1. karesi ekspresi diye bir hattı bulunan ulaşım aracı.

    ankara - balıkesir arası birkaç kez trenle yolculuk yapmıştım. bir de mavi tren vardı aynı istikamette. karesi 12 saat mavi tren 10 saat falan sürüyordu hatırladığım kadarıyla. otobüs daha hızlı gitse de treni tercih ettiğim için pişman olmamıştım. özellikle karesi ekspresindeki eski trenlerin vagon arasında kapıyı açıp sigara içmek çok keyifliydi.
  2. en sevdiğim ulaşım aracı.
    tren denince aklıma annemle yaptığım yolculuklar ve onun hikayeleri gelir. hayal gücü benden gelişmiş annemle yolculuk yapıldığında birden fantastik-bilimkurgu bir senaryo aracı olabiliyor. bize saldıran uzaylılar mı ararsınız çıkan savaşlar mı ararsınız. bence trenin kendi fantastikliği de bu ortamı oluşturuyor. karanlık tüneller, tıkır tıkır senkronik, resmen mekanik bir şarkı olan sesi. birileri o sesi kaydetmeli bence. bence trenler konuşabiliyor.

    istasyonları da çok severim.
    okurken canım sıkılınca istasyona giderdim. evim de istasyonun yanındaydı. özellikle maltepe istasyonuna karşı derin bir sevgi beslemekteyim. nerede bir istasyon görsem gidip onunla konuşasım, hikayelerini dinleyesim geliyor. eski istasyonların hepsi güzeldir, ortak bir mimarileri var sanki. eski ve güzel şeyleri yıkıp yerine yeni ve çirkin şeyler yapıyorlar. yapmasınlar. istasyonlardan çok güzel kültür evleri yapılır bence. hatta istasyon diye dergi bile çıkarılır.

    okul bitince göya kendisi aracılığı ile balkanlara gidecektim. hayat, hayali bastırıyor sevgili youreads. umarım ilerde gidebilirim.

    tren demişken, nazım hikmet mayakovski ile moskova'ya trenle giderken tanışmamış mıydı?
    ayrıca mayakovski adına mayakovskaya diye metro istasyonu varmış. metro da evrilmiş tren nihayetinde.

    bir de makinist düdük çal levhaları var rayların yanlarında yer yer. çok komik bulurum onları. galiba gerekliler. yasal uyarı: raylarda gezmeyin.

    ayrıca sheldon cooper da trenleri çok sever. içimde bi nebze* sheldonluk yok değil.