1. halkımızın fotoğrafının çekilmesidir.

    olay akışı şu, yurtdışında yerleşik bir aile tur şirketi ile anlaşır, anlaşmazsa kendine bir uçak bileti alır. sonra bir şekilde gelir kıyı şeridinde her nasılsa parsellenmiş 5 yıldızlı otellerde açık büfe tatilini yapar yer içer. sonra da bir gün hadi şehir hayatına buranın insanlarına bakalım der çarşı esnafını bir dolaşırlar şurda da bi dürüm yiyelim demezler, sağın solun fotoğraflarını çekerler. işte bu ülkemizin ve insanımızın tanınmasına sebep olur. ekonomi mi? ne ekonomisi, biz kim köpek.
    abi
  2. abi
  3. gelen turiste bağlı olduğu kanaatindeyim. şöyle ki staj yaptığım dönemlerden biri; bulgar turu geleceği haberi bir hafta öncesinden otele yayılmıştı, herkes korku ve endişe içinde geziniyordu. o ara halkla ilişkiler departmanında çalışıyordum ve o tur geldi. gelen bir aileye oteli gezdirmek için eşlik ettim. beraber oteli gezdikten sonra odalarına bıraktım ve verdikleri bahşişi söylemeye bile utanıyorum ama söyleyeceğim. evet söylüyorum elli kuruş. sanki bahşiş vermek zorundaymış gibi bu bahşişi veriyor. hayır yani ne gerek var bu zaten bizim görevimiz vermesen de olur. burdan cimri olan bulgar misafirimizin otelden dışarı çıkmayacağını ,bütün gün lobi barda şatları, viskileri höpleteceğini, restauranttan odasına yemek taşıyacağını ,lobiyi talan etmeden gitmeyeceğini göstermişti. burdan da gelen turistin esnafa döviz bırakmadığını çıkarıyoruz.
  4. kapalıçarşı'da, sultanahmet'te daha on yaşındayken dünyanın her yerinden, her yaşta insanla iletişim kurma meziyetine sahip çocuklar, insanlar yetiştirmesi. çok özeniyorum. hangi okul, hangi öğretmen, hangi amfi öğretebilir bunu. bir de çuval dolusu para ödedi ailem üniversiteye. ne için? neresinden baksan tutarsızlık neresinden baksan ahmakça.