1. türkiye insanı için çok şey yapmış, lepra çalışmalarıyla tanıdığımız, 2009 yılında kaybettiğimiz hekim.

    kendisi lepra muayenesi yaparken eldiven kullanmadığından bahseder "hekim olmak" adlı söyleşi kitabında. böylece hasta olmayanlar hasta olanlara "insan" muamelesi yapıyor ve hasta da sosyal dışlanmışlıktan kurtuluyor. hekimlik ve sağlık politikaları ile ilgili düşünceleri tıp fakültelerinde ders olarak okutulabilir kanımca.

    ayrıca: (bkz: stigmatizasyon)
    (bkz: hekim olmak)
  2. 13 aralık 1935 doğumlu, ömrünü tıp bilimine, gençlere, kız çocuklarının eğitimine ve özgürlüğüne adamış bu ülke topraklarının gördüğü en aydın isimlerden birisi olan tıp doktoru, profesör, araştırmacı, eğitimci, yazar. hayatındaki detayları merak edenler çeşitli kaynaklardan biyografisine ulaşabilir zira bu muhteşem insanın aldığı ödüller, övgüler, çalışmalar vs. saymakla bitecek gibi değil.

    google sağolsun bugün doğum günü için bir doodle hazırlayarak kendisini bize tekrar hatırlattı. cahilliğin içinde boğulduğumuz şu günlerde kendisini böyle tatlı bir çalışmanın içinde hatırlamak, görmek iyi hissettirdi. bu vesileyle imkanı olan youserlara "eğitim" yazıp 4622 kısa bir mesajla o gözü gibi baktığı, koruduğu çağdaş yaşamı destekleme derneği'ne 10 tl bağışta bulunulabileceğini de hatırlatalım. vefatından 4 yıl önce, 2005'de yazdığı bir mektubu da buraya bırakalım:

    "gençlerle birlikte üretmek, projelerde çalışmak, onlarla birlikte proje yapmak, alanda toprağa, insanlara dokunarak, onların gözlerinin içine bakarak gerçekleri aramak, bulmak, sorunlara çözümler üretmek benim yaşam biçimim ve mutluluğum."
    türkan saylan, 19.04.2005
  3. son 60 yıldır ülkenin anasını ağlatan emperyalizm uşaklarının taban ettiği beyinsizler vardır hani, önce ışık saçan nur içindeki yurtlarında havlulara sararlar; sonra evlerine çıkarıp maklube huzurunda nur dolu deniz ötelerinin pornografik kasetlerine bakıp bakıp iç geçirirler. bazılarımız, bu tipler için alkolik ateist sürüsüyüz ama kendi geçmişlerinin kirliliğinden bokun tezeğin içinden çıkamadıkları içindir, aydınlara küfür edişleri. işte türkan saylan, iftira atılan bu aydınlardan birisidir. bu kadar övgü yeter.

    komünizm ile mücadele derneği, 12 eylül öncesinde kurulmuş ve altyapıdan abdullah gül, recep tayyip erdoğan, hüseyin çelik gibi insanları yetiştirip devrimcilerin fişlenmesinde büyük rol oynamışlardır. milliyetçi tabanı sivil kuvvet olarak kullanan işbirlikçiler, milliyetçiler ve yurtseverleri birbirilerine düşürürken bu komünizm ile mücadele derneği denen organizasyon, büyük bir metanet ile tabanından öğrencilerini yetiştirmiş ve zamanı geldiğinde mevkilerine yerleştirmeye başlamışlardır. - ki sivas katliamında büyük rol oynamış insanlardan bahsediyoruz. tabi ki, geçmişleri salt komünizm ile mücadele derneği ile sınırlı değildir; bilakis adnan menderes ile başlayan yolculuklarına kenan evren ile devam etmişlerdir. menderes, ülkesini nato'ya sattığından beri bu tiplerin devlet dairelerinde kımıl zararlıları gibi çoğalmalarının temelleri atılmıştır. tabi, menderes'in bu yediği naneninde temellerini ismet inönü atmıştır. ona da ayrıca teşekkür edebiliriz, bugün yaşadıklarımız için. bu yüzdendir ki, menderes'i sahiplenirler ve öve öve bitiremezler. menderes ne hizmet getirmiştir, allahın toprak ağası? hiçbir şey. asfalt döşemekten başka bir nanesi yoktur. tek olayı da üç beş salak tarafından asılmış olmasıdır. ha, bir de nato'nun verdiği süt tozları ve yağları yemeyen ilkokul çocuklarına disiplin cezaları veriyorlardı. sonra özal öldü falan, onun gırgırı da fenadır. kim öldürdüyse, kahraman ilan ettirdi adamı. daha fazlası olmadı. herif geldi borsa'yı kıçımıza soktu ve öldü.

    bu anti-komünist, anti-proleter, emperyalist yapılanmanın köklerini iyice anladıysanız; konunun türkan saylan'la bağlatısına giriyorum.

    bu tipler, ortalama bir 60 senedir, bu ülkenin birbirine düşmesini sağlamış insanlardır. gerektiğinde emperyalistlere eli silahlı çocuklarımızı yollamış (ne işimiz var kore'de a.m.k?!) gerektiğinde kafatası ölçümleri yaptırmışlardır. işin kötüsü, bugün milli görüş dediğimiz kısımcık da o günlerde bu anti-komünist görünen, işbirlikçilerin yanlarındaydılar. daha doğrusu, milli görüş'ün içinden doğdular. bizim anti-emperyalist şeriatçılarımız çok sonra fark ettiler, bu amerikancı dolar aşıklarını. fakat gel gör ki, bu herifler darbeden darbeye koşturdular ve hiçbirine hiçbir halt olmadı. darbe dönemlerinde milliyetçileri bile içeri aldılar ama bu kımıl zararlılarına hiçbir bok olmadı. kıs kıs güldüler, hatta işkence yaptılar. bu yüzden mazlumu oynama şansları hiçbir zaman olmadı. bu yüzden recep tayyip'in bir mapushane damları serüvenini ısıtıp ısıtıp önünüze koyarlar.

    bu nedenlerle 28 şubat denilen şakayı yarattılar. güya darbe girişimi olmuş da, islamcıları tasviye edeceklermiş de; islamcılar sonradan ezilmeye başlanmış da. ulan madımak'ta ben mi ateşe verdim lan onca insanı? gidin sorun bakalım madımak'ta baş provokatör bugün mecliste hangi pozisyondaymış. ve geldik esas noktaya, ikna odaları kurmuşmuşlar. dönemde güç kimin elinde? işbirlikçi, teslimiyetçi güruhun. ikna odalarında ne halt edilmiş? başını açmaları için kızlara baskı uygulanmış. dikkat, dönem islamcı teslimiyetçi köpeklerin dönemi ve böyle odalar kurup da islamcılara karşı savaş açıyorlar. kim salladı bunu? kemal alemdaroğlu ve nur serter. işte bu noktada gülmeye başlıyoruz. kanıt? yok. ben sana para vereyim, mağduru oyna; yanına bir salak daha vereyim o da zanlıyı oynasımn. gülelim eğlenelim.

    neyse. şimdi işin en pislik kısmına geliyoruz. fem dersaneleri kısmına. iplerin esas koptuğu nokta. kimin bu tip dersaneler? gülen cemaatine bağlı insanların. hatta ek bir bilgi olsun, gülen cemaatine ait ilk okul izmir'de kurulmuştur ve kurucusu minik serçe'lerinin babasıdır. dönüyorum konuya; bu dersanelerin ve okulların beyin yıkama araçları olarak kullanıldıkları, hele ki ilk dönemlerinde, bir gerçektir. şimdi fazla ses edemezler, en fazla eğilimi olan çocukları toplayabilirler; zira recep tayyip faktörü var ve cemaate adam yetiştirmek zorlaşıyor her geçen gün. bu beyin yıkama merkezleri, ışık evleri ile birlikte, eğitim öğretim konusunda darbe üzerine darbeler gerçekleştirmişler ve çokça öğrenciyi, yurtlarına ve evlerine çekmeyi başarmışlardır. bu başarıları hala devam etmektedir ve yurdun neredeyse her yanında bir cemaat köpeğine ait yurt veya ev bulunmakta; gariban öğrenciler, bu ağların içine çekilmektedir.

    böyle bir ortamda, çağdaş yaşamı destekleme derneği ve benzer kafa yapısındaki kuruluşlar, cemaat hareketine köstek olmak zorundadırlar. ve bahsettiğimiz dönem, döşemeci abinin karısı başını bağladıktan sonra altına araba çektiği dönemlerdir. bu bağlamda, çağdaş yaşamı destekleme derneği ve türkan saylan birer düşmandır ve tasfiye edilmeleri gerekmiştir. ilk darbe, ikna odaları ile gelmiş ardından türbanlı bir avuç kızı canlı yayına yollayıp "türbanlarımız çıkartıyorlar" ve bu yemeyince "eğitim vermiyorlar!" diye bağırtmışlardır. benim dediğim şey ise şudur: hepiniz yalancı birer şarlatansınız. -

    açık ve net. türbanlı öğrencilere eğitim verilmiştir, fakat din eğitimi verilmemiştir. din eğitimini çağ dışı görüyor olmalarını eleştirebilirsiniz. ama eleştiri yelpazeniz ancak o raddede olabilir. daha fazlasına ne diliniz, ne de geçmişiniz yetmez. hatta öyle demagoji yaptı ki bu hayırsızlar, kadın kanser tedavisi yüzünden saçlarını kaybedip tülbent bağladığında, "türbana laf etti ama başını bağlıyor!" diye anırdılar. böyle şerefsiz insanların, bu derece şerefsizce yaklaşımlarından bahsediyoruz. ve ironiktir, aynı insanlar şimdi mısır'a ağlamakta ve suriye ile savaş çığırtkanlığı yapmaktadılar. neyse günümüzü boşverelim.

    bütün bunlar yemediği takdir de bağlandıkları bir dizi nokta bulunmaktadır. önce türkan saylan için hristiyan dediler. (gidip googl'a "türkan saylan hristiyan" yazın ve binlerce propaganda sitesiyle karşı karşıya kalın - fekat, o da nesi? - ) katolik doğumlu birisi olarak bunu zaten bir küfür olarak görmüyorum, gören varsa da hoşgörü dininden olduklarından da emin olabilirim zannediyorum. sonra lezbiyen olduğunu söylediler. vay arkadaş, nereye kadar inmiş bu piç kuruları. fantezilerini gerçekleştirme peşinde koşmuşlar resmen. en son islam düşmanında kaldılar ve demagoji tarihine adlarını altın harflerle yazdırdılar. türkiye cumhuriyeti'nin tarihi boyunca kendilerini mazlum rollerine sokabilmek için türlü çeşitli adiliğe imza atmış bu köpeklerin yalanlarına inanmak normal mi? hayır. en son ne halt ettiler; ergenekon, balyoz, kck falan derken bütün muhalif sesleri susturdular. bak, karşıt eğitim kurumlarını tasfiye etmekten bahsetmiyorum; muhalif sesleri içeri almalarından bahsediyorum. muhalif sesler susacak ki, itüsözlük denen bir sözlükte üç beş andaval, satılmış medyanın yalanlarını pazarlamaya devam edecek.

    peki dernek? dernek için pkk yuvası dediler, (bak bak bak - ) misyoner bunlar dediler. (islamcı geçinen teslimiyetçilerin gezegeninden dünyaya merhabalar - ) dediler de dediler, anasını satayım. sonuç? başarılı oldular ve hala işbirlikçilikte çığır açmaya devam ediyorlar.

    trt'de büyük takip diye bir programda şöyle diyorlardı - "istanbul üniversitesi’ndeki başı örtülü öğrencilere hipnoz yaparak, başını açtırmış, bir islam düşmanı" - neremizle güleceğimizi bilemiyoruz.

    fekat vakit gazetesinin haberini, her daim, tek geçerim. habercilik, doğruluk, dürüstlük budur. biz köpeğe köpek dediğimiz için "kendisini savunan tipler" olurken, bu tüy yumakları birer ulusal kahraman olacaklar! - - hatta eski beyoğlu müftüsü ihsan özkes'i bile suçlamaktan çekinmediler. o derecede hazımsız, kin besleyen mahlukatlar bunlar. -

    bu derneğin kaç kuruluşu mevcut, kendi bünyesinde? şöyle bir listeleri var:
    - 36 kız yurdu
    - 1 üniversite eğitim birimi
    - 1 lise
    - 24 ilköğretim okulu
    - 30 köy okulu ve öğretmen lojmanı
    - 41 ilköğretim okulu (marmara deprem bölgesine)
    - 5 anaokulu
    - bunlar dışında 30 derslik, 17 rehabilitasyon & kültür merkezi, 2 kütüphane ve yüzlerce okula ders araç-gereci yardımı

    bu derneğin amacı aydın insan yetiştirmek, değil mi? o halde bu derneğin en büyük düşmanı kim olabilir diye bir düşünün ve bu derneğin karşısındaki ekonomik, siyasi ve onursuzluk kuvvetlerini bir tartın. kimin aslında işgal altında, kimin aslında ikna odalarında olduğunu görmeniz zor olmayacaktır.

    bu uzun lafın kısası şudur, tiplerini zencilere emanet ettiklerim; bir insanın geçmişi hakkında iftiralarınız sıralamadan önce, daha önce yaptığınız demagoglukları hesaba katın ve yalanlarınıza kanılmaması için ak geçmişinizin ne kadar nur içinde olduğundan emin olun. yoksa göt olma yolunda samanlığa kıstırırlar sizi. - ağzımın bozukluğunu da şu şekilde anlatayım, sanki kimsenin umrundaymış gibi. arkadaş, ben bu omurgasızlarla çok uzun zamandır uğraşıyorum. gezi parkı direnişi ile birlikte, beyni yıkanmış bu arkadaşların nasıl faşistler olduklarını çok iyi gördük. tabi, bu sözlükte sürten kısmının sokağa çıkıp yurtsever avına çıktığını zannetmiyorum fakat halka açık bir platformda, insanlara yalanları anlatarak da kendi teslimiyetçi abi ve ablalarının propagandalarını yapmaya devam ettikleri sürece, izmir fuarı'nda eli sopalı bekleyen o şerefsiz sürüsüyle aralarındaki tek fark, bu tiplerin beyinlere hitap etme çabalarıdır. yeterince gariban çocuğu, ışık evlerinize yedirdik. artık kendi göbek bağımızı kendimiz kesmediğimiz sürece sizden kurtulamayacağımızın farkındayız.

    demokrasinin meyvesini bu tipler yiyor. görün.

    not: ben anlatacağımı anlattım. nasıl yalan söylerseniz söyleyin; isterseniz benim, türkan saylan'ın ruhunu çağırıp içine çekmiş bir satanist olduğumdan falan bahsedin; umrumda değil. 30 saniye içinde bu yazıyı okuyup eksi oy veren birisi, analiz eden bir insan olamaz, sadece bir hazımsız, bir iktidar yalakası, bir teslimiyetçi olabilir. o yüzden yutamayacağınız lokmayı ağzınıza alma- pardon, sizin ağzınızı abileriniz doldurmuştu zaten. mesaj atıp da mazlum ayağının ve demagojinin tillahını yapan mal uçurulduğuna göre geleneksel söylemimi şöyle sunayım - hayde, geldiğiniz gibi gidin!