1. türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu'nun kısaltmasıdır.

    tübitak pozitif bilimlerde araştırma ve ilerletme faaliyetlerini, ülke kalkınmasındaki önceliklere göre, geliştirmeyi ve düzenlemeyi; mevcut bilimsel ve teknik bilgilere erişmek ve erişilmesini sağlamayı amaç edinmiştir.

    tabii bunlar geçmişte tübitak kurulurkenki amaçlananlardı. bilimin "şeytan işi" olduğu "ispatlanınca" değişti bu durum.
  2. başkanlığına hayvanat bahçesi müdürü atanan kurum.
  3. ülkedeki en muteber, insanların hatta çocukların hayranlıkla baktığı kurumlardan biriydi. son 10 yılda diğer kurumlar gibi abuk subuk atamalarla içi boşaltıldı. diğer örnekleri:
    (bkz: ösym)
    (bkz: mit)
  4. 397 nolu vuk genel tebliği kapsamında hayatımıza bu yıl daha da bir girmiş olan e-fatura ile birlikte mali mühür başvurularının yapıldığı ve başvuru sonrası temin edildiği kurum.
  5. aynı insanlar gibidir. sabah akşam aynı düşünceleri, duyguları vurgulayan insanlar genellikle dediklerinin tersini yapıyor olmalarıyla, psikolojideki yansıtma mekanizmalarıyla meşhursalar bu kurum da kuruluş ilkelerinde, kanun ve kararnamelerde belirtilenlerin tersini yapmakla meşhurdur.

    son olarak 50 bin kitabın toplatılıp yakılmasıyla gündeme gelmişti. akıllı davrananlar, yaşı kitapları önceden temin etmeye yetenler, internetten pdf indirmeyi becerebilenler, bilimle ilgili gazete haberi görse kenara koyan o güzel insanlardan başka kimse uzun süre tüfek,mikrop ve çelik, gen bencildir, kör saatçi gibi kitapların çevirilerine ulaşamamıştı. bir kısmı şimdi başka yayınevleri tarafından basılabiliyor olsa da tübitak'ın bilime, felsefeye, ilerlemeye en ufak değer vermediğini hepimiz öğrenmiş olduk. devasa ar-ge bütçeleriyle ancak taklit deneylere, tezlere bütçe sağlayabilmek bunu gerektirir.

    kitapların toplatılması ülkemizde bir gerçeği daha gözler önüne serdi. kimse 8 yıl zorunlu ingilizce eğitiminden bir şey öğrenilebileceğini düşünmemiş olsa gerek, tüm yasaklanan kitapların ingilizcesi temin edilebiliyordu.
  6. ( elif sucukları - 1984 )
    mesut
  7. ilkokulda genç mucitleri tubitak'a götürüyorlardı, o zamanlar okulun seçtiği kişiler ile farklı yerlere gitmek çok popülerdi. fen bilgisi öğretmenimiz vardı, kendisini hiç sevmem, zaten arkadaşımın saçına da sakız çiğnediği için arkadaşımın ağzından aldığı sakızı yapıştırmış, arkadaşım ertesi gün okula üç numara saçla gelmek zorunda kalmıştı. her sınıftan mucitler seçiliyor, projeler anlatıyor, ben daha önce ampul duy meşhur fen bilgisi projesini bile yapmamış birisiyim. resim ödevlerimi aileme yaptırır matematikte uğraşmaz sosyal bilgilerde falan kopya çekerdim. yine bir çakallık peşindeyim tübitak'a gitmek için. fen bilgisi dersi geldi, konu açıldı, direk atladım.
    "hocam tüm hayatımızı kolaylaştıracak bir proje üstünde çalışıyorum." falan. ilk başlarda inanmadılar, bende inanılmaz bir hayal gücü var, kurgulayınca inandılar ve tubitak'a beni de seçtiler.
    seçmelerinin sebebi ise, projeyi hayata geçirecek kişileri almaları, yani projeye başlanmış bitmesine yakın kişileri götürüyorlar. eğer bitirmezsen veya yapmazsan, gidemiyorsun.

    sonuç olarak arkadaşlar o gün tubitak'a gittim ancak sene sonunda da fen bilgisi dersim 1 gelmişti. proje falan hikayeydi çünkü, sevdiğim kızın yanında olmak istemiştim.

    o gün, hayatımın en mutlu günüydü, korkak olursanız hayatınızın dönüm noktalarına cesaret edemeyebilirsiniz.

    öpüldün tubitak, sende sevdiğim, ikiniz de hayatımın bir köşesinde, hep benimle kalacaksınız.
  8. ar-ge destekleri özelinde tamamen ölmüş kurumdur,
    6 ay önce verdiğimiz projenin akıbeti hakem sunuşları ve projenin komitede görüşülmüş olmasına rağmen halen belli değil. 4 aydan uzun süredir başkanın onayı bekleniyor.
    büyük ölçekli firmaları etkilemeyecek olan bu durumun ar-ge yapılanmalarını tübitak desteğiyle döndürmeye çalışan küçük ve orta ölçekli firmaların ar-ge çabalarını darmadağın etmiş olabileceğini söylemek abartılı olmaz..
    zaten bu firmalarda başka kurumların desteklerine yönelmiş durumda.