1. bu sabah yaşadığım ufak çaplı kaza ile kendini hatırlatan fatal error.

    koruyucu ekipman kullanmak, trafik kurallarına riayet etmek gibi default özelliklerin yanında yolda sıkıştıran, sıfır mesafeyle sollamaya çalışan, makas atan vs. milyon çeşit yaşam formuyla başa çıkmak durumundasın.

    şeridi ortalamazsan sıçtın mesela. anında yanıbaşında basıp gitmekte olan bir tuğralı doblo ve içinde hızlı ve öfkeli bir kelleyi profilden ve çok yakından inceleme şansına sahipsin. hah, o profile iyi bak. çünkü memleketinin genel profili o işte.

    zaten bir yerden sonra matrix'teki neo moduna giriyorsun. belki kaşık bükemiyorsun ama arkadan yaklaşan aracın marka ve modelinden sosyo-kültürel prototipler ve davranış psikolojisi çıkarımlarından tut, her an önüne kırıp bir sapağa sapıkça dalabilecek dingil çıkabilme ihtimalini anında analiz edebiliyorsun. gözünün önünden eş zamanlı grafikler ve analiz raporları akıyor resmen yol boyu. niye çünkü, ortalık zincirinden boşanmış manyak dolu !

    ha bir de taksiciler... şu müşteri aranırken yolun sağında volta atan, bulduğunda feryat figan freni kökleyen, eğer müşterisi var ise mantara bağlamış mario modunda çılgın atan sarılar hani.

    boş yolda kaptırmış giderken, seni araçtan saymayıp yola atlayan yayalar, (bu mantığı hiç anlamıyorum ama çok fazlalar) selektör manyakları yahu hangi birini sayayım...

    sen bütün bunlarla uğraşırken, nihayet bir taksi yağmurlu havada son sürat yan yoldan önüne kırar, kontrolünü kaybettirir ve sen metrelerce savrulurken, gözünün önünden hayatın yerine asfaltın desenleri akıverir yakın çekim, high definition.

    önüne kıran taksici ise durmaz bile, basıp gider... yer seviyesinden, canına kasteden bir taksinin gidişini izlersin kısa film tadında.

    biraz uzun bir yazı oldu ama gelişine yazdım yaşadığım sinir bozukluğuyla.

    kamu spotu : mutlaka kask kullanın. bugün kaskım olmasaydı muhtemelen bu yazıyı random harflerle yazıyor olurdum.
  2. kesinlikle yapılmaması gerekendir.

    2002 yılında başladığım bu eyleme 2007 yılında, yeni dökülmüş tertemiz asfaltın üzerinde asfalt ile aynı renk bir kayanın şeridin ortasında bulunması ve üzerinden geçip yerde 100m sürüklenip kafamı kaldırıma vurmam ile aklım başıma gelmiş ve "bu ülkede motosiklet kullanılmaz" diyerek maceramı bitirmeme sebep olmuştur.

    süreçte yaşadığım sıkıştırılma, önüne atlayan yayalar, sağ şeritte giderken bile üstüne çıkmaya çalışan 4 tekerliler cabasıdır.

    tam koruma kullanmam sayesinde herhangi bir kalıcı hasar bırakmamıştır belirtmekte fayda var.

    kullanan 2teker tutkunlarına hala imrenerek bakarım, tekerinize taş değmesin metal atın efendileri. *
  3. susturucuyu söktürüp, emniyet şeridine ve en sol şeridin solundaki dar boşluğa motorsiklet şeridi dediniz mi tamam, tebrikler, türkiye'de motorsiklet kullanmaya başladınız. bir de kaldırıma park edin ve zaman zaman kaldirımdan gidin ve bunu yaparken de kaldırımda yürümek suretiyle yolunuzu kapatan yayalara korna çalın. aynısını yolda önünüzde giden arabalara da uygulayın. ters yön, tek yön de sizi bağlamaz, aklınızda tutun.

    evimle iş yerim arası trafik olmazsa 2 dakika ama hep trafik var ve 5-6 dakika sürüyor. altımda 7 kişilik suv var ve motorsikletliler sağımdan solumdan girip sıkıştırmaya çalışıyorlar, önüme kırıyorlar. ortasından sıkılmış diş macununa dönecek adam, idrakında değil. onlar bu garip manevraları yaparken sırf frene basmasam bu 5-6 dakikalık yolda her akşam 10 motor(cu) ezerim.
  4. kenan sofuoğluyla birlikte liseliler arasında yarışmaktır. belki sizde dünya birincisi olabilirsiniz.