1. malesef türk halkına benzemektedir. yüzde ellisi beş para etmez komedi filmleri. yüzde on kadar izlemeye değmeyecek korku filmleri. yüzde on hükümetin stepne filmleri. yüzde beş kadar sürekli birbiriyle çatışan radikaller. ne bok yediğini kendisi bile bilmeyen bir yüzde yirmi beş.

    okumuş kültürlü çocukları sinemacı yapamazsak gelişmesi imkansız olan bir sektör.
  2. belirli bir süredir vizyondaki filmleri takip ediyorum neler çıkıyor hangi alanda, nasıl bir yapım diye. türkiye'de sinemanın diğer sanat dallarında olduğu gibi geride kaldığı aşikar. değerli yapımları geçtim komedi alanı dışında film yapamıyoruz(*:bunların kalitesi de tartışılır.). bir de klasik tabulaştırılmış şeylerin korkusunu filme döküyoruz. komediye bu kadar emek göstermemize rağmen ülkece takdir edilen filmler bir elin parmağını geçmemekte. 7. sanatımızın geride kalmasının kendimce sebepleri şunlardır:
    1. paranın, iyi film yapmaktan daha fazla önemsenmesi: değerli komedyenlerimiz aynı espriler, zayıf aktörlük ve küfürlü senaryolarıyla sinemamızın ne kadar geliştiğini sorgulamadan, kaç kişi izlemiş ne kadar karım var bakış açısına sahipler. dertleri türkiye'de bu sanat dalının ilerlemesi olsaydı malum filmlerin 3 veya 4.sü çıkmazdı. filmin komediyle alakası olmamasına rağmen twitter'dan övgüler düzen yorumlara retweet reklam kampanyası yapılmazdı. izleyici sayıları egolarını pohpohladığı sürece de çizginin dışına çıkamazlar.
    2. iyi oyuncu yetiştirilmemesi: 1. sebepten doğan bir durum aslında amaç o değil ki araç yaratılsın. bir diğer neden ise fiziksel görünüm oyunculuğun önüne geçiyor. televizyon izleme alışkanlığım pek yok, diğer odalarda denk gelirsem göz atıyorum, kısacık gözlemlemeyle bile yetkin bir yorumcu olmama rağmen dizilerin kötü oyuncularla dolu olduğunu görebiliyorum. fiziği iyi diye alındığı çok belli, önemli bir genç kitle ne kadar yakışıklı yada güzel diye ekrana kitleniyor. tabi bu da daha önemli bir sorun olan insanın metalaştırılmasına yol açıyor. tamamıyla başka bir konu olduğu için burada değinmeyeceğim ona. şu 2 sebeple elimizdeki sonuç para basma amaçlı zayıf oyunculuğa sahip iyi görünümlü kişilerin sinemayı ayaklar altına alması.
    3. siyasi nedenler. günümüz şartlarında ülkemizde özgür bir ortamının olmadığı çok açık gazeteciler çeşitli sebeplerle yargılanıyor, içeri atılıyor. bu durum ister istemez sanatçıların yapımlarına ve günlük hayatlarına yansıyor. kendilerini kısıtlıyorlar, gelişimleri engelleniyor. yani özgür bir ortamın olmadığı yerde ileriye dönük özgün bir eser beklemek ütopik geliyor.
    4. izleyici kitlesi: oyuncuya, yapımcıya ve düzene göre eleştirimi yaptım ama izleyiciyi de sanatın kötüleşmesinde önemli bir paya sahip. seçkin bir izleyici kitlemiz hala bulunmuyor. bunun alt sebepleri kültürel seviyemize o da eğitim sistemimize uzanıyor. okuma oranımız hala düşük, sağlam bir yazar-okur ilişkimiz bulunmuyor(*:sebep 3'ten kaynaklı sayılabilir.). müzik gibi popüler dalda da uluslar arasını geçtim, uzun süreli kalıcı olan eser çok az, hızlı tüketim her yerde kendini gösteriyor. önüne geçmek büyük bir çaba istiyor ama hedefi buna yöneltmekten de alıkoymamalı.

    bu sebeplerden ötürü türkiye'de belirli filmler dışındakileri izlemiyorum. hoşuma giden bazı konularla ilgili yabancı filmleri izliyorum. tabi yeşilçam filmlerinin yeri de apayrı, onlarca defa izlememe rağmen hala aynı duyguları yaşatabiliyorlar.
    not: başlığı türkiye'de sinema diye açmak daha mantıklı geldi, böyle biraz ırkçı bir tabir olmuş. yabancı yapımcılar da türk oyuncularla film yapabiliyor ve vizyonumuza giren yabancı filmler de sanata bakış açımızda ölçüt olabiliyor.
  3. lütfi akad
    nuri bilge ceylan
    metin erksan
    ömer kavur
    yılmaz güney
    aydın arakon
    ömer vargı
    zeki demirkubuz

    gibi yönetmenleri (hidden bir entry unuttuklarımız olmuştur) barındırır.