı çekilen cepheye çağrılma yaşı, yine gidenler, ayrılıklar, gözyaşları... yani tek kelimeyle ve bütün zulmetiyle; savaş. (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. "babam törekul aytmatov,
    bilmiyorum mezarın nerededir,
    bunu sana sunuyorum.
    anam nahima aytmatova,
    biz dört kardeşi sen yetiştirdin,
    bunu sana sunuyorum." dizeleriyle başlayan bir cengiz aytmatov klasiği.

    anlatıcı bir kadın. toprakla konuşan, kocasını çok ama çok seven, çocukları için canını verecek olan, yaptıklarıya bir köyün adalet simgesi haline gelen, toprak gibi herkesi kucak açan anaç bir kadın.

    dünya tatlısı, masum mu masum bir aşk hikayesiyle olaya giriş yapıyor aytmatov. suvankul'la tolgonay'ın hikayesiyle "mutluluk nedir, ne değildir ?" dersi veriyor adeta okuyucuya. sonrası savaş, karanlık.

    savaşı anlatmıyor aslında. savaşın ardında kalanların hayatını sunuyor bize. savaşa gitmek değil de, geride kalmak daha zormuş diyor adeta.

    kitabın anlatıcısı, tolgonay. gelini aliman'la olan ilişkisi, köydeki herkesin yardımına koşması, tek başına kaldığında bile yılmadan doğru bildiğini yapması tolgonay'ı mükemmel kadın figürü haline getiriyor.
    hele toprak ana'yla yaptığı konuşmalar bu kitap için düşünülebilecek en güzel şeydir herhalde.

    anlattığı çok şey var aslında. ama bana tek bir tema söyle, bu kitabı anlatacak olan hangisi derseniz, size mutluluk derim. içinize işleye işleye anlatıyor hem de. her zaman, her kitabında olduğu gibi.
  2. aytmatov'un en güzel kitaplarından biridir toprak ana.
    zor zamanda dimdik duran bir kadının toprağa bakıp hayatını tekrar hatırlamasıdır.
    üç oğlunu ve eşini savaşta kaybetmiş bir kadının daha ne kadar acı yaşayabilir ki derken gelinini başka bir drama istemeden kurban edişinin öyküsüdür.
    ve bence okuyanın gözyaşlarını tutamayacağı sahne maysalbek'in ve annesinin tren taylarında yazılan yürek yakıcı öyküsüdür.
    tren, son oğul, cepheye annesinden habersiz yazılan maysalbek'i ölüme taşır.
    elinde oğlunun şapkasıyla raylara hıçkırarak düşen toprak anayı herkes okumalı.
    okumalı ki acılar unutulmasın!
    evlatları analardan ayıran savaşlar olmasın...
  3. hikaye, yazarın sıkça başvurduğu bir şablon üzerine kurulu. kitabın ana karakteri an be an geçmişi hatırlıyor ve okura anlatıyor. sadece bu sefer kitabın ana karakteri, memleketine, toprağına, alın terine vurgun tolgunay , hatıralarını toprak ana ile paylaşıyor. toprak ana bir simge olmaktan çıkarılıp, karakterize edilmiş. tolgunay evliliğinden itibaren, savaş yıllarını, kocasını evlatlarını ve gelinini kaybetmesini satır satır, burnumuzun direğini sızlata sızlata anlatıyor. anlatımlardaki tasvirler, benzetmeler çok güzel. çiçeklerin, ağaçların, hatta biçerdöverin benzin kokusunu bile duyabiliyorsunuz. mesela şuna bakın, ben bin yıl düşünsem böyle bir benzetme aklımın ucundan geçmez; “koyunlar yağlı kuyruklarını sallaya sallaya, tozlar içinde, ayaklarını dolu yağar gibi yere vurarak geçip giderlerdi.

    !---- spoiler ----!.”
    vega
  4. savaş sevici herkese zorla okutulması gereken kitaptır. savaş insanların yüreklerini nasıl dağlar, hayatlarını nasıl değiştirir, çok güzel anlatan ve okuyan kişiyi duygulandıran bir yapıt.
  5. savaşın açabileceği derin yaraları, insanları nasıl çaresiz bırakacağını hissedebileceğiniz bir roman.
  6. başıma bir iş gelmeyeceksebeğenmediğim kitaplardan biri. anlatımı yavan, okuyucuyu boğan sıkan uzun tekrarlar var. evet orda anlatılanlar trajik olaylar ancak daha etkili bir şekilde anlatılabilirdi, illa sünger gibi uzayan betimlemelere, cilalara gerek yoktu.
  7. insanı besleyip büyüten, korunması için kanatları altına alan, öldüğünde kucaklayan, toprak ananın dramatik hayatını bizlere yaşatan bir kitaptır.
  8. anne topraktır, anne ekmektir, anne buğdaydır. bizim analarımız savaş dönemlerinde nasıl zorlu bir mücadele ortaya koyduysa aynı mücadeleyi yine bizden olan anamız orta asya bozkırlarında ortaya koyuyor. ben anadolu'dan orta asya'ya uzanan bir roman diyorum.
  9. hergün savaş çığırtkanlığı yapan, tek hayali güç kullanmak ve biat ettirmek olan günümüz toplumlarının, aslında ne kadar derin yaralara neden olduklarını ince ince işleyen bir kitap. savaşın insanlardan götürdüklerinin ve kazananın dahi çokda bir şey kazanmadığını, kaybedenin yine insanlık olduğunu anlatan aytmatov, gözlerinizden damlalarıda eksik etmiyor.