1. ülkemizde doğup büyüyen bir insanın hayatıdır.
    misal bebeğimiz doğmuştur. anne ve baba arasında yıllardır süren bir iktidar ve para kavgası vardır. anne ve baba iyi para kazanmaktadır fakat birlik olmadığı için kazanılan para değerlendirilemez. bebeğimiz büyümeye başladıkça sorunlar da büyür. bebek çocuk olmuştur artık. anne ve babasından bir şey istememeyi öğrenmiştir. öyle öğretilmiştir. en temel ihtiyaçlarını bile dile getiremez çocuğumuz. gençliğe adım atarken arkadaşlarından gördüğü şeyleri nadiren de olsa istediği zaman hayır cevabıyla karşılaşır. anne, git baban alsın der. baba, git annen alsın der. netice itibariyle varlık içinde yokluk çekerek büyür evlat.
    evlat ne zaman bir şey istese kavga çıkacağını bildiğinden hiçbir şey istemez olmuştur.
    en basitinden bir kitap almak istediğinde bile evde kavga çıkmaktadır. ne yapacağını bilemez halde para kazanmak ister. ancak aile, çocuğun para kazanmasını engellemek için her şeyi yapar ve başarılı olur. çünkü çocuk para kazanırsa okumaz.
    ha bu arada çocuğun okuldan, öğretmeninden ve arkadaşlarından nefret ettiğini kimse bilmez. pasif olarak mücadele etmeye çalışır. istek belirtmeyi öğrenememiştir çünkü. ve günden güne, suskun, içine kapanık mutsuz bir bireye dönüşür. birey adayı desek daha doğru olur belki. çünkü kendisiyle ilgili tüm kararları ailesi almaktadır.
    yıllar geçer ve üniversite hazırlığı başlar. çocuk saatler boyunca ders çalışmaya zorlanır. bu zorlamaya tepki olarak ders çalışmayı bırakır. saatlerce masanın başında oturarak duvarı seyreder. iyice sönmüştür ve resmen bir hayalete dönmüştür.
    son sene çıldırmak üzereyken enstrüman çalmaya karar verir.
    çaldığı enstrüman, çölde bir vaha gibidir. yıllarca ifade edemediklerini enstrümanıyla ifade etmeye başlar. kimse yine anlamaz. kısa zamanda çok iyi bir performans sağlar. disiplinli bir şekilde özveriyle çalışır her gün. hayatında ilk defa tadını çıkarır bir şeyin.
    sınav zamanı geldiğinde konservatuara gitmek istediğini söyler.
    ilk defa bir talepte bulunur. ciddi bir talepte. ailesi beton olur, duvar örer karşısına. kattiyen reddederler. çocuk ilk defa geri adım atmaz. karşılık verir. dik durur. destek bulmak için okuldaki hocalarına yaklaşır. hocalar, müzik eğitimine çocukluktan itibaren başlanılması gerektiğini söyleyerek ikinci darbeyi vurur.
    müzik kursuna gider çocuk. burada da destek bulamaz.
    son olarak müzik eğitimi aldığı hocasına gider. hocası, bunu hobi olarak yapması gerektiğini söyler, sen çok iyi bir eş, çok iyi bir baba olacaksın, bu enstrüman kolunda bir altın bilezik der. ancak çocuğu yüzüstü bırakmıştır.
    çocuk için enstrümanına sarılarak ağladığı geceler başlamıştır artık.
    madem istediğim şeyi yapmama izin vermiyorsunuz diyerek, saçma sapan bir bölüm tercihi yaparak ailesini ve dolayısıyla kendisini cezalandırır çocuk. artık tek isteği doğduğu evden uzaklaşıp özgürleşmektir. gittiği şehirde "hobi" olarak enstrüman çalmaya devam edebilir netice itibariyle.
    ne yazık ki aradığını yıllarca bulamayan genç. hiçbir şey yapmadan yıllarını geçirir. yerinde sayar. yaşıtları okullarını bitirirken o bir kaç ders dışında hiçbir dersi veremez.
    yıllar akar, akar... ve bir başka insan evladının daha yaşamı boşa harcanmıştır.
    oysa kimbilir bu insan evladı fazıl say gibi bir müzisyen olabilir miydi bilinmez.
    bu insan evladı kaçmak için üniversite tercihi yapmasaydı ne olurdu kim bilebilir.
    bütün bu süreçte yanında olan sevgilisi tarafından da aldatılmıştır.
    hayat yıkılmadığınız her bir tokat için yenisini atıyor sanki...
    20 li yaşlarda dökülmüş saçlar, çökük omuzlar, belki artık yazar olmaya hazırdır genç.
    neredeyse şeffaf bir hayalete dönüşmüş genç bir kimlik bulabilmek için yollara düşer. var olabilmek ister. yollara çıkar. gider, gider, gider... sessizlik huzur verir ona. uzaklaşmak. gerçekten yalnız olmak. sıcak güneşin ve erimiş asfaltın ne kadar huzur verici bir arkadaşlık yapabileceğini nerden bilebilirdi ki.
    başarılı olması için daha ne kadar başarısız olması gerekecek bu gencin.
    başarılı olsun olmasın, bu genç asla evlenmeyecek. asla çocuk sahibi olmayacak. çünkü çok iyi farkında ki kendi başarısızlıklarının faturasını çocuklarına kesecek, kendi korkularını çocuklarına aşılayacak. kendisinin engellendiği gibi çocuklarını engelleyecek.
    yine geçmişi geçmişte bırakacak olgunluğa erişmiştir hiç olmazsa.
    belki günün birinde çıkarıp dolabına koyduğu ruhunu yeniden giymek ister.
    o küf kokulu, güvelenmiş ve parçalanmış ruhtan geriye bir şey kaldıysa tabi.
    acımasız bir zalim nasıl oluşuyor böylece anlar genç.
    duygularını da ruhuyla beraber kaybetmiştir.
    last but not least, elveda genç ruh. iyi denemeydi...
  2. orta gelirli bir ailede doğmuşsa nispeten şanslıdır. aile en kötü ihtimal uygun bir özel hastanede kendisini dünyaya getirir ve doğmadan önce olabilecek problemlerine karşı önlem alabilir. alt gelirli bir ailede doğması durumunda işi tamamen şansa kalmıştır. ülkenin doğu ve güneydoğusunda doğmuşsa maazallah 6 aylıkken bile bir kurşuna hedef olup terörist sayısına dahil edilebilir.
    diyelim ki hiç bir sıkıntısı olmadan doğdu bu insan; anne baba cahil ise, işi zor. gerekli besinleri alamayacağı, babanın veya annenin veya her ikisinin de sigara bağımlısı olma ihtimali çok yüksek olacağı için küçüklükten itibaren evde soluduğu duman yüzünden astım, bronşit ve türlü hastalıklarla mücadele edecek, bağışıklığı zayıflayacak, beyin hücreleri normal hızla artmayacağı için öğrenme ve gelişim geriliği yaşayacak. bu durumların hiçbiri olmasa da bilinçli bir ailede yetişse de bu durumda hem anne hem de babanın çalışma ihtimali çok yüksek olacak. bu da çocuğun gereken aile sevgisini eksik almasına ve öz anne babasına yabancılaşmasına neden olacak. üstelik bakıcıların veya büyükannelerin elinde büyüyecek, 4-5 yaşlarında kreşlere gönderilecek. sürekli hastalanacak, ebeveynlerine ayakbağı olacak, onları gece uykusuz bırakacak, işten izin almalarına neden olacak, işverenleriyle problem yaşatacak ve ergenliğe ulaştığında okulda problem yaratacak.

    yine diyelim ki bunların hiçbiri olmadı ve eğitimli bir ailenin tam sevgi ve ilgisini alarak mükemmel bir çocukluk geçirip okul hayatında da başarılı oldu ve hayallerindeki üniversiteyi bitirdi. bu sefer iş bulma sıkıntısı olacak. devletten iş bulursa ne ala. ama bu sefer de devletten aldığı maaş kaliteli bir hayat için yeterli olmayacaktır. özel sektöre yöneldiyse cumartesi ve bazen pazar günleri dahil olmak üzere hafta içi geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalacak. kazancı iyi olsa bile harcamaya vakti olmayacak. tükenmişlik sendromlarıyla uğraşacak. işten kovulmamak için yırtınacak ve kendine ait zamanı olmayacak.

    diyelim ki iş konusunda da sıkıntısı olmadı. hem iyi geliri hem de sağlıklı mesai saatlerine sahip iş buldu. bu sefer toplum baskısı ile evlendirilmek istenilecek veya kendisi evlenme kararı alacak. kendisine uygun bir eş adayı ülkede mevcut olsa bile bu adayla rastlaşma ve her ikisinin de birbirini beğenme ihtimali çok düşük olacaktır çünkü ülkede onun gibi şanslı insan sayısı çok azdır. bu şans oyununda birinci olmak gibi bir şeydir. bazı oyunların haftalarca devredildiğini hesaba katarsanız çok az kişinin bu gruptan olacağını fark edeceksiniz.

    bunun dışındaki çok ama çok büyük bir kısım insanın hayatı mutlu geçmez. sadece temel ihtiyaçlarına ve toplumun geleneklerine uygun şekilde hayatta kalır. yaşar demek yanlış olur.
  3. ölümü arzulamak ile geçer. hemde her gün daha fazla bunu isteyerek. tek kurtuluş yolunun bu olduğunu başka şansının olmadığını düşünerek yaşar.
  4. herhangi bir yerde doğan bir başka insanın hayatından farkı yoktur. insanın olduğu her yerde insandan kaynaklanan, insana dair ve insani her şey varolacaktır. aslında uzun yıllardır insanlık yer ve zaman gözetmeksizin kendini ilkel şekilde muhafaza etmek konusundaki ısrarını sürdürmektedir.
  5. büyük insanlık gemide güverte yolcusu
    tirende üçüncü mevki
    şosede yayan
    büyük insanlık.

    büyük insanlık sekizinde işe gider
    yirmisinde evlenir
    kırkında ölür
    büyük insanlık.

    ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
    pirinç de öyle
    şeker de öyle
    kumaş da öyle
    kitap da öyle
    büyük insanlıktan başka herkese yeter.

    büyük insanlığın toprağında gölge yok
    sokağında fener
    penceresinde cam
    ama umudu var büyük insanlığın
    umutsuz yaşanmıyor.

    nazım hikmet / büyük insanlık.. 7 ekim taşkent 1958