1. çarpık sistem yüzünden gelişemeyendir.
    bizim toplumuzda mazeret kültürü gelişmiş, çarpık eğitim sistemiyle muhakeme yeteneği yok edilmiş, aklı fikri geyik, lay lay lom, o ne giymiş, bu ne sürmüş gibi boş beleşe kafa yoran insanlar olduğu sürece bu ülkede bilim falan gelişmez sayın youserler.

    yok eğitim, yok yatırım, bunlar bir yere kadar. bizim gençlerimizin bir çoğunun hayatı nasıl okuduğu zaten belli. değil geliştirmek bilim, ilim hakkında yazıyı okumaktan bile uzak insanlar olduğu sürece, millet uzaya gider, biz de yontma taş devrine gideriz.

    bilim kurumlarının başına alakasız insanların yönetici yapıldığı bir ülkemiz var. ülkemizde bir aselsan gerçeği de var. insanlar mars'a koloniler kuruyor, anfibiler geliştiriyor, canlı klonluyor, yapay organlar üretiyor, hastalıklara çare buluyorlar.

    biz bunları konuşurken adamlar geçen ay laboratuvarda biyolojik uzuv ürettiler(farenin ön ayağı), virscan adlı yeni tanı yöntemini buldular. bir damla kan analiziyle bugüne kadar maruz kalınan tüm virüsleri tespit ediyorlar.

    bizde madde kullananlar gibi keş kafamızla hayat bize güzel geyikleri yapıyoruz. sahi ya hayat bize güzel değil mi? bilim, ilim neyimize internetimiz var ohhh gez dolan kız/ erkek tavlamaya çalış, acunu izle, bu gün ne giysemi seyret vb gibi. ne güzel kafamız var bizim ne güzel insanlarız. e bize de bu yakışır " yontma taş devri" yabi dabi duuu.
  2. atanan din öğretmeni sayılarını matematik ve fen bilgisi ögretmenleriyle karşılaştırmamız yeterli. ülkede bilimi geliştirecek insanları gelistiremezken nasıl olacak o iş.
  3. olay ailede başlar. ilkokul yıllarından beri annesi, babası, akrabası kısaca çevresindeki herkes çalışıp iyi bir üniversiteden mezun olunca rahat ve zengin bir yaşama sahip olunacağı yönünde öğütler. akademik bir geleceğe kimse yönlendirmez. bilim için, insanlık için çalışmak gibi kavramların içi boştur.'' sen önce kendini kurtar'' algısı kişiyi ek bir şeyler yapmaktan alıkoyar. ona biçilen görev okulları sırasıyla bitirip, diplomaları almaktır.

    üniversite bir şekilde boş geçirildi, peki ondan sonraki yıllar? insanın en üretken olduğu yıllar olan üniversite sonrasında yine aynı çevre kişiden evlenmesini ister, sanki bekar biri toplum için potansiyel tehlike de. onlar kişi için eş arayışına geçmişlerdir. bilim için üreteceğiniz yıllarda onlar sizden yatakta üretmenizi ve onlara çocuk vermenizi ister. çocuk sahibi olununca da kişi tüm dikkatini ailesine vermek zorundadır.

    bu saydıklarım bilimin gelişmeme sebepleri arasında küçük bir yüzdeye sahip. olayı devlete bağlarız, toplum yapısı der geçiştiririz. esas olay yine kişinin kendisinde bitiyor. ''çalışana dağ dayanmaz'' dedikleri gibi isteyen insanın önünde kimse duramaz. olay bizim isteyip, istemememize bağlı.
  4. yahu allah aşkına, türkiye'de gelişen bir şey mi var da bilim de gelişsin. lütfen.
  5. ülkenin başında böyle insanlar varken vatandaşın da bilim insanı olması oldukça zor haliyle.
  6. insanların genel olarak bilimsel düşünmemesinden ve bilimin tanrılara yapılan bir hakaret olarak düşünülmesinden(*:yıl olmuş 2015) kaynaklanır. bunu en iyi çalışıyorsa kurcalama mantığında görebiliyorum ben.

    ha eğer illaki bilim yapılacaksa o da şu şekilde oluyor:

    1- devletten araştırma yapıcam ben denip yardım alınır. tüm koşullar hazır olduktan sonra yardım paralarının bir kısmıyla 2 porsiyon iskender döner yenilir.
    2- iki ayrı saksıya iki bitki konulur. birine her gün ayet-el kürsi okunur diğerine okunmaz. bir süre sonra ayet-el kürsi okunanın daha hızlı büyüdüğü gözlenir(*:oysa birini pencerenin önüne koymuşlar diğeri de karanlıkta kalmış...).
    3- bu iki bitkinin büyüme durumlarına dayanarak allah'ın varlığı ispatlanır.
    4- çalışma tübitak'a yollanır ve türkiye birincisi olur.
    5- welcome to turkey.